Fikir hırsızlarını biliyorum. İlham alınması elbette güzel bir şeydir; düşüncenin düşünceyi beslemesi, bir cümlenin başka bir zihinde yeni bir kapı aralaması kıymetlidir. Ancak ilham ile kopyalamak arasında ince değil, oldukça belirgin bir çizgi vardır. Doğrudan yazdıklarımın sahiplenilmesi hoş değil. Çünkü hırsızlığın her türlüsü, adı ne olursa olsun, emekle arasına mesafe koyar. Paylaşımlarımda yer alan “(A.K.A.)” ibaresi, o cümlelerin şahsıma ait olduğunu ifade etmektedir. Açıkçası cümlelerimin peşine düşmek, onların güvenliğini sağlamak ya da kim nerede kullanmış diye nöbet tutmak gibi bir niyetim yok. Çünkü biliyorum ki bir metnin kelimeleri kopyalanabilir; fakat onu doğuran düşünce, yaşanmışlık ve bakış açısı kopyalanamaz. İlerleyen zamanlarda yayımlanacak kitabımda bu satırların çok daha geniş hâlleriyle karşılaşacaksınız. O gün geldiğinde hangi cümlenin nereden doğduğu da zaten kendiliğinden anlaşılacaktır. Ben yazmaya devam edeceğim. ✍️ Çünkü bazı insanlar başkalarının cümlelerini taşır, bazıları ise kendi cümlelerini inşa eder.🧠🫀 Aradaki fark, zaman geçtikçe daha net görünür.(a.ka)👣
Duygu ve Düşünce
Dijital Kafesin Gönüllü Mahkûmları
Bazen sabah uyanırsın ve kendini bir Facebook teyzesi gibi hissedersin. Yapay zekâyla hazırlanmış videolara iç geçirip gözyaşı döken, kurguya gerçekmiş gibi sarılan kalabalığın içinde; ait olduğu yeri unutmuş bir fındık faresi kadar yalnız ve şaşkın bulursun kendini. Kalabalığın ortasındasındır ama sesin sana bile ulaşmaz. Tam da o sırada, yaşından beklenmeyecek kadar berrak düşünebilen bir çocuk uzatır elini sana. Çünkü bazen insanı yaş değil, farkındalık kurtarır. Sonra kendini, yapay zekâyla yapılmış içler acısı sohbetlerin arasında bulursun. İnsanların, kendi elleriyle kurdukları dijital kafeslerde özgür olduklarını sanarak dolaştıklarını izlersin. Teslimiyetlerini konfor, yalnızlıklarını tercih, bağımlılıklarını ise ihtiyaç zannederler. Sen ise evde kalan son yeşil bitkiyi sularken yakalarsın kendini. Bir an durup düşünürsün: Acaba ona gösterdiğin ilgi gerçekten bitkiye mi ait, yoksa içindeki son canlı parçayı kurutmama çabasına mı? Çünkü bazı dönemlerde insan çiçek yetiştirmez; umut yetiştirir. Etrafına bakarsın. Herkes bir şeyler anlatıyor, herkes görünür olmaya çalışıyor, herkes konuşuyor. Ama çok az kişi gerçekten düşünüyor. Gürültünün arttığı yerde anlam azalıyor. Bilgi çoğaldıkça bilgelik seyrekleşiyor. Sonra şu gerçekle karşılaşırsın: Uzaklaşmaya çalıştığın şey dünya değilmiş. Kendinmişsin. İnsan bazen kalabalıklardan değil, kendi özünden sürgün düşüyor. Ve bunu fark ettiği an, bütün aynalar birden konuşmaya başlıyor. Evet, sistemin içinde bir çarksın. Bir dişlin kırılsa dünya dönmeye devam eder. Algoritmalar çalışır, ekranlar yanar, içerikler akar, insanlar kaydırır. Ama sen durup kendine yatırım yaptığında, sistem değişmese bile hayatın değişir. Çünkü mesele çarkı döndürmek değil; dönerken aşınmamaktır. Mesele görünmek değil;
Psikoloji
Reklam
Firâz-ı zirve-i Sînâ-yı kahra yükselerek Oradan, Oradan düşmek ölmek istiyorum Cevf-i ye's âşinâ-yı hüsrâna... Titrek Parıltılarla yanan mesâ-yı mezbaha-renk Dağılırken suhûr-ı üryâna, Firâz-ı zirve-i Sînâ-yı kahra yükselerek Oradan, Oradan düşmek ölmek istiyorum Cevf-i ye's âşinâ-yı hüsrâna... Kanlı bir gömlek Gibi hârâ-yı şemsi arkamdan Alıp sürükleyerek, O dem ki refref-i hestîye samt olur ka'im Ve bir günün dem-i âlâyiş-i zevâlinde Sürüklenir sular âfâka şu'le hâlinde O dem ki kollar açar cism-i nâ-ümide adem Bir derin sesle "haydi" der uçurum, O dem, Firâz-ı zirve-i Sînâ-yı kahra yükselerek Oradan, Savt-ı ümmîd-i kalbi dinlemeden Cevf-i hüsrâna düşmek istiyorum. Ahmet Haşim
Sevilmenin birçok hâlini uyanıkken yaşayanlar, uykuda sevilmeyi en çok hak edenlerdir… Adı üstünde; uyku yarı ölüm, yarı teslimiyettir. Oysa sevginin ömrü, ancak uyanıkken sınanır. Çünkü insan, gözleri açıkken gösterilen sevgiye inanır; gözleri kapalıyken hissedilen sevgiye ise güvenir. (A.ka)
Duygu ve Düşünce
Ben de kelimelere anlamlar yüklemeyi seviyorum. Ama bazen düşünüyorum da; belki hayat, sandığımız kadar karmaşık değil, yalnızca sıradan bir cümleden ibaret. Asıl mesele, sıradan düşünmeden sıradan bir hayatın içinde yaşayabilmek. İnsan bazen sözcüklerini doğrudan söylemek yerine, onları katmanların arasına yerleştiriyor. Bu bir gizleme değil; anlatılmak isteneni daha görünür kılma çabası belki de. Ne kadar çetrefilli göründüğünü biliyorum. Fakat bilinç dediğimiz şey de biraz böyle çalışıyor. Bir kez farklı görmeye başladığında, eskisi gibi bakamıyorsun. (A.ka)
Duygu ve Düşünce
Karşıma çok akıllı insanlar çıktı. Az cahilleri de ayıklayınca şunu fark ettim: zeka, insanı etkileyebilir ama karakter insanın içinde kalır. Çünkü bazı insanlar konuşurken hayran bırakır, bazıları sustuğunda bile güven verir. Ve insan bir yerden sonra; kendisini yoran parlak zihinlerden çok, ruhunu incitmeyen olgun kalpleri seçiyor. En zor eleme cehalet degildi zaten; kibirle zekânın aynı bedende büyümesiydi.(a.ka)
Duygu ve Düşünce
Reklam
Reklam