Rasyonel ve Kaliteli İnsan Bulma Rehberi (Kendi tecrübelerimden)
Anlaşamama İhtimali Algoritması (Azalandan Artana) Bir profil tarandığında, o bireyle "Rasyonel bir düzlemde anlaşamama (Bilişsel tıkanma) riski" en düşük olandan en yüksek olana doğru kesin sıralama şöyledir: %10 - %15 Risk (Kusursuz Rasyonel Bölge): Profilinde kendi resmi yerine sadece nesne, mimari veya kitap sayfası olan; biyografisinde ise yalnızca isim ve meslek gibi düz kimlik kartı bilgileri barındıran profiller. İnterneti ego tatmin alanı olarak görmezler; odak noktası nesneler ve olgulardır. Zaman ve enerji yatırımı yapılabilir tek bölgedir. %20 - %25 Risk (Verimli Entelektüel Bölge): Profilinde somut üretimlerini, projelerini, mühendislik süreçlerini veya okuduğu kitapların altı çizili rasyonel pasajlarını paylaşanlar. Zihinsel dünyaları aktiftir, nedensellik bağları güçlüdür ve ham veri odaklıdırlar. %70 - %75 Risk (Sınırda Primat Bölge): Biyografisinde burç/MBTI gibi sığ şablonlar barındıranlar veya sürekli yapay grup eğlenceleri, ayna karşısı kas/fizik sergileme videoları atanlar. Zihinsel tembellik ve narsisistik onay arayışı yüksektir. Bu kişilerle sığlık duvarına çarpma ihtimali kaçınılmazdır. %80 - %85 Risk (Tehlikeli Onay Bağımlılığı): Aşırı filtreli sahte yüzler, lüks tüketim ve marka logolu direksiyon sinyalleri, kısa yoldan kazanç grafikleri ve "yalnızlık asaletir" benzeri kronik mağduriyet aforizmaları barındıranlar. Değerini üretim yerine dışsal nesnelere dayandırdıkları için rasyonel bir zemin kurma şansı yoktur. %90 - %95+ Risk (Mutlak İletişimsizlik / Tam Bilişsel Yetersizlik): Biyografisinde pasif-agresif gizemli göndermeler olan ("Beni sadece hak edenler tanıyabilir"), defansif duvarlar ören ve en önemlisi kitap/felsefe platformlarında dekolte veya kas sergileyerek ilgi dilenen profiller. Bu gruptaki değişkenlerin toplamı bağlam algısı
Biyoloji
Çizgi romanlar da açıklama ister, önsöz ister, inceleme ister
Martin Mystere - Sayı 217 - Dört Boyutlu Fidye "Fantazmagori" (Mystère'in Gizemleri) köşesi, serinin yaratıcısı Alfredo Castelli tarafından her sayının arkasına eklenen özel bir entelektüel/kültürel genel kültür bölümüdür. Bu bölümün hazırlanmasındaki temel amaçlar şunlardır: 1. Maceralardaki Gerçek ve Kurgu Sınırını Netleştirmek: Martin Mystère maceraları doğası gereği mitoloji, dinler tarihi, arkeoloji, gizemli bilimler, komplo teorileri ve ezoterizmle iç içedir. Okuyucunun kafasında *"Hikayede anlatılan bu efsane, tarihsel kişilik ya da bilimsel veri gerçek mi, yoksa tamamen kurgu mu?"* sorusu uyanır. Fantazmagori köşesi, macerada adı geçen konuların ve kavramların tarihsel dokümantasyonunu, kaynaklarını ve bilimsel gerçekliğini okuyucuya sunar. 2. Kültürel ve Felsefi Derinlik Kazandırmak: Görsellerdeki örnekte de görüldüğü üzere (yaşlılık kavramının etimolojisi, kutsal kitaplardaki kronolojiler, asırlık insanların tarihsel kayıtları, Faust efsanesinin gerçek kökeni vb.), sadece basit bir çizgi roman okuma deneyiminin ötesine geçerek okuyucuya felsefi, sosyolojik ve antropolojik bir bakış açısı kazandırmayı hedefler. 3. Okuyucuyla Entelektüel Bir Bağ Kurmak: Alfredo Castelli, bu köşeyi adeta okuyucuyla sohbet ettiği kişisel bir kürsü olarak kullanır. Kendi düştüğü kavramsal yanılgıları (örneğin "yaşlı" yerine "yaşça büyük" kelimesini kullanarak siyasi doğruculuk tuzağına düşmesi gibi) samimi bir dille paylaşır. Bu durum, Martin Mystère'i sadece bir macera çizgi romanı olmaktan çıkarıp "akıllıca kurgulanmış bir kültür dergisi" formuna ulaştırır. Bir önceki sayı olan Martin Mystere - Sayı 216 - Slumberland'a Dönüş devamı olan bu sayının okunurluguna bir katkı sunması açısından bu bölümü burada paylaşmayı uygun gördüm. # YAŞLILARA YOL AÇIN: ZAMANIN,
Hayata Dair
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Küresel siyaset sahnesinde bugün haritalara baktığımızda gördüğümüz sınır çizgilerinin çok büyük bir kısmı, adil birer bölüşümün değil, sömürgeci imparatorlukların geri çekilirken bilerek yanlış attığı dikişlerin eseridir. İngiltere, Fransa, İspanya gibi emperyal güçler egemenlik alanlarını terk ederken arkalarında net, hukuki ve homojen sınırlar bırakmak yerine, pimi çekilmiş el bombaları andıran "Kasıtlı Çözümsüzlük" alanları imal etmişlerdir. Bu stratejinin temel amacı; yeni kurulan devletlerin enerjilerini birbirleriyle savaşarak tüketmesini sağlamak, bölgesel bir süper gücün doğuşunu engellemek ve her iki tarafı da kalıcı olarak Batılı bir hakeme ya da silah tüccarına muhtaç kılmaktır. Dünya üzerinde bu sinsi mühendislikle üretilmiş, günümüzde hâlâ kanayan ve küresel dengeleri sarsan en kritik sınır sorunlarını şu şekilde haritalandırabiliriz: 1. Güney Asya ve Uzak Doğu: İngiliz Sömürge Laboratuvarı İngiltere, sömürgelerinden çekilirken harita üzerinde cetvelle çizgi çekme ve etnik/dini unsurları birbirine düşürme konusunda en kusursuz sabıkaya sahip ülkedir. Keşmir Meselesi (Hindistan - Pakistan): 1947 yılında İngiltere alt kıtayı apar topar ikiye bölüp giderken, nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ama yöneticisi Hindu olan Keşmir’in statüsünü ucu açık bıraktı. Bu bilinçli belirsizlik, iki komşu ülkeyi nükleer silahların gölgesinde üç büyük savaşa sürükledi. Sorun bugün hâlâ iki ülkenin kalkınma enerjisini emen kalıcı bir kara deliktir. Durand Hattı (Afganistan - Pakistan): 1893 yılında İngiliz diplomat Mortimer Durand tarafından çizilen bu sınır, Peştun etnik kökenine sahip halkı tam ortasından ikiye böldü. İngiltere bölgeyi terk ettikten sonra Afganistan bu sınırı hiçbir zaman tanımadı. Bugün Taliban yönetimi dahil tüm Afgan hükümetleri ile Pakistan
Tarih
Küresel Güç Siyasetinde "Kasıtlı Çözümsüzlük" ve Güvenlik Paradoksu: Böl-Yönet Mirasından Bölgesel Kırılmalara Uluslararası siyasetin tarihsel akışı incelendiğinde, coğrafi sınırların ve egemenlik alanlarının belirlenmesinde küresel güçlerin bıraktığı yapısal mirasın, bugünkü jeopolitik krizlerin temel yakıtı olduğu görülmektedir. Emperyalist vizyonun bir sonucu olan ve siyaset biliminde emperyal miras olarak tanımlanan bu durum, sömürgeci güçlerin bir bölgeden fiziki olarak çekilirken arkalarında kalıcı barış hatları yerine pimi çekilmiş el bombalarını andıran kronik sorunlar bırakması esasına dayanır. Kasıtlı çözümsüzlük olarak nitelendirilebilecek bu strateji; egemenlik çatışmalarını körüklemek, yeni kurulan yapıları eski hamilerine bağımlı kılmak ve bölgesel bir süper gücün doğuşunu engellemek amacıyla yüzyıllardır sistematik bir biçimde uygulanmaktadır. Fiziksel varlığını sonlandıran sömürgeci irade, ardında bıraktığı istikrarsızlık alanları sayesinde bölgenin geleceğine ipotek koymaya devam etmekte, krizlerin kendisini sistemin devamlılığını sağlayan birer yakıta dönüştürmektedir. Bu sistematik mirasın en somut ve kanayan örnekleri, Güney Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada bugün bile sıcak çatışma potansiyelini korumaktadır. İngiltere’nin bin dokuz yüz kırk yedi yılında Hindistan alt kıtasından çekilirken apar topar çizdiği sınırlar, nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan ancak yöneticisi Hindu olan Keşmir bölgesini tam bir belirsizliğe mahkûm etmiştir. İngiliz sömürge aklının arkasında net bir hukuki statü bırakmadan çekilmesi, iki komşu ülkeyi nükleer silahların gölgesinde üç büyük savaşa sürüklemiş ve Keşmir’i kalıcı bir istikrarsızlık merkezine dönüştürmüştür. Benzer bir sınır mühendisliği, bin sekiz yüz doksan üç yılında çizilen
Tarih
DOĞADAKİ SESLER VE ATALAR Aborijinler; Düş Zamanı dedikleri Yaratılış Evresi’nde Büyük Atalar’ın onlara, yaşadıkları dünyayı ve her tür yaşam şeklini sağlamış, kabile günlük yaşamını düzenlemiş olduğuna inanırlar. Aborijinler her Şey’in içinde yaratıcı atalarının varlığına ve yaratıcılarının oradan onlara seslendiğine inanırlar. Bu sebeple her zaman güçlü bir güven duygusuna sahiplerdir. Güney Avustralya Aborijinleri’ne ait mitolojik bir öykü şöyledir. Düş Zamanı’nda yaratıcı bir ata bir okaliptüs ağacının içinden konuşmaktadır. Kabile üyeleri her gün onu dilemek için ağacın etrafını doldurmaktadır. Konuşma bir türlü bitmemektedir. Bir süre sonra kabile üyeleri bu konuşmayı dinlemekten sıkılmaya başlamıştır. Herkes günlük işlerine dönmeye başlar ve ağacın etrafında tek bir kabile üyesi bile kalmaz. Bir zaman geçtikten sonra her tarafa , denize bile bir sessizlik çöker. Hiçbir şey olup bitmemektedir. Kabile üyeleri tedirginleşmeye ve ürkmeye başlar bu durumdan. Boyunlarını büküp okaliptüs ağacının etrafında toplamaya başlarlar. İçlerinde bulundukları bu kahredici durumdan kurtulmak için birkaç söz duymak isterler. Uzunca bir süre sessiz kaldıktan sonra bir gün okaliptüs ağacının içindeki ata konuşur ve bu konuşmasının son konulması olduğunu söyler ve bir ‘belirti’ göstereceğini dile getirir. Herkes pürdikkat bekler. Ağaç o an ikiye ayrılır ve gövdesinden ışık halinde büyük bir dil uzanır ve sonra içeri çekilir. Ağacın gövdesi kapanır. O zamandan beri Aborijinler atalarının seslerinin evrendeki her şeyin içinde olduğuna ve kendileriyle , doğanın her bir parçası aracılığıyla konuştuklarına inanırlar.
DÜŞ ZAMANI VE YARATICILAR Başlangıçta sadece büyük bir boşluk, sonsuz bir karanlık ve şekilsizlik vardı. Hiçbir yaşam belirtisi yoktu. Sonra Büyük Yaratıcılar ortaya çıktı. Yaratıcılar yolculukları esnasında dünyaya topoğrafik özelliklerini verip doğal güçleri yarattılar. Uyulması gereken kabile yasalarını da bu Yaratıcılar hazırladı. Yaratıcılar Düş Zamanı olarak isimlendirilen bu dönemde dünyadaki görevlerini bitirip Güneş, Ay ve yıldızlara dönüşerek gökyüzünü kendilerine yaşam alanı olarak seçtiler.