kaathelva

Puan vermedi·96 syf.··
2021 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2021 01:49
Le Bon’un “sosyal bulaşma” ve McDougall’ın “grup zihni” yaklaşımlarının kritiğiyle başlayan bir değerlendirmenin ardından, Freud grup üyeliklerini “özdeşim, ego ideali, narsisizm ve libido” gibi psikanalitik kavramlar çerçevesinde ele alıyor. Bu bakımdan sadece kitlesel eylemlere değil bireysel eğilimlere de vurgu yapıyor. Elbette günümüzde Sosyal Psikoloji ve Sosyoloji gibi disiplinlerin grup dinamikleri konusunda çok daha kapsamlı analizlerine ulaşabiliyoruz. Fakat sıklıkla Psikanaliz’den ödünç alınan kavramlarla ortaya atılmış ilk kuramları tanımak açısından bu eserin oldukça önemli bir yapı taşı olduğu yadsınamaz. Sorun şu ki; çeviri dili oldukça zorlayıcı ve kopuk. Sıklıkla düşük cümlelere ve ifade bozukluklarına rastlamak okumayı zevksiz ve anlaşılmaz kılıyor. Dilin gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum, aksi takdirde konuya aşina olmayan kişiler için okunması ve anlaşılması güç olacaktır.
Grup Psikolojisi ve Ego AnaliziSigmund Freud · Tutku Yayınevi · 2014934 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Karanlık ve distopik bir gerçeklik
8/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2021 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2021 01:52
İsmi verilmeyen bir şehirde ismini bilmediğimiz bir kadınının otoriteyle, yoksullukla, sevgisizlikle örülü öyküsü. Karanlık bir distopya romanı adeta, fakat anlatılanlar Çavuşesku dönemindeki Romanya’da totaliter bir rejim altında ezilen yoksul ve mutsuz halkın portresini çiziyor. Özgürlüğe gidecek tek çıkar yolun bir İtalyan koca bulmak olduğuna inanan bir kadının bu amaçla yaptığı gülünç hamle sonucu yakalanması sonrasında devlete hesap vermesi gerekiyor. Elini öperken parmaklarını sıkıp canını yakan bir albaya ifade vermeye gidişini her okuyuşumuzda bu tacizkar adamın kadına yönelik politikaların bir temsili olduğunu seziyoruz. İspiyonculuğun ve hatta iftiranın kurbanı olmanın bedelini ödeten bu sistem, okurken pek de yabancılık hissettirmiyor. Aile ilişkileri, romantik ilişkiler...hepsi soğuk ve alışık olmadığımız düzeyde mesafeli. Kahramanımızın mı duygularla arası iyi değil yoksa sistem mi duyguları yaşatmıyor emin olamıyoruz okurken. Mücadele ettikleri sistemde tükenen ve akıl sağlığı sorunları yaşayan kadınların öykülerinden söz ediyor bize ara ara, kitabın sonunda ise “delirmeyelim” temennisinde bulunurken gülüyor. Bence ülkemizde hak ettiği değeri görememiş oldukça sarsıcı ve düşündürücü bir roman. Dilin ve çevirinin yaşattığı kopukluğa vurgu yapanlar olmuş, kişisel fikrim bu yönde değil. Kullandığı farklı uslup zorlayıcı olabilir. Belki de distopyaları seven bizler gerçek hayattaki distopyayla yüzleşmekten pek de hoşlanmıyoruzdur.
Edebiyat
Keşke Bugün Kendimle KarşılaşmasaydımHerta Müller · Siren Yayınları · 2015619 okunma