Sizin fantezi sandığınız bizim gerçeğimiz vol.8
Bizans romanı, yahut 'Bizanten Roman', kahramanlarının bitmez tükenmez bir sergüzeştler dizisi içinde adeta soluk almaksızın hazan yaprağı gibi sürüklendiği bir tarzdır. Burada sevgililer; alçakça entrikalar yüzünden ayrı düşer, hedefi belli olmayan deniz yolculuklarına çıkmak zorunda kalır, korkunç birtakım düşmanların eline tutsak düşer, yanlışlıklar ve hatalı anlamalar birbirini kovalar, baskınlarda bir birine en yakın insanlar ayn yerlere savrulur, gemi kazaları, kıyafet değiştirmeler, gizlice tehlikeli konaklara sokulmalar gırla gider. Birbirine deliler gibi aşık iki genç insan yıllarca bir 'oh' diyemez. Makus talih onlara ancak ayda yılda bir kere sekiz on dakika biraraya gelme imkanı tanır, sonra yine ka derin sert bir darbesiyle aksi istikametlere sürüklenirler. .. Ya ni felaket bir durum . . . Sakın ezbere konuştuğumu sanmayı nız, neden bahsettiğimi çok iyi biliyorum . . . Kaç aydır benim de başımda buna benzeyen bir problem var. Bakalım nasıl hi tama erecek? İnşallah ermez. . . Bu 'Bizans Romanı' yahut 'Bizanten Roman' türünün adamakıllı dejenere bir tezahürü ne günümüz Türk gazetelerindeki bazı tarihf resimli roman tefrikalannda rastlayabilirsiniz.
Sayfa 91
☆ ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE ☆
Asım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek: O benim sun'-i bedî'im, onu çiğnetme" dedi. İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmiyecek. Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar... 0, rükû olmasa, dünyada eğilmez başlar, Yaralanmış temiz alnından, uzanmış yatıyor, Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor! Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker! Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i... Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şânlı idi. Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? "Gömelim gel seni târîhe" desem, sığmazsın. Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab... Seni ancak ebediyyetler eder istîâb. "Bu, taşındır" diyerek Ka'be'yi diksem başına; Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sayfa 829·Kitabı okuyor
Şiir
Reklam
Kadı İyad (rahimehullah) şöyle dedi: "Bir âlim, öğrendiğiyle amel edene ka-dar cahildir. Her ne zaman ilmiyle amel ederse o zaman alim olur." (İktidêu'l Ilmi ve'l Amel s.49) Bu nedenle bazı âlimler cehaleti; "Geçici zevkleri sonsuz zevklere tercih etmek olarak tanımlamışlardır." (Bagavi tefsiri 2/184) Kurtubî tefsiri Nisa sûresi 17. Ayetin tefsiri)
Sayfa 13 - Minber Yayınları
Ka kişisel mutluluğu için insanın hiçbir şey yapmamasının en büyük mutluluk olduğuna kendini inandırmış ahlakçılardandı
Aşık olmaktan, sınırlı aşk hayatlarını yanlızca bir dizi acı ve utanç olarak hatırlayanları kuvvetli iç güdüsüyle ölesiye korkardı Ka
Muhammed b. Ka'b el-Kuranî rivâyet ediyor: "Adamın biri Süleyman (a.s.)'a gelir ve kazlarının komşuları tarafından çalındığını iddia eder. Hz. Süleyman halkı mescide toplar. Sonra minbere çıkıp, "İçinizden biri hem komşusunun kazlarını çalıyor; hem de çaldığı kazların tüyleri kafasında olduğu halde utanmadan mescide geliyor!", deyince cemaattan biri eliyle kafasını sıvazlar. Bunun üzerine Süleyman (a.s.) "Tutun! İşte hırsız budur!" der."
Sayfa 22·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Reklam