k.

k.
@k1000k
Ordunun azami asker gücü 1916'da 800 bine ulaşmıştı. 1917'de gücü yarıya inmiş ve Ekim 1918'de savaş alanında geriye yalnızca 100 bin kişi kalmıştı. Ordunun en büyük sıkıntısı ulaşım zorluğuydu. Demiryolları tek hatlıydı ve bunlar daha henüz Toros ve Amanos dağlarından geçmiyorlardı, bu yüzden Anadolu (ve başkent) ile cephe arasında doğrudan demiryolu bağlantısı yoktu. Bir örnekle anlatılırsa bunun anlamı, Almanya'dan ithal edilen cephaneyi Filistin cephesine ulaştırmak için toplam on iki kez yükleyip boşaltma mecburiyeti demekti.
Sayfa 149·Kitabı okudu
Tarih
Reklam
İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya ortaklaşa Girit'i işgal etmiş ve Yunanistan'ın veliaht prensini oraya vali atamış bulunuyorlardı. Bundan sonra Girit, tıpkı (Osmanlı valisi olarak Bulgaristan Kralı tarafından yönetilen) Doğu Rumeli, ya da (İngilizler tarafından -Mısır'ın sadece unvan sahibi başkanı olan- Osmanlı valisi bir hidivle birlikte yönetilen) Mısır kadar Osmanlıydı.
Sayfa 108·Kitabı okudu
Tarih
Abdulhamit döneminin niteliği ve başarıları hakkında yargıya varmak için, her şeyden önce bu dönemin uzun bir zaman, neredeyse Osmanlı İmparatorluğu'na son verecek bir bunalımın ardından gelen nekahet dönemi olduğu akılda tutulmalıdır. 1877-1878 yıllarındaki olaylar İmparatorluğa yıkım getirmişti. Berlin Konferansı'ndan sonraki toprak kaybı muazzamdı. Romanya, Sırbıstan, Karadağ, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Tesalya elden çıkmış ve Anadolu'dan ve Kıbrıs'tan toprak yitirilmişti. Toplam kayıp İmparatorluk topraklarının yaklaşık üçte birine ve nüfusunun %20'den fazlasına ulaşıyordu.
Sayfa 104·Kitabı okudu
Tarih
Demiryolları taşımacılıkta devrime yol açmıştı. Balkanlar'da demiryollarının döşenmesinden önce atların çektiği dört tekerlekli arabalar kullanılıyordu ama bunlar Anadolu'da bilinmiyordu, ta ki 1877 sonrasında Balkanlar'dan kitleler halinde sığınmacılar gelene kadar. Asya taşrasında yük, hayvanların özellikle develerin sırtında taşınıyordu. Deve 250 kiloya kadar taşıyabiliyor ve günde yirmi beş kilometrelik yolu katedebiliyordu. Taşımacılık pahalıydı. Bir deve kervanının maliyeti her yüz kilometrede ya da dört günde ikiye katlanıyordu. Şimdi ise tek bir demiryolu yük vagonu 30-40 deve yükünü taşıyabilir ve bu yükü saatte yirmi beş kilometrelik bir hızla nakledebilirdi.
Sayfa 101·Kitabı okudu
Tarih ve Siyaset
Tanzimat dönemine sadece dış siyasal müdahaleler, idari reformlar, ya da ekonomik bütünleşme açısından bakılması yeterince anlaşılmasını imkânsız kılar, çünkü Tanzimat sınırlı olsa da kültürel bir devrim niteliği de taşıyordu. Tanzimat döneminde devlete egemen hale gelen kalemiye mensupları -artık bürokrattılar- yeni bir tipti. Bunların yükselmelerini sağlayan şey Avrupa'yı ve Avrupa dillerini bilmeleriydi. içlerinden birçoğu bu bilgileri Babıâli'nin Tercüme Odası ve Tahrirat-ı Hariciye Kalemleri'nde ve diplomatik hizmetlerde edinmişlerdi. Bilgileri de tarzları da yeniydi. Redingot ve fes giyiniyor, artık sık sık görüştükleri Avrupalıların arkadaşlığından hoşlanıyorlardı. Bu yeni yaşam tarzı Sultanlar'ı bile etkilemişti; artık toplumsal ve diplomatik toplantılara katılıyor, kendilerini başkent halkına gösteriyor, hatta çevre eyaletlere ziyaretler yapıyorlardı. Sultan Abdülaziz'in 1867'de Fransa ve İngiltere'ye yapmış olduğu seyahat görülmemiş türdendi: İlk kez bir Osmanlı hükümdarı barışçıl amaçlarla yabancı toprağına ayak basıyordu! “Islahatların babası” Reşit Paşa, onun yetiştirmeleri olan ve imparatorluk işlerini 1850-1860'larda yöneten Âli ve Fuat Paşalar, ünlü taşra ıslahatçısı Mithat Paşa, ünlü yasa hazırlayıcısı ve eğitimci Ahmet Cevdet Paşa gibileri bürokrasinin en iyi temsilcileri olan, son derece yetenekli kişilerdi. Ne var ki alt bürokratların birçoğu Batı hakkında sırf yüzeysel bilgiye sahiplerdi ve geleneksel Osmanlı usullerini züppece reddederek bu eksik bilgiye bel bağlar olmuşlardı. Bu kişilerin hem tebaasından zorla yeni şeyler isteyen merkezi bir devletin temsilcileri hem de yabancı bir kültürün taşıyıcıları olmaları, geleneksel Müslüman çevrelerde hiç sevilmeyen kişiler haline gelmelerine yol açmıştı. Batılılaşmış Osmanlı Hıristiyanları ve kuşkusuz
Sayfa 87·Kitabı okudu
Tarih ve Siyaset
Reklam