Dünya dün gece olduğu gibi vahşi görünmüyor.
Güneşli bir sabah olduğu için çok memnunum. Ama yağmurlu sabahları da seviyorum. Sabahların her türlüsü ilginçtir, öyle değil mi? Gün içinde ne olacağını bilmiyorsun ve hayal gücü için çok fazla yer oluyor. Ama bugün havanın yağmurlu olmadığına sevindim çünkü neşeli olmak ve acılara dayanmak güneşli bir günde daha kolay. İçimde dayanmam gereken çok şeyim olduğunu hissediyorum. Acılar hakkında okumak ve kendinizi onları kahramanca aşarken hayal etmek çok iyi ama gerçekten onları yaşamaya gelince pek de hoş değil, değil mi?
Caddedeki kalabalık beni sahiden sıktı. Ben ikide birde böyle oluyorum, bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen de hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret filan değil... İnsanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile... Sadece yalnızlık ihtiyacı...
Bir insanın bütün varlığıyla, karmakarışık ruhu, esrarı çözülmemiş vücudu, arzuları, itiyattan, ihtirastan, hülâsa, her şeyiyle size teslim olması, size iltihak etmesi ne muazzam bir şeydir!
Hastaneden uyuşuk, pelte pelte, pıhtı pıhtı fırlıyorum. Ben karın içine dalar dalmaz kar da kesiliyor. Severim karda gezmeyi. Elbette izimi belli etmeden.