Kapkarakış!
Kar Şimdilik bilinen ömrümüzün en zorlu zamanı gibi, 2026 karakışında başlayıp yaz başında bitirme fırsatı bulduğum bir burukluk oldu bu kitap.. öyle de kalacak sanırım. Teşekkürler Ka! Ve kalan : “-Mutluluk nedir? -Bütün bu yokluğu ezikliği unutabileceğin bir dünya bulmak. Birisini bütün bir dünya gibi tutabilmek…” Teşekkurler Orhan Pamuk..
Alıntı
YAHYA - BETAL diyarî we û şevê..
Ez bi kude herim li dû min siya min xem in Ez jê direvim li dû min ew jî dibezin Ka ez ê ji kê'r bêjim her kes bi kar û bar Ez tenê betal im ji derda re nobedar... open.spotify.com/track/0kyEPnuM2...
Muzîka Kurdî
Reklam
Düşünce Trafiğinde Bir Yaya (Absürt Deneme)
İnsanlar neden “koltuk altı” demiş de “kol altı” dememiş, onu düşünürken aklıma şu geldi: Kolun ne ara oturacak kadar statü kazandığını kimse açıklamıyor. Şimdi burada aniden “imdat” diye bağırsam, yardım etmek isteyenle video çekmek isteyen arasında ilginç bir yarış başlar mı acaba? İnsanlar başkaları hakkında nasıl bu kadar emin konuşabiliyor? Ben kendimden bile bazı günler emin olamıyorum. Birine “yanlış düşünüyorsun” desem, o da bana aynı şeyi dese, ortada iki yanlış mı olur yoksa iki farklı doğru mu? Acaba kulağımdaki tıkaçları fark eden oldu mu? Yoksa insanlar beni çok iyi bir dinleyici sanıp içlerinden takdir mi etti? Tebessüm ederek etrafa bakarken, içimde yüz sekiz sekme açık olduğunu anlayan biri var mıydı? Buradan koşarak uzaklaşsam peşimden gelen olur mu, yoksa herkes benim spor hayatına aniden dönüş yaptığımı mı düşünür? Yüzümden okunmayan düşünce sistemimi çalıştırırsam ortamın işlemcisi kaldırır mı? “Ben aslında burada yokum, bedenimi kısa süreliğine park ettim.” desem, otopark ücreti çıkar mı? Maruz kaldığım bu sesli ama sessiz titreşimleri hangi çöp konteynerine atacağımı düşünürken aklıma geldi; acaba zihinsel geri dönüşüm kutusu neden hâlâ icat edilmedi? Bazı insanlar beni dinlerken gerçekten beni mi dinliyor, yoksa konuşma sırasının kendilerine gelmesini mi bekliyor? Bankta otururken bankın benden daha huzurlu görünmesi normal mi? Bir insanın “çok rahatım” derken ayağını saniyede on iki kez sallaması bilimsel olarak nasıl açıklanıyor? Telefonuma bakmadan oturunca insanlar beni derin düşünceli mi sanıyor, yoksa şarjımın bittiğini mi? Bazen öyle sorular geliyor ki aklıma, cevaplarını bilsem bile inanmazdım.A.ka
1000Kitap
Çok yönlü düşünmenin bedeli, bazen sıradan sohbetlerin içinde yalnız kalmaktır. Zihin derinleştikçe her söz anlam taşımaz, her konuşma iz bırakmaz. Ama bunun karşılığında insan önemli bir yeti kazanır: Ne söyleyeceğini degil, neyi nasıl düşünecegini bilmek. Çünkü bilincin olgunluğu, kelimelerin çokluğunda degil; düşüncenin yönünü seçebilmesindedir. (A.ka)
1000Kitap
Kıymetini Ölmeden Bil
Öldükten sonra kıymeti bilinen, yokluğuyla hatırlanan daha çok kıymetlenen insanların ülkesi burası. Oysa mesele, ardından güzel sözler bırakmak değil; hâlâ nefes alırken kendine ulaşabilmek, kendini yaşayabilmek ve hayatın hakkını verebilmektir. Çünkü insan, kendi değerini ancak yaşarken fark ettiğinde gerçekten yaşamış sayılır. Diğer türlüsü; kalabalıklar içinde kaybolmuş, iz bırakmadan geçen boş bir ömürden ibarettir. A.ka
1000Kitap
Alışkanlıklar yokluk olunca eksiklik kaçınılmaz olur ama kusur bir milim oynamaz çünkü kusur başlı başına sabittir. Değişen kusur değil, ona bakışın olur; yakındayken "katlanırım" dediğin şey, uzakta "özlenir"e dönüşür. Ve insan en çok, katlandığını sandığı şeye aslında alıştığını kaybedince anlar.(A.ka)
1000Kitap
Reklam
Reklam