Tükenmiştim ama bu sayede daha rahat uyudum. İşin güzel kısmı buydu. Kötü kısmı kabus görmemdi ki kendi standartlarıma göre bile kabus gibi bir kabustu.
Zamanın hangi kıtasında bulunduğuna dair sorusu ölü doğmuştu,çünkü zihni, uyandığı değil, uyuduğu saatlerde uçuşuyordu. Yine aynı kâbusu görmüştü. Hep aynı kâbus.
“Sadece uykusunda kahramanlık taslayanların başına gelen budur eninde sonunda. Kâbus seni uyandıracak kadar güçlü değilse geri çekilmeye devam eder ve kendini ya parkta bir bankta ya da genel müdür yardımcısı koltuğunda bulursun, ikisi de aynı şeydir, baştan sona lanet bir karmaşa. Biliyorum çünkü içindeydim, fakat uyandım. Uyandığımda her şeyi arkamda bırakıp yürüdüm. İçeri girdiğim kapıdan çıkıp gittim, “izninizle” bile demeden!”