I miss the way we retold each other the same stories as if we’d just remembered them. And the way we’d play along, asking questions to get at the details we already knew. I think it was so we would still recognise each other even as we changed. Like a snake is the same snake even after shedding its old skin. But now we are just the stories. You. Me. All of us.
If you were here, you would tell me that you would have fallen in love with me no matter when we met. Even when I was a horse, you would say. Even now, you would say. Even now you would fall in love with me.
I miss your name. I’m sorry, but I have forgotten it, too. I don’t look for it on the walls. The thought that I might read it and pass it by, just go on to the next name, is terrible. Like meeting you in another life and failing to recognise you.
Spoiler!!!!!
İthaki yayınlarının çevirdiği, hatta 'bantmag'de ilk 100 kitap içerisine giren kitaplardan biriydi. Bunu görünce kitabı satın alasım geldi. Ancak İngilizcesinin kolay olduğunu görünce orijinalini okuyayım dedim. Yazarı biliyordum ancak bu kadar garip ve korkunç hikayeler yazdığını bilmiyordum. Birkaç (yanılmıyorsam 7) hikayeden oluşuyor, hepsi de İspanya'nın şehirlerinde, daha çok ıssız veya 'kötü' sokaklarında geçiyor. Yıllar önce t-cavüz edilmiş çocukların ruhunun gezdiği bir bölgeden tutun 0lmüş sanatçının c3sedini yemeye çalışan fanlara kadar manyak öyküler var.. Yani her bölümün sonunda durup bi' nefeslenmem gerekti. Ama garip bir şekilde ilgimi de çekti, kitabı yarım bırakasım gelmedi.
Bu tarz garip korku hikayelerini seven insanlar için birebir olduğunu düşünüyorum, gerçi 'korku' kategorisine ne kadar girdiği tartışılabilir. Tüyler ürperticiydi ancak alışık olduğumuz 'korku' türünde değildi bence. Yazarı sırf merak ettiğim için farklı kitaplarını da okurum büyük ihtimalle, ama herkese de önermem. Ayrı ayrı hikayelerden oluştuğu için pek içini anlatamadım, kendi içimi döktüm ama olsun!! İncelememi buraya kadar okuduysanız thx <3