Ve boyuna kendisinin peşinden koşuyordu insan. Karnında açlık denen ve kalbinde yurtsama denen hayvan. Ama ka çılacak bir vadi yoktu.
Muhammed Aleyhisselâm'ın Soyu ve Pak Soyluluğu
Muhammed b. Abdullah, b. Abdulmuttalib, b. Hâşim, b. Abdi Menaf, b. Kusayy, b. Kilâb, b. Mürre, b. Ka'b, b. Lüeyy, b. Gâlib, b. Fihr, b. Mâlik, b. Nadr, b. Kinâne, b. Huzeyme, b. Müdrike, b. İlyas, b. Mudar, b. Nizâr, b. Maadd, b. Adnan.
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bir davada iki taraf da haklı olunca ne olur? Dava, kuvvetle çözümlenir. İsrail bugün iki milyonluk nüfusuna rağmen Ortadoğu'da bir "Prusya'dır. İsrail'in Yahudileri Balat Yahudisi değildir. Almanya, İngiltere, Amerika, Macaristan ve Polonya'dan gelmiş şuurlu Yahudilerin çoğunlukta olduğu bu ülke millî inanç, disiplin, iktisadî güç, ileri teknik ve savaşçılık ruhu ile çok güçlü bir dev-lettir. En kuvvetli taraflarından birisi de dinlerinin millî din olmasıdır. Bugün yeryüzünde birkaç bin Karayım Türkü dışındaki bütün Museviler Yahudidir. Arapları tehdit ederek isterlerse Şam'a ve Kahire'ye girecekleri hakkın-daki sözleri gayet doğrudur. Çünkü Araplarda (Mısır, Suriye, Ürdün, Irak ve Lübnan'ı kastediyoruz) savaş ka-biliyeti olmadığı gibi, küçük bir azınlık dışında millete mal edilmiş millî inanç, ülkücülük, yüksek bir kumanda heyeti ve siyasî saldırıya Yahudiler başladıysa da ilk ha-zırlığı yapan ve savaşa başlayacağını belli eden Nâsır'dı. Savaşı başlatmak kararına rağmen Araplar ilk günde hava kuvvetlerini kaybederek yenildiler ve mazeret ola-rak da İsrail hava kuvvetlerini doğudan bekledikleri halde onların deniz üzerinden ve gerilerinden gelerek Arap radar sisteminin gözünden kaçtığını ileri sürdüler. Şimdi ne olacak? Karşılıklı komando saldırıları ve sınırlı hava akınlarıyla Arap-İsrail anlaşmazlığı sona ermeyecek, mutlaka yeni bir savaş patlak verecektir. Rus-lar istedikleri kadar Arapları silahlandırsın, ne yaparsa yapsın, önümüzdeki savaşı da İsrail kazanacaktır. Çünkü Araplar gerçekte yalnız olduğu halde İsrail yalnız değil-dir. Mizahî bir vecizeye göre İsrail, Amerika ve İngiltere adında üç Yahudi devleti vardır. Fakat son ikisi her zaman perde arkasında kalmaya mecbur ve mahkûmdur.
Sayfa 461 - Gözlem, 8 Mayıs 1969·Kitabı okudu
Ermenilerin 300.000 olduğu tarih, yaklaşık olarak 1779-1780 yıllarıdır. 1914'te Birinci Cihan Savaşı baş-larken bunların 1.500.000 kişiye yaklaşmış olmaları ne kadar hızla çoğaldıklarını gösterir. Bu çoğalış hem refahtan, hem de Ermenilerin askere alınmayışından ileri geliyordu. Bilindiği üzere, İmparatorluğun kan ve can vergisini yalnız Türk ırkı veriyordu. XX. Yüzyılın başında Ermeniler, Türkiye'de zengin-lik bakımından çok iyi durumda oldukları gibi, birçok sınâatları da inhisarlarına almışlardı. Sarraflıkla Türkleri soyuyorlar, kendi çocuklarını öğrenim için Batı ülkele-rine gönderiyorlar, bu çocuklar orada Türklük düşmanı fikirlerle aşılanıyorlardı. Bundan başka İstanbul'daki Amerikan Koleji de, Müslüman ve Hıristiyan azınlıkla-rına mensup çocuklardan Türk düşmanı yetiştirmede büyük başarı gösteriyordu. Dışardan da tesirler yapılıyordu. Ermenileri alet olarak kullanmak isteyen Rusya ile Osmanlı İmparatorluğu'nu kendi imparatorluğu için tehlike gören İngiliz İmparator-luğu ve haçlı seferlerinden beri Türk düşmanlığını bey-ninden ve gönlünden bir türlü silemeyen Fransa'nın telkin ve propagandaları, yemişini vermekte gecikmedi. Ana-dillerini unutup Türkçe konuşan Ermenilere Ermenice öğretildiği gibi, devlet aleyhindeki gizli teşkilatları ile de Türkiye'nin doğusunda büyük bir Ermenistan kurmak hülyasıyla faaliyetlere geçildi. Bundan sonrası malûm-dur. Birinci Cihan Savaşı'nın başında, Sarıkamış faciasın-daki 60.000 kişilik bir Türk ordusu soğuktan mahvolduk-tan sonra, Ruslar, Erzurum'a doğru ilerlerken, hazırlıklı bulunan Ermeniler de her yerde harekete geçtiler. İkmal teşkilatı bozuk olan Türk Ordusunu geriden vurarak, çekilişi bozguna çevirmek istediler. Aynı zamanda köy ve kasabalardaki Türkleri kadın, çocuk demeden öldüre-rek, müthiş bir Türk kırgını yaptılar.
Sayfa 444 - 445 Ötüken 1973, Sayı: 3·Kitabı okudu
K i br i n d e n Ö t ü r ü Ka t ı Y ü re k l i . - Nasıl ki adil olmak çoğu kez zayıflığı perdelerse, adil düşünen ama zayıf insanlar da bazen hırsları yüzünden aldatmaya başvururlar ve gözle görülür bir biçimde adaletsiz ve sert davranırlar - arkalarında bir güçlülük izlenimi bırakmak için.
Şindiki gençler bilmez: Gülhâne Hatt-ı Hümayun'u fermân edilene dek, gayrimüslimler kadının huzurunda bizimlen bir tutulmaz idi. Gâvur, belli bir kıyafet giymeğe mecbur edilir idi. Gâvurun serpuşu, iskarpini bizden başka olacak idi, zinhar bir müslümanın kisvesine bürünemez velev bürünseler şedit bir suretde mücazât görür idiler. Hele bir müslüman yoldan yürüye, bir gayrimüslim de onun önünü kese! Asla ve kať'a mümkin değil idi! Velhâsıl benim fikrim o ki dün belli bir kıyafet giymeğe mecbur etdiğimiz, müslüman kıyafeti giymeyi men etdiğimiz gâvur takımı; sonra tutdu bize o şapka denen şen'i serpuşu icbar etdi. Dünün hıncını ve de intikâmını aldı.
Sayfa 54·Kitabı okuyor
Edebiyat