Kafanın İÇinde Ne Var!
Aklını kullanabilen insanların bulunduğu bir dünyada, aklın yalnızca görsel kısmına takılı kalıp geçici hevesleri karakter zannedenler var. Duygularını ilke sanan, fikir yerine imaj üreten, kendini “iyi insan” etiketiyle pazarlayan sözde kusursuz insanlar… Oysa sapyoseksüel bir insanın dikkatini çeken şey; yüz hatlarının simetrisi değil, düşüncelerinin derinliğidir. Çünkü dış görünüş zamanla değişir, ezberlenmiş cümleler tükenir, roller düşer. Geriye yalnızca o kafanın içindekiler kalır. (A.ka)
Duygu ve Düşünce
Ördek Sendromu bu tanıdım
Huzurluyum” demekle huzurlu olunmuyor. Dilin bunu söylüyor olabilir ama bedenin bambaşka bir hikâye anlatıyor. Sürekli tetikte olmak, gergin duruşlar, kontrol etme ihtiyacı ya da küçük şeylere verilen büyük tepkiler bazen insanın kendi içinde hâlâ çözülmemiş bir mücadele taşıdığını gösterir. Bu durum psikolojide sıkça bahsedilen Ördek Sendromuna benziyor. Suyun üzerinde sakin ve zarif görünen ördek, suyun altında durmadan çırpınır. Dışarıdan bakıldığında huzurlu, dengeli ve her şey yolundaymış gibi görünür; fakat görünmeyen tarafta yoğun bir çaba, kaygı ve yorgunluk vardır. Belki de mesele huzursuz olmak değil, huzursuzluğu gizlemek için harcanan enerjiyi fark edememektir. İnsan bazen kendine karşı dürüst olmaya başladığında, rol yapmayı bırakır ve gerçek huzur da tam o noktada kendine yer bulur. (A.ka)
Psikoloji
Reklam
Sistem içinde sistem rol ve uyum
İnsana sunulan “rol” çoğu zaman bir seçim değil, içine doğulan bir uyum mekanizmasıdır. Aile, toplum, kültür ve eğitim bu rolleri fark etmeden şekillendirir; insan ise çoğunlukla uyum sağlayarak ilerler, bazen durur, bazen geri çekilir. Uyum sağlamayan sistemde görünürlük bir risk haline gelir; dikkat çeken ya bastırılır ya da sistemin dışında bırakılır. Böylece fark edilmeden her şey olup biter. Akıl tek başına yeterli değildir; çünkü aklın değeri, ancak sistem tarafından onaylandığı ölçüde görünür olur. Bu yüzden mesele sadece düşünmek değil, düşüncenin kabul edileceği zemini bulmaktır.(A.ka)
Alıntı
Kendi kanının tadından sarhoş olur.
Harese nedir, bilir misin oğlum? Arapça eski bir kelimedir. Bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiş- tir. Harese şudur evladım: Develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. Ama bunların çölde çok sev- dikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparır çiğne- meye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o ya- ralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle ka- rışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlii kendi kanına doyamaz ve engel olun- mazsa kan kaybından ölür deve. Bunun adı haresedir. Demin de söyledim, hurs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. Bütün Ortadoğu'nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarfoş olur. Livaneli
Duygusal uyuşma anatomisi diye bir şey var
Uyuşmuşluk hissini bilir misiniz? Ağrı gibi değildir; daha çok varlığı tam tarif edilemeyen ama yokluğu da inkâr edilemeyen bir rahatsızlık hâlidir. Nörolojik olarak duyunun azalması nasıl bir eksiklikten çok farklı bir algı biçimiyse, duygusal uyuşmuşluk da hislerin kaybolması değil, onlarla kurulan ilişkinin değişmesidir. Bazı yaşantılar insanda tam olarak üzüntü, öfke ya da kırgınlık yaratmaz; bunun yerine tanımlanması güç bir donukluk bırakır. Kişi ne hissettiğini bilir, fakat bunu dile dökmekte zorlanır. Dile dökebildiğinde ise çoğu zaman karşısındaki kişi sözcükleri anlar, fakat deneyimi kavrayamaz. Çünkü bazı duygular bilgiyle değil, yaşantıyla anlaşılır. İnsan bir hissin tanımını öğrenebilir; ancak onun zihinde ve bedende bıraktığı izi ancak deneyimlediğinde idrak edebilir. Bu nedenle bazı gerçekler anlatılarak değil, ancak yaşanarak anlaşılır. (A.ka)
1000Kitap
Kapkarakış!
Kar Şimdilik bilinen ömrümüzün en zorlu zamanı gibi, 2026 karakışında başlayıp yaz başında bitirme fırsatı bulduğum bir burukluk oldu bu kitap.. öyle de kalacak sanırım. Teşekkürler Ka! Ve kalan : “-Mutluluk nedir? -Bütün bu yokluğu ezikliği unutabileceğin bir dünya bulmak. Birisini bütün bir dünya gibi tutabilmek…” Teşekkurler Orhan Pamuk..
Alıntı
Reklam
Reklam