Puan vermedi··
Beğendi
MUHTEŞEMMMMM Erich Scheurmann ( 1878, - 1957) Alman yazar ve ressamdır. En çok Göğü Delen Adam adlı eseriyle tanınır. Eserin Yayın Tarihi: 1920 Kitap, Samoa yerlilerinin gözünden Batı uygarlığını eleştirir. Modern insanın: * Paraya aşırı önem vermesini, * Zamana köle olmasını, * Tüketim ve gösteriş peşinde koşmasını, * Doğadan uzaklaşmasını sorgular. Eser, insanın doğayla uyum içinde ve daha sade bir yaşam sürmesinin değerini vurgular. Samoalı bir kabile reisinin, Avrupalılar (“Papalagi” yani “göğü delen adam”) hakkındaki gözlemleri anlatılır. Reis, beyaz insanların yaşam biçimini dışarıdan bir gözle değerlendirir ve modern dünyanın tuhaflıklarını, çelişkilerini ve mutsuzluk kaynaklarını ortaya koyar.
Göğü Delen AdamErich Scheurmann · Ayrıntı Yayınları · 202017,2bin okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2026 15. kitabı
Izutsu bu kitabında bize Kur'an'ın kelimelerle yaptığı bir "zihin ameliyatını" gösterir. Kur'an, vahşet, intikam, kabile asabiyesi ve kibir üzerine kurulu olan bir çöl toplumunu; adalet, merhamet, ahiret bilinci, şükür ve hilm üzerine kurulu evrensel bir medeniyete dönüştürürken, bunu kelimelerin anlamlarını dönüştürerek başarmıştır.
Kur'an'da Dini ve Ahlaki KavramlarToshihiko Izutsu · Pınar Yayıncılık · 2013112 okunma
Reklam
Bizimle değilsin Marloo, üzgünüm :)
Puan vermedi·216 syf.·
2026 171. kitabı
Arkadaşlar başıma bir şey gelmeyecekse öncelikle bir önceki incelemedeki gibi bir yorumla geleceğimden şüpheniz olmasın ve bir daha bir daha diyorum ki bestseller kitaplar gerçekten fazlasıyla şişirilmiş gereksiz bir satış rekoruna ulaşmış diye düşünüyorum, elbetteki benim gibi düşünmüyor olabilirsiniz ama ben ruhsal ve içsel yolculuğa bir kabile ile aylarca devam ederek ulaşılabileceğine asla inanmıyorum. Bunun çok daha başka yolları olduğunu biliyoruz bir çok ritüel var bu da onlardan biri belki ama bu kadar ilkel bir şekilde yaşayıp yılandan tutun da karıncaya varana kadar yemek başımızın üzerinde deve derisiyle gezmek, bir çölü yalınayak aylarca yürümek, bir çok günlük ihtiyacınızı farklı şekillerde gidermek inanılmaz iğrenç ötesi bunlara şahitlik etmekte midemi bulandırdı açıkçası ve ben beni derinden etkileyen hiçbir şey yaşadığımı söyleyemeyeceğim pek, yaralı insanları tedavi etmeleri okey farklı bir yöntem ama buna günümüzde geliştirilmiş bir çok tıbbi metotla zaten erişebiliyoruz şükürler olsun. Ruhsal bir deneyimden bahsediyorsak dini eylemlerle de bunu yapabiliriz, inancı yoksa insanların farklı ritüellerle de buna ulaşıyorlar. Yani aklıselim bir insanın kalkıp bir kabileye öyle ya da böyle karışıp yalınayak onların saçma sapan kıyafetleriyle yol alması, olanlara tanıklık etmesi emin olun ki sadece var olduğu o an içindeki ambiyans için geçerli oradan kurtulup günlük yaşamımıza döndüğünüzde elbetteki yaşadıklarınızı unutamazsınız birer deneyim olarak kalırlar ancak var olduğunuz hayata çok kolay adapte olacaksınızdır çünkü medeniyet her şeydir sahip olduklarınızdan vazgeçemezsiniz bir bilgeliğe ulaşmak için de bu eziyetlere katlanmanın çok anlamsız olduğunu düşünüyorum kaldı ki yazar da sonrasında kendi dünyasına çok çabuk adapte oluyor zaten:) Ve kltap
Bir Çift YürekMarlo Morgan · Nemesis Kitap · 202527,5bin okunma
9/10
·350 syf.··
Beğendi
·
2026 120. kitabı
Herkese Merhaba Bugün sizlere Hakim Türkmen kaleminden Kiralık Kral kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 351 sayfalık bir kitap • Parasız ve dibe vurmuş olan kahramanımız Bertuğ, internetteki kiralık kral ilanına başvuruyor. Mülakattaki vizyonu ise: "Kafamdaki plan; kimseye çaktırmadan muasır medeniyetler seviyesine çıkıp sonra bir anda arayı açmak." Ve karşınızda Zigonya kralı. ​• Tahta geçer geçmez ilk kanununu ilan ediyor: "Sıradan ayrılan, döndüğünde en arkaya geçmek zorundadır." Tabii kabile halkı buna ifadesizce bakıyor; çünkü adamların derdi sıra değil, düpedüz açlık. ​• Ülke töresine göre, ölen eski kralın 80 küsur karısı artık otomatik olarak Bertuğ’un. Hayatında bir kadının elini tutmamış bu İstanbullu çocuk için tam bir şok. ​• Zigonya’nın acı gerçekleri ise tam dram: Üretim sıfır, gençler kaçıyor, altyapı yok, hazine bomboş. Halk bilime değil yaşlılara inanıyor, kadına değer verilmiyor. Üstelik tüm mallar batılı sömürgecilerden ithal ediliyor. ​• Bertuğ bu ilkel düzeni yıkmak için radikal bir sekülerleşme hamlesi başlatıyor, tek eşliliği savunuyor. Halkın yiyecek balığı yokken, batılılaşma sembolü olsun diye ülkeye Opera Binası diktiriyor. Bina havadan hurma şeklinde görünse de memlekette havadan bakacak tek bir uçak bile yok. ​• Gelenekleri zorla değiştirmeye çalışınca işler çığırından çıkıyor. Bertuğ koltuğu korumak için diktatörleşmeyi denese de isyanı bastıramıyor ve nihayetinde havlu atıyor. Getirdiği tüm batılı reformları tek tek iptal ediyor. ​• En büyük darbe ise ülkenin kimliğine vuruluyor: "Zigonya ismi silinecek, Ayebere Krallığı dünyaya ilan edilecek." ​Bertuğ sömürgeciliğin bu sinsi çarkında bir piyon mu olacak yoksa kral mı? Cevabı kitabın sonunda. Hem çok akıcı hem de acayip zekice kurgulanmış bir
Kiralık KralHakim Türkmen · Bedevi Yayınları · 202611 okunma
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2026 69. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 21:40
“Gitti ammâ ki neylesin bî-çâre Âteş-i dille cân ü dil pâre” Şeyh Galib’in henüz 26 yaşındayken, “Nâbî’nin Hayrâbâd’ından daha iyisi yazılamaz” iddiasına meydan okuyarak 6 ay gibi kısa bir sürede kaleme aldığı Hüsn ü Aşk, Türk edebiyatının sadece en parlak mesnevilerinden biri değil, aynı zamanda tasavvufi ve alegorik bir şaheser Kitap, aynı kabilede doğan, birbirlerine aşık olan Hüsn (Güzellik) ile Aşk’ın hikayesini anlatır. Ancak bu sıradan bir kavuşma hikayesi değildir. Kabile büyükleri, Aşk’ın Hüsn’e kavuşabilmesi için onu Kalp Diyarı’na (Diyâr-ı Kalb) gönderir ve oradan Kimya’yı getirmesini şart koşar. Aşk’ın çıktığı bu yolculuk, aslında insanın kendi içine, nefsine ve hakikate yaptığı yolculuğun (seyr-i sülûk) ta kendisidir. Yol boyunca karşılaştığı engeller, devler ve cadılar insanın dünyevi hırslarını ve nefsin oyunlarını temsil ederken; ona rehberlik eden Suhan (Söz/Akıl) ise mürşid-i kâmili simgeliyor. Aşk o kadar acı çekip, o kadar yol yürüdükten sonra anlıyor ki: Aradığı Hüsn, aslında kendisinden başkası değilmiş. Yol da kendisiymiş, yolcu da, o uğruna canını dişine taktığı sevgili de... Bizim de hayatta peşinden koştuğumuz, “O olmadan asla mutlu olamam” dediğimiz şeyler (başarılar, sevgiler, unvanlar) aslında günün sonunda dönüp dolaşıp kendi içimizde tamamlamamız gereken eksiklikler değil mi? Aşk’ın geçtiği o zorlu yollar, aslında bizim kendi nefsimizle, egomuzla verdiğimiz mücadeleymiş meğer. Hikayenin sonunda Aşk’ın anladığı o büyük sır, edebiyat tarihinin en ters köşe ve en sarsıcı finallerinden biridir: Aşk, aslında Hüsn’ün ta kendisidir. Yol da yolcu da aranan da aslında tek bir kaynaktan ibaret Hüsn ü Aşk, aceleyle okunup bitirilecek bir kitap değil; her beytin üzerine dakikalarca düşünülecek bir tefekkür yolculuğu. Klasik edebiyatımızın bu
Hüsn ü AşkŞeyh Galip · İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,680 okunma
10/10
·352 syf.··
2021 11. kitabı
Beatrice Forbes Manz, Timur’u sadece vahşi bir istilacı veya dahi bir komutan olarak değil; kabile toplumlarının doğasını çok iyi çözen, askeri gücü siyasi manipülasyonla birleştiren ve bozkır göçebe kültürünün tarihteki son büyük küresel imparatorluğunu kuran dahi bir "sistem kurucu ve yöneticisi" olarak özetlemektedir.
Timurlenk-Bozkırların Son Göçebe FatihiBeatrice Forbes Manz · Kronik Kitap · 2017947 okunma
Reklam
Reklam