Kumru Aygün

Kumru Aygün
Mutluyum
Ankara
Çorum, 10 Eylül 1990
728 okur puanı
Mart 2019 tarihinde katıldı
Katil kim ya da Neden ???
Puan vermedi·256 syf.·
2026 10. kitabı
Agatha Christie'nin en önemli eserlerinden biri olan Doğu Ekspresinde Cinayet, 1933 yılında kaleme alınmış ve 1934 yılında yayımlanmıştır. Romanın İstanbul'daki Pera Palace Oteli'nde yazıldığı söylense de bu konuda net bilgiler bulunmamaktadır. Yazar, romanı yazarken Lindbergh olayından esinlenmiştir. Eser ayrıca yazarın ikinci eşi olan Max Mallowan'a ithaf edilmiştir. Romanda trende işlenen bir cinayet ve katilin bulunma süreci konu alınmaktadır. Ünlü dedektif Poirot, katilin bulunması sürecinde önemli bir rol oynar. Keskin zekâsıyla trendeki herkesi sorguya çekerken vicdanıyla da yüzleşmek zorunda kalır. Bu noktada önemli bir soru devreye giriyor: Vicdan mı, adalet mi? Neden para adaleti satın alacak kadar güçlüdür? Peki paranın gücü vicdanı satın almaya yeter mi? Adaleti para karşılığında satın alan insanlar bir gün Allah'ın huzurunda nasıl hesap verecekler? Hiç mi vicdan azabı yaşamıyorlar? Geceleri nasıl uyuyorlar? Kabus görmüyorlar mı? Hiç mi kaybetme, tükenme ya da bir gün bedel ödeme korkuları yok? Bunlar nasıl insanlar? Evet, yine bir Kumrike ve kafasında deli sorular... Tüm insanlar masum doğar. Onları kötülüğe iten şey aileleri, çevreleri ve içinde bulundukları şartlardır. Buna inanıyorum. Ama yine de bir çocuk katiline karşı merhametli olamıyorum ve katilin ödediği para karşılığında özgür bırakılmasını aklım da vicdanım da kabul etmiyor. Bundan yaklaşık otuz yıl önce üvey kızına yaptığı kötülüklerle tanınan bir kadın vardı bizim köyde. Ben o küçük kızın acısını hâlâ hissediyorum ve o üvey anneye bugün bile selam vermiyorum. İçimden gelmiyor. Çocuklar masumdur. Kitabı okurken katilin peşine düşmek yerine sürekli "neden?" diye sordum. Çünkü karakterlerin hepsi kendi dünyalarında yaşıyor gibiydi. İnsanların davranışlarının altında yatan nedenleri
Doğu Ekspresinde CinayetAgatha Christie · Altın Kitaplar · 201936bin okunma
Reklam
Biraz ben biraz sen biraz insan
Puan vermedi·274 syf.·
2026 6. kitabı
İnsan nasıl insandır? İnsanı insan yapan temel özellikler nelerdir? İnsan insan kalmalı mıdır, yoksa insanlıktan arınabilir mi? “Yeniden doğdum” deriz ya… Sahi nasıl yaparız bunu? Hayata sıfırdan mı başlarız, yoksa acı tatlı hatıralarımızı içimizde kabul edip kendimizi affederek mi devam ederiz? Kitap aslında tam olarak bu ve benzeri birçok sorunun etrafında dönüyor. Direkt cevap vermiyor ama insanı sürekli bu soruların içine çekip saatlerce düşündürüyor. Kitabın dili yalın değil. Yer yer Eski Yunanca, Latince, Sanskritçe ve Arapça kökenli kelimeler kullanılmış. Açıkçası bu beni rahatsız etmedi, tam tersine merakımı artırdı. Hatta birçok kelimeyi tek tek araştırdım. Anlatımı klasik bir hikâye gibi akmıyor. Daha çok düşündüren, sorgulatan bir yapısı var. O yüzden sadece okuyup geçmiyorsun, sürekli durup düşünüyorsun. Benim de bazı yerlerde gerçekten uzun uzun düşündüğüm, hatta gözyaşlarımı tutamadığım kısımlar oldu. İlerleyen sayfalarda tarihî kişiliklere ve vatan için fedakârlık yapmış insanlara yer verilmesi çok hoşuma gitti. 234. sayfada Şerife Bacı ile karşılaşınca gerçekten çok etkilendim. Günümüzde tarihi biraz unutan bir toplum olduğumuzu düşününce, böyle bir hatırlatma beni hem duygulandırdı hem de düşündürdü. Şerife Bacı ve onun gibi kahramanlar sayesinde bugün buradayız ve onları unutmamak gerektiğini bir kez daha hissettim. Genel olarak kitap, insanı kusur, mükemmellik ve varoluş gibi konular üzerine düşünmeye zorluyor. Sadece bir hikâye anlatmıyor; aynı zamanda insanı kendi içine döndüren bir tarafı var. Post-apokaliptik, yani büyük bir felaketten geriye kalan dünyayı anlatan bir kitap diyebilirim. Bu büyük felaket ne olabilir? Doğal afetler olabilir; bir de insanın kendi felaketi, kendi yıkımı… “Allah herkese taşıyabileceği kadar yük verir derler.
Şimal YıldızıOğuz Yılmaz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202647 okunma
Fakire İstifçi derler Zengine Müzeci :))
Puan vermedi·524 syf.·
2026 4. kitabı
Dil ve üslup sade anlaşılır anlatımı ise akıcı değildi. Tam bir işkenceydi . Aşkı bu kadar basitleştirip elle tutulur göstermiş ki gına geldi. Bence kitapta aşk falan yoktu . Kitabın bir kısmında Kemal’e bir kısmında Füsun’a söylenerek bitirdim :) Orhan Pamuk istifçiliği aşk olarak anlatmış ve anlatırken Dostoyevski ye benzemeye çalışmış ama o kıvamı yakalayamamış. Hayatta en nefret ettiğim istifçilik alışkanlığı müze masumiyetiyle kapanmış. Keşke Füsun’un 1243 sigarasını toplamak yerine bir psikiyatr a görünseydi Kemal . O zaman Füsun’a ilişmez ve Füsun’da kendi yağında kavrulup giderdi. Erkekle kadın arasında cinsel bir birliktelik yaşanması ne kadının hayatını bitirir ne de erkeği aşka yönlendirir. Erkeklerin kalbi yoktur zaten :) İstifçiliği masumlaştırmak yerine Füsun’un üzerinden konuyu devam ettirip güçlü kadın imajı çizmeliydi. O zaman daha akıcı olurdu. Fakir ve masum genç kız kandırıldı sonrasında çalıştı iyi yerlere geldi başka adama aşık oldu falan . Yani olsa tadından yenmezdi . Ama kızı servet düşkünü hırsının kurbanı erkeği ise ne istediğini bilmeyen karmakarışık biri olarak okudum. Yeminle gına geldi. Kitap gerçeklerden uzak hayal dünyasından ibaretti . Çünkü hiçbir türk erkek birlikte olduğu kadına aşık olup onun eşyalarını saklamaz değer vermez. Kullanıp attım tamam yenisi gelsin havasındadır çoğu. Kadınlarsa aşk kurbanı olmak da bir yere kadar deyip hayatlarına odaklanırlar . Kitap tam bir zaman kaybı okumayın . Ha bir de bundan sonra sigara içince kesinlikle bitireceğim ve hiçbir istifçinin bulamayacagı şekilde çöpe atacağım . Manyağın teki toplar falan uğraşamam ben
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma
Geçmiş ne güçlü
Puan vermedi·374 syf.·
2025 1. kitabı
Her ölüm bir başlangıç mıdır ? Her intihar bir başkasına mı sürükler ? Her aşk bir ihanetten mi doğar ? Her sevişmek bir yalnızlık mı getirir ? Peki nerde duygular nerde aşk nerde sadakat … Hayatıma dokunan bana kendimi hatırlatan Naoka’ya teşekkür ederim. Aslında söylenecek çok şey var kitap hakkında ama susmak daha anlamlı. Canım 20li yaşlarım kendimi hapsettiğim mezarlık için sizden özür dilerim
İmkansızın ŞarkısıHaruki Murakami · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma
Seni çok sevdim Dostum Pip
Puan vermedi·656 syf.·
2024 4. kitabı
Büyük Umutlar, Charles Dickens'ın 1861 tarihinde yazdığı romanı. İngilizcesi "Great Expectations"dır.Sade ve akıcı bir dili vardır. Charles Dickens’ın yazdığı 13. Romandır ve olgunluk dönemi eseri olarak da bilinir. 19. yüzyılda İngiltere’nin Victoria döneminde geçen eser; temaları, kurgusu ve karakter işlenişinin yanı sıra dönemin tüm özelliklerini olduğu gibi yansıtıyor. Romanımızın ana karakteri Philip Pirrip namı diyar Pip  Roman bana hiç yabancılık hissi vermedi. Çünkü karakterler hayatımın içindeydi.Pip seni çok sevdim ve olaylar karşısındaki olgun tavrını biraz da kendime benzettim. Yaşadığımız yıkımlar acılar haksızlıklar olmasaydı şu anki biz olmazdık olamazdık. Bizi biz yapan onlardır. O yüzden Pip gibi hayatı insanları sevelim kabul edelim ve pişman olmayalım.Çünkü kin nefret pişmalık insanı çürütür. Tıpkı Pip’in ablasına olduğu gibi. ‘Etrafı algılamaya başladığımdan beri her şeyin suçlusu ilan ediliyorum. Sürekli nankörlük vefasızlık yaramazlıkla suçlanıyorum . Ablam ve tanıdıkları ne zaman eve girsem beni eleştiriyorlar. İnsanın evi huzur bulduğu yerse ben evsiz barksız bir çocuğum. Ya da benim evim Joe .Ablamın eşi dünyanın en iyi en masum insanı ve benim en yakın arkadaşım.O olmasa ben bunca kötülük içinde kötü olabilirdim.Ablama neden her şeyin suçlusu olarak beni gördün diye soramadım ama Joe’ya her fırsatta bana kattığı iyilik için teşekkür ettim.Ve gelelim Miss Havingham; Onun için çok üzülüyorum. Bir kez terk edilip insanlara hayata aşka küsmüş ve sadece parası için sevilmiş. Oysa sevlmeye öylesine layık ki… Keşke ona birisi deseymiş ki : Mutluluk için asla geç değil. Hayata yeniden başlamalısın. Keşke onun da gerçek dostu olsaymış. Ve keşke evlat edindiği Estellayı bu kadar kibirli bencil yetiştirmeseymiş.Dış dünyadan habersiz bir fanusta
Büyük UmutlarCharles Dickens · Can Yayınları · 201718,4bin okunma
Reklam