7/10
·160 syf.··
2026 48. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 22:36
Empat; zihinde görselleştirmeyi sağlayan anlatımı, güçlü aile bağlarına sahip ana karakterin çevresiyle etkileşimi, ülkenin yaşadığı toplumsal travmalar karşısındaki duyguları ve gördüğü kabuslarla bağlantılı ölümlere yönelik sorgulamalarıyla, hacim olarak küçük olmasına rağmen yoğun ve vurucu bir kitap olarak karşımıza çıkıyor. Ülke olarak yaşadığımız felaketlere, ihmallere, toplumsal kırılmalara ve derin yaralar bırakan olaylara odaklanan hikâye; çaresizlik, öfke ve karamsarlık duygularının iç içe geçtiği bir zihnin dışavurumunu yansıtıyor. Yaşanan acıların bireyler ve toplum üzerinde bıraktığı izlere dikkat çeken kitap, geçmişle ve bugünün gerçeklerine yönelik bir portre çiziyor. Sene 1988. 8 yaşındaki Güney, arkadaşlarıyla oynarken içinde bir bebeğin, ölümün, fısıltıların ve katillerin olduğu bir kabus görür. Bu kabusu önemsemeden hayatına devam etmeye çalışsa da, sonrasında yaşanan olaylar onun için bir bağlantı kurma ve korkuyla yüzleşme sürecini başlatır. Yıllar geçtikçe benzer kabuslar ve onları takip eden garip sesler yeniden ortaya çıkmaya başlar. Bu kabusların ardından gelen travmatik olaylar ise Güney’in hem kendi geçmişiyle hem de kendisiyle ilgili sorgulamalara yönelmesine neden olur. Yazarın son 45 yılda ülkenin yaşadığı pek çok toplumsal travmaya ve kırılma noktasına aynı hikâye içerisinde yer verme çabası dikkat çekici olsa da, zaman zaman bu geniş kapsamın karakterlerin derinleşmesinin, ilişkilerinin ve hikâyenin özünde yer alan fikrin biraz geri planda kalmasına neden olduğunu hissettim. Empati yeteneğine sahip, hisseden kişileri merkezine alan hikâye; başkalarının acısını kendi acısı gibi yaşayan ve çaresizlik anlarında çözüm olmaya çalışan insanları öne çıkarıyor. Birden fazla temayı aynı potada birleştirmesi de dikkat çeken yönlerinden biri.
EmpatGünay Gafur · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20267 okunma
10/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2026 105. kitabı
Sonuyla beni hüngür hüngür ağlatan o büyülü kitap. O kadar güzel bir seri ki. Kendiyle savaşında Çoban Kral’ın kayıplarını görüyoruz bu kitapta. Elsepth’in bedeninde Yew ailesine yardım etmeyi kabul etmiş olan Çoban Kral Taxus’un tek amacı sisi ortadan kaldırmak ve sisi ortadan kaldırmaktır. Ama herkesin farklı planları vardır. Ravyn, Kabus, Jespry ve geri kalanlar iki kızıl kadim ağaç kartını bulmak için yola çıkar. Bu sırada Elm ve Ione cephesinde ufak kıvılcımlar vardır. Kitabın sonunda hangi taç sahibi kazanacak. SPOILER?!?? Bu kitapta o kadar çok yerde ağladım ki anlatamam. Özellikle Kabus ve Elsepth’in vedalaşması beni üzüntüden bayıltacaktı. Bir bakıma Elsepth için kendinden vazgeçti ve ailesine kavuşmaya gitti. Ione ve Elm’in evlenmeleri kendi krallıklarını kurmalarını, kader kartlarının tek bir karta çoban kral kartına dönüşmesi. Ah o kadar güzel detaylar vardı ki anlatamam. Bu hikaye suçsuzların kendi savaşlarını anlatıyor. Hauth öldüğünde göbek attım resmen. İğrenç herif ya. Yine de seri mükemmeldiiii.
İki Çarpık TaçRachel Gillig · Olimpos Yayınları · 20241,315 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·211 syf.··
2026 6. kitabı
Kitabı isminden dolayı tercih ettim ehe ama olaylar aşırı sardı. Bir insan neyle yaşarsa ve düşünürse kaderi oluyor cidden. Cem'in hikayesinin mutsuz biteceğini tahmin etmiştim zaten ama Mahmut usta da aynı sonu yaşamış olsaydı çok üzülürdüm.
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,2bin okunma
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 69. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 18:01
kitapların ruha dokunduğuna, kişinin kendisini tanımlamasında çok çok yardımcı olduğuna inanıyorum. böyle okuyorsun bir satır mesela, şak diye yüzüne çarpıyor tokat gibi. ‘işte bu, anlatmak istediğim buydu benim.’ diyorsun ve daha çok sarılıyorsun kitaplara. böyle içine içine işleyen kitaplara denk gelmek de bence herkese nasip olmuyor. her sayfasında bir tokat yedim ben mesela ve gözyaşlarımı akıttım yine. bu eser sizi manevi olarak doyurmaz, edebiyatın zenginliklerine götürmez. şahsi fikrim ama sizi sadece bu kitapta yaşananları yaşayanları alır bir çukurdan diğer çukura taşır. tutar elinizden, gerçeklerin ortasına fırlatır. kitap bittiğinde de bence ya benim için de böyle bir son olabilir dersiniz ya da pollyannacılık bu, böyle bir dönüşüm benim kaderimde yok dersiniz. ben bunu böyle yaptığım için böyle yorumlamak istedim. birkaç saatlik kitap keyfiniz için değil yani, özellikle biz kadınlar için. kitabın yazarının gerçek adı aslında Édouard Louis değilmiş. adı Eddy Bellegueule’ymiş. ilk buna şaşırmıştım, ikinci olarak eşcinsel olmasına (kitapta buna çok çok az değiniliyor) ve üçüncü olarak anlattıklarının kendi annesinin hikâyesi olmasına. hatta kitap içerisinde birkaç fotoğraf dahi var, annesiyle çekildiği. kadının dönüşümünden sonra nasıl göründüğünü bile görebiliyorsunuz ve ben bundan çok etkilendim. yani, açıkçası ailevi sorunlarınız bu kitap üzerindeki gibi değilse çok da sizi etkileyeceğini sanmıyorum ama benim iliklerime kadar işledi ve okuduğumdan beri sözler yaramın kabuklarını tekrar tekrar kaldırıyor. bu kadın savaşımını bu şekilde vermiş, defalarca bedel ödeyerek ve bir kadın olarak doğduğu için belki de. ben ise verdiğim ve vereceğim savaşımın nasıl sonuçlanacağını şimdilik merak etmeye devam ediyorum. belki ben de adımı değiştirip her şey ve herkesten
Bir Kadının Kavgaları ve DönüşümleriÉdouard Louis · Can Yayınları · 20242,899 okunma
7/10
·160 syf.··
2026 10. kitabı
Todd McElroy, hepimizin içten içe hissettiği ama bir türlü yüksek sesle itiraf edemediği o suçluluk duygusuna parmak basıyor: "Boş durursam zamanı boşa harcamış olurum." McElroy’un anlatmak istediği şey, tembellik yapmak ya da hayattan tamamen elini eteğini çekmek değil. Yazarın "hiçbir şey yapmamak" derken kastettiği şey, zihni serbest bırakmak, anı sadece yaşamak ve sürekli bir üretim baskısı altında ezilmemek. Günümüzde kitap okurken bile "Ayda kaç kitap bitirdim?", film izlerken "Kültürleniyor muyum, listeme ekleyeyim", kahve içerken "Instagram'a ne koysam?" diye düşünmekten anın tadını kaçırıyoruz. İşte McElroy tam bu noktada devreye giriyor ve diyor ki: "Zihnin hiçbir şey üretmediği, sadece var olduğu anlar, aslında en çok beslendiği ve yenilendiği anlardır." Kitabın en güçlü tarafı, modern insanın üzerine kabus gibi çöken "hiçbir şey yapmama suçluluğunu" incelemesi. Yazar, boş durduğumuzda kendimizi neden suçlu hissettiğimizi tarihsel ve toplumsal nedenlerle açıklıyor. Kapitalist sistemin bizi sürekli tüketen ve üreten birer robota dönüştürmek istediğini, oysa insanın doğasının buna uygun olmadığını söylüyor. Boş bir güne uyanmanın ve o günü planlamadan, sadece rüzgarı izleyerek geçirmenin lüks değil, bir ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Kitap, insana kaybettiği "yavaşlama hakkını" geri veriyor. Yazar, zihin boşluğa düştüğünde, yani kelimenin tam anlamıyla "hiçbir şey yapmadığında", bilinçaltının çalışmaya başladığını ve en orijinal fikirlerin, hikayelerin, çözümlerin bu sessizlikte doğduğunu harika örneklerle anlatıyor. Zaman zaman tekrara düşse de, "daha çok çalış, başarabilirsin" diyen kişisel gelişim kitaplarının aksine, "zaten yeterince şey yapıyorsun, şimdi biraz da hiçbir şey yapma zamanı" diyen bir eser. Kendimize bu "sadece var olma" iznini vermek, bu
Hiçbir Şey Yapmadan Her Şeyi YapmakTodd McElroy · İdeal Kültür Yayıncılık · 202510 okunma
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 01:12
Bu kadın kesinlikle normal değil... Nasıl böyle kitaplar yazabiliyor hiç anlamış değilim. Nerden aklına geldi böyle ruh hastası karakterler yazmak? Bir de o kadar normal ve masum anlatıyor ki, sonrasında olanları okurken nasıl yaaa diyip kalıyor insan. Zaten sosyal medya ve flört uygulamalarını oldum olası sevmezdim. Bu kitap sağolsun artık hepsinden nefret ediyorum :) İki farklı bakış açısını okuyoruz. Birisi Sydney adında, flört uygulamasından sevgili arayan kadın karakterimiz. Diğeri de geçmişten bahseden Tom isimli erkek karakterimiz. Sydney, şimdiki zamanı, yaşadığı olayları, arkadaşlarıyla geçirdiği vakti ve görüştüğü erkekleri anlatırken Tom ise geçmişte yaşadığı olayları, çocukluk aşkını, başına gelenleri anlatıyor. Geçmiş geçmişte mi kaldı yoksa şimdiyi kurcalayan karanlık bir kâbus mu? Hiç kimse sandığımız kadar masum değil... Gerçekten her sayfası beni şaşırttı. Tahmin ettiğim kısımlar da vardı tabii ki ama neyin ne sebeple yapıldığını okumak beni epey şaşırttı. Bu kadarını tahmin edemezdim. Bu yazardan çokça kitap okuyunca bir yerden sonra katilin kim olduğunu az çok tahmin edebiliyorsunuz ama cinayet sebepleri... Her kitabıyla beni soluksuz bıraktı, bu da en az diğerleri kadar harikaydı benim için... Keyifli okumalar dilerim...
Edebiyat
Erkek ArkadaşFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20251,635 okunma