Çok önem taşımayan bir karar alırken bütün artıları ve eksileri gözden geçirmenin çok faydası olduğunu gördüm. Gelgelelim eş ve iş seçimi gibi daha hayati meselelerde, karar bilinçdışından, içimizde bir yerden gelmelidir. Özel hayatla ilgili önemli kararlarda, bana kalırsa, tabiatımızın daha derinlerinde yatan içsel ihtiyaçlar bizi yönlendirmelidir.
Freud
Alışkanlıkları kırmak, rutinleri zorlamak ve değiştirmek her zaman en zenginleştirici ve en geliştirici deneyimlerin kapısını aralar.
Hep aynı sorgulanmamış döngüler içinde yaşamak algı, düşünce ve tepki sistemlerinin hep aynı tekrarları sergilemesine neden olur. Bunun sonuçları ise çoğu zaman pek acıdır.
Elbette yaşarız; canlılığımızı sürdürürüz. Fakat sırf zihinimizin otomatik algı ve yönetim devreleri nedeniyle önümüzdeki yeni fırsatları göremez, hayat amacımızı gözden geçiremez, çok daha iyi ve doyum içinde bir hayat kurabileceğimizi fark edemez, bizi sıkan yahut üzen şeyleri bir türlü değiştiremez, "mutluluk" sandığımız nice kölelikten kurtulamaz, anı biriktiremez ve neticede "buradan giderken" kendimizi çoğunlukla "hevesi kursağında kalmış" sürekli beklemede yaşamış, herşeyi ertelemiş ve pişmanlıklarla dolu bir insan olarak bulabiliriz!