Sefiller
Puan vermedi·1724 syf.··
2026 36. kitabı
·
68 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 19:09
Sefiller Kitap özeti (spoiler) Romanın başkahramanı Jean Valjean'dır. Jean Valjean, açlıktan ölmek üzere olan kız kardeşinin çocuklarına ekmek götürebilmek için bir somun ekmek çalar. Bu suç nedeniyle kürek mahkûmu olarak hapse gönderilir. Kaçmaya çalıştığı için cezası uzar ve toplam on dokuz yıl hapiste kalır. Hapisten çıktığında özgürdür ancak toplum tarafından dışlanır. Her yerde eski bir mahkûm olduğu için hor görülür ve iş bulamaz. Bir gece, kendisine kapısını açan iyi kalpli bir din adamı olan Piskopos Myriel ile karşılaşır. Jean Valjean, piskoposun evinde misafir edilir ancak gece gümüş takımları çalıp kaçar. Yakalandığında piskopos onu ele vermek yerine gümüşleri kendisine hediye ettiğini söyler. Ayrıca iki gümüş şamdanı da vererek hayatını iyilik yaparak geçirmesini öğütler. Bu olay Jean Valjean'ın hayatının dönüm noktası olur. Yıllar sonra başka bir isimle yaşamaya başlayan Jean Valjean çalışkanlığı ve dürüstlüğü sayesinde zenginleşir, bir fabrikanın sahibi olur ve hatta bir kasabanın belediye başkanı seçilir. Ancak geçmişi peşini bırakmaz. Onu yıllardır takip eden polis müfettişi Javert, Jean Valjean'ın gerçek kimliğini ortaya çıkarmaya çalışmaktadır. Bu sırada tabrıkasında çalışan genç kadın Fantıne trajık bır hayat sürmektedir. Fantine, evlilik dışı doğan kızı Cosette'i bakmaları için açgözlü han işletmecileri Thénardier Ailesi'ne bırakmıştır. Ancak bu aile küçük Cosețte'e kötü davranmakta ve Fantine'den sürekli para istemektedir. İşini kaybeden Fantine yoksulluk içinde yaşamaya başlar; saçlarını, dişlerini satar ve sonunda hayat kadını olmak zorunda kalır. Hastalanarak ölmeden önce Jean Valjean'dan kızına sahip çıkmasını ister. Fantine 'in olümünden sonra Jean Valjean sozünü tutar ve küçük Cosette'i Thénardier ailesinin elinden kurtarır. Onu öz kızı gibi
Sefiller (2 Cilt Takım)Victor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025105,3bin okunma
Sahip olduğumuz her şey sırtımıza bir yüktür.
9/10
·504 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 23:19
“Adımı seslenir sesin. Sesinde Büyükada'da bir gündoğumu... Bana bakıp büyülendiğini söylersin. Dilek ağaçlarından sen dilerim. Mutluluk dilerim. Sen gidersin. Mutluluk hep güzel bir yalan olarak kalır kendime söylediğim...” s.185 İnsan seçimlerinden mi seçildiklerinden mi ibarettir? Mutluluk sahip olunabilecek bir şey midir? Nerededir, kimdedir, gidip alınabilir mi? “Ölüm! Sonsuzmuş gibi yaşadığımız hayatlarımızın, canımız ne zaman isterse telafi edebileceğimizi sandığımız hatalarımızın, bir gün çok geç olabileceğini hiç bilmiyormuş gibi ağırdan almalarımızın şaşkın seyircisi...” s.496 Hayat, bir an. Kısacık, minicik, ışık hızında… Ne zaman doğmuştuk ki? Ne ara yaşamıştık? Ne kadar yaşayacaktık? Değer miydi, değmiş miydi? Değse miydi? “ben, kaybedecek hiçbir şeyi olmayanların şehrinden, kaçak annelerin cehenneminden, hiç görmediğim annemin dizinin dibinden geliyorum, birbirine sıkı sıkı sarılarak yaşama kudreti bulanların huzuruna.” s.497 Anne-kız ilişkilerini çok mühim görüyorum her zaman. Gerek rol/model olma, gerek gen mirası açısından. Dokunaklı bir kitap okudum. Muhabbet edercesine, akıcı ve yalın. Ama aynı zamanda dozunda edebilikte. O tamamlanamıyor olma halinin aktarımını çok sevdim. Çok doğru noktalara temas ettiğini düşünüyorum. Kitabı uzun sürede bitirmem tamamen şahsımla alakalı, yoksa çok kısa sürede bitecek akıcılıkta, şüpheniz olmasın. Nermin Yıldırım’ın okuduğum ilk kitabı. Sevdim, sevdim ama bir Ayfer Tunç mu dersek de, o nooo diyorum. Kitapla kalınız efenim..
1000Kitap
Unutma Beni ApartmanıNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 20256,1bin okunma
Reklam
8/10
·200 syf.··
2026 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 12:30
Meksika’nın Guererro bölgesindeki bir köyde yaşayan bir grup kadın ve kız çocuklarının hayatta kalma mücadelesine tanık olduğumuz bir roman. Bir grup kadın diyorum çünkü erkeklerin neredeyse hepsi çalışmak veya yaşadıkları köyden kaçmak için ABD sınırından kaçak bir şekilde geçerek ailelerini terk etmiş, zamanla da onları unutmuşlar. Sadece kocaları değil devlet de bu köyü tamamen unutmuş ve görmezden gelmiş. Sağlık hizmeti neredeyse yok, eğitim her sene yeni bir öğretmenin gelip bir senelik görev süresini tamamladıktan sonra koş koşa geri dönmesiyle sonuçlanıyor, halkın tehlikeli bir durumda polisi aramak akıllarına bile gelmiyor çünkü onları korumayacaklarını biliyorlar zaten telefonlar da sadece ormanın içinde küçük bir açıklıkta çekiyor. Kendilerini ve kız çocuklarını korumak yine kadınlara kalmış. Uyuşturucu kartelleri kızları kaçırdığı için anneler çareyi kızlarını çirkinleştirmekte bulmuş. Öyle ki çirkin görünsünler diye dişerini siyaha boyuyorlar, saçlarını ve kıyafetlerini pasaklı ve bakımsız gösteriyorlar. Ani bir baskında da çocukların içine saklanabilecekleri çukurları var. Çünkü herkes kaçırılan kızların kayıplara karıştığını ve onların asla geri dönmediklerini biliyor. Kaçırlan kızlara ne olduğunuysa tahmin etmesi zor değil. Nedir bu kadınların çektiği? okurken hep bunu düşündüm. Keşke distopik bir durum olsaydı bu anlatılanlar ama maalesef oldukça gerçek. Roman kurgu bir eser olmasına rağmen gerçek, karakterler değil belki ama yaşananlar öyle. Dünyanın birçok yerinde hala bu gibi acı olaylar yaşanıyor maalesef, kadınların verdiği savaşlar hiç bitmiyor. Yaşadıkları, acıları görmezden geliniyor ama böyle yapıldığı sürece de bu yaşananlar bir son bulmuyor. Umarım bir gün hiçbir kadının göz yaşı dökmediği, kendini tehlikede hissetmediği, korkmadığı ve
1000Kitap
Kadınlar OrmanıJennifer Clement · ‎ Siren Yayınları · 20252,108 okunma
Karanlık Dönemlerin Ardındaki İnsan:Bir Babanın Aile İçi Portresi
7/10
·486 syf.··
2026 22. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 10:36
​Yakın tarihin puslu ve karmaşık dehlizlerini anlamak adına çıktığım okuma serüveninde otopsi masama yatırdığım bu kitap, o döneme dair madalyonun bambaşka, mahrem ve içeriden bir yüzünü gösterdi. Bu esere 7/10 puan vermemin yegâne sebebi; bugüne kadar hep siyasi figür, kod adı veya soğuk bir profil olarak anlatılan bir insanın ardındaki babayı, eşi ve o ağır hayat şartlarının aile üzerinde yarattığı psikolojik etkiyi samimi bir dille önümüze koyabilmesidir. Alışılagelmiş o "duygusuz, sert" imajın kırılıp, meselenin insani boyutunun sosyolojik bir vaka olarak işlenmesi eserin en kıymetli yanıdır. ​Ancak bu kitabı okumayı düşünenlere, zihinlerine not etmeleri gereken çok hayati bir şerh düşmek zorundayım: Bu tarz dönem ve biyografi kitapları tek başına okunmamalıdır. Eğer 80 öncesinin o zorlu yıllarını ve sonrasındaki süreçleri sadece bu eser üzerinden okursanız, olaylara bütünüyle bir evladın babasına duyduğu derin sevginin ve hassasiyetin penceresinden bakmış olursunuz. Yazarın, haklı olarak bir kız çocuğu refleksiyle olaylara hissi yaklaşması son derece doğaldır. Fakat dönemi bütünüyle kavrayabilmek, o geniş yapbozun tüm parçalarını birleştirebilmek için; bu eserin yanına dönemi araştıran farklı gazetecilerin, araştırmacıların ve tarihçilerin kitaplarını da mutlaka eklemeli, mecburi bir "çapraz okuma" yapmalısınız. Konuya ancak farklı pencerelerden bakarak bütüncül bir anlayışa ulaşabilirsiniz. ​Kitapta yazarın kendi kaleminden ziyade, dönemin ruhunu, zorluklarını ve devlet aklını yansıtan, altını çizdiğim şu felsefi tortular, meselenin derinliğini özetlemeye yetiyor: ​"Derinlerde görev alıp, görev veren vatanperverlerin hayat öyküsü olmazdı!" /21 ​"Zaten kararlı olmak değil miydi, insanı korkudan kurtaran. Ya da doğru yolda olduğunu bilip, kararlı olmak."
Biyografi
Babam ÇatlıGökçen Çatlı · Panama Yayıncılık · 20211,226 okunma
Puan vermedi·496 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
"Nefret çok tehlikeli bir silahtı ve bir kadının elinde olduğunda karşısındaki çok şanssız oluyordu." Herkese Merhaba "Strateji" kitabının devamı olan "Kuklacı" ile sizlerleyim. Serinin ilk kitabında mafya babanın ajan oğlu Ateş Dağlı ile tanışmıştık . Yaşadığı kayıplar yüzünden intikam almak istemisti. Bunun için mafyanın önemli isimlerinden Hakim Ayvazoğlu'nun tek varisi Duru Su'yu önce kötülerin elinden kurtarmış ,güvenini kazanmıştı. Duru , mutlulugu bulduğunu düşünürken büyük bir acıyla karşı karşıya kalmıştı . Geçen 3 yılda uğradığı ihanet yüzünden önce kaçak sonra tutsak olan Ateş , dostları sayesinde kurtulur . Duru Su, yaşadığı hayal kırıklığını uzun süre atlatamamıştı. Babasının davranışları ,insanların bakışları sonrası tek teselliyi kendinde bulur ve duygularını gizlemek için sert duvarlar örer. Herkese göre artık o güçlü , dik başlı bir kadın olmuştur. Ateş Dağlı önceden yaptığı stratejik hamleler ile adından söz ettirirdi. Şimdi ise eskisinden daha sağlam atmalı , kuklaların iplerini eline alma zamanıydı . Bir de açıklama yapmadığı Duru Su'ya kendini anlatması gerekiyordu ama bıraktığı saf kız artık karşısında yoktur. İlk kitaba göre aksiyonun dozu daha da arttı . Buz kralı Ateş'in geçmişini okumak çok üzdü . Serinin başında kızdığım şeyler olmuştu ama okudukça sabretmek gerektiğini farkettim. Hiçbir şey göründüğü gibi değilmiş . Duru ile kırıldım , Ateş ile sabır gösterdim. İkisinin annesinin geçmişte yaşadıkları ise çok ağırdı onların acısına ağladım. Sözün özü bol bol empati yaptığım bir kitaptı. Yazarın kalemini de bu yüzden seviyorum. Her karakteri hissetmemizi sağlıyor. Seri kesinlikle tavsiyemdir. Ateş Dağlı'ya veda ettiysem şimdi Bulut Toprak Dağlı'nın hikayesine başlama zamanıdır çünkü bu kitapta onun düşüncelerini, davranışlarını aşırı
KuklacıMüjde Aklanoğlu · Hasrem Yayınları · 20256 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 85. kitabı
"SANA ZARAR GELMESİNE ASLA İZİN VERMEM. SENİ YATAĞIN ALTINDAKİ CANAVARLARDAN DA KARANLIKTA SAKLANAN YARATIKLARDAN DA BEN KORURUM." #arkakapak "Hayatı boyunca babasının çizdiği sınırların dışına çıkmamış olan Miray, bu sınırların kaybolmasıyla derinden sarsılır. İstanbul'un dışında kaçak hayatı sürerken kendini bir anda aile şirketlerini kurtarmak ve hayallerindeki gibi moda tasarımcısı olmak için çabalarken bulur. Tüm bu karmaşada yolu Büyücü Kadın ile kesiştiğinde her şey daha da karmaşık bir hal alır. Artık hem onu özgürlüğe kavuşturmalı hem şirketi kurtarmalı hem de kendi korkularıyla yüzleşerek hayatının iplerini eline almalıdır. Peki, Büyücü Kadın gerçekte kimdir? Miray hayatı boyunca birçok ruha dokunmuş olan bu kadını anlayabilecek midir? Aşk, büyüler, sırlar ve şirket oyunlarının kesiştiği bu hikâye, sizi masalsı bir yolculuğa çıkaracak. #kitapyorumu Yaa ne tatlı bir kitaptı. Çok sevdim. Yazarın daha önce kabus serisinin bitirmiştim zaten bu kitapta onun devam kitabı gibi bir şey daha doğrusu yan kitabı. Sadece çimen kitabını okumamıştım ona da en kısa zamanda okuyacağım. Kabus serisinde okuduğumuz Devrim ve Bade'nin hikayesinden sonra bu kitapta Devrim'in kız kardeşi Miray'ın hikayesini okuyoruz. Bir kabusa uyanmak kitabının sonunda zaten Miray'a ait bir kısım vardı çok merak etmiştim. Yazar iyi ki bu kitabı çıkartmış. Kabus serisinin 2. kitabının sonunda şaşırtıcı olaylar okumuştuk zaten. Bu kitapta da şu meşhur büyücü kadın ve büyücü adamın büyük rolü var. Aynı zamanda Miray'ın kendi ayakları üstünde durmayı öğrenebilecek mi bunu öğreniyoruz. Hatta bu iki büyücünün geçmişini okuyoruz aynı zamanda. Bir o kadar hüzünlü olsa da etkileyici hikayeleri vardı benim için. Büyücüyle alakalı olan kısımlar çok komik ve keyifliydi. Okurken hiç sıkılmayacağınız dolu
1000Kitap
29 ve Diğer LanetlerR. Ayça Kavraz · Artemis Yayınları · 2025160 okunma
Reklam
Reklam