Puan vermedi·152 syf.··
2022 22. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2022 16:08
Kitap hakkında düşüncelerimi açıklamadan evvel kendimin roman türü üzerine bir kabulümden, bir hususiyetimden bahsetmek istiyorum; ben roman okumayı sevmem çünkü faydalı bulmam. Romanın fayda verecek yegane işlevini yalnızca telkin buudundaki başarısında bulurum. Yâni roman tebliğ görevinde bulunan bir fikir kitabı olmadığında telkin işini yapmalı. Hem de çok iyi yapmalı. .. George Orwell'in de gerçekten bu kitabı şuurlara sunmak niyetinde olduğunu düşünüyorum, en azından kitap kalitesinden bunu anladığımı söyleyebilirim. Tam istediğim şekliyle çok mükemmel bir propaganda kitabı. İhtilaller ve isyanların kalıcılığı hususu hep bende canlı kaldı kitabı okuma sürecimde. Ve hayvan ihtilali uzun süreli olamadı. Çünkü ihtilaller varlıklarını öfkeye borçlu oldukları gibi öyle da kalıcılıklarını öfkenin diri tutulmasına, toplumsal hafızanın canlı olmasına borçludur. Fakat romandaki çiftlik üyelerinin bu noktada bariz bir noksanlıkları görülüyor. Çünkü onlar HAYVANdı. Bu manada insan oluşun memuriyetinin esas itibariyle gerekliliklerinin göründüğünü ve YERYÜZÜNDE YAPILACAK TÜM ISLAH FAALİYETLERİNDE İNSAN SOYUNUN MEMUR OLUŞUNUN MECBURİYETİnin de anlaşıldığını umuyorum. Yaşanmaya değer hayat için topyekûn verilecek bir kavga insanın kavgası olmalı. İhtilal sonrası domuzların zorbalığı bana Salih Mirzabeyoğlu 'nun Birleşmiş Milletler için kullandığı Domuzlar Diktatoryası şeklindeki enfes yakıştırmasını hatırlattı. Savaş sonrası dünya imarına kendini memur kılma iddiasıyla ortaya çıkan BM, aslında tümüyle galip devletlerin diktasını dayatmak üzere kurulmuştu. Bu kuruluşta asıl üye olan birkaç domuz var ve kabul red mevzuu tümüyle bu domuzların kontrolünde. Fakat ortada dönen nam salınışları "Eşit Dünya" "Adil Dünya" " Dünya Kardeşliği" vb sloganlar
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,7bin okunma
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2021 34. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2021 20:12
Dede Korkut Hikayeleri ya da namı diğer Kitab-I Dedem Korkut. Hep bildiğimi sandığım ama aslında hiç bilmediğimi okurken farkettiğim müthiş halk hikayeleri. Türklerin Müslümanlığı kabülümden sonra Oğuz boylarında anlatılan halk hikayelerinin ağızdan ağıra dolaşıp sonunda 14.-15. yy. da yazıya geçmiş hali. Ayşegül Çakan kitap üzerine der ki: “ Oğuz Türklerinin yaşantılarını geleneklerine ve çeşitli olaylar karşısındaki tutumlarını düzyazı ve koşup biçiminde aktarılmasıdır. Birbirinden bağımsız fakat belirli karakterlerin birkaç hikayede birden bulunması dolayısıyla bir bütünlük de oluşturan destanların birçoğunda, Oğuz boylarının yurt kurma uğraşları Doğu Anadolu’dan Azerbaycan’a, Kafkasya, Gürcistan sınırına geçerek yaptıkları akınlar ve ‘ kâfirler’ le girdikleri savaş anlatılmıştır. “ Hikayelerde geçen Deli Dumrul ve Tepegöz karakterleri ise masalların mitolojik kısımları olup doğa üstü unsurlar barındırır. Bu hikayelerde Türkmen geleneklerini ayrıntılı şekilde okuyoruz. Düğünlerde , derneklerde nasıl şölenlerin kurulduğunu; zengin ,fakir herkesin doyurulduğunu öğreniyoruz. Cenk öncesi yiğitlerin, beylerin arı suda abdest alıp, ak toprağa alın sürdüğünü, Muhammed Mustafa’ya nasıl dua ettiğini öğreniyoruz. Benim en sevdiğim şeylerden biri Türklerde kadının önemi oldu. Kadın at binip, kılıç kuşanan, gerektiğinde erinin yanında savaşan, gerektiğinde onunla güreş tutan, savaş öncesi fikri alınan insanlar. Nerede ve ne zaman kadının değeri azaldı, kadınlar geri plana atıldı tartışılması gereken önemli bir konu bence. Hikayelerin hepsi birbirinden değerli. Boğaç Hanın ismini nasıl aldığını, Uruz Beyin 16 yıl süren tutsaklığını, Deli Dumrulun yol kesip haraç almasını ve ardından can dilenmesini, Basat’ın Tepegözü öldürmesini, Seğrek’in Eğrek’i nasıl
Edebiyat
Dede Korkut HikâyeleriAnonim · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202413,3bin okunma