Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Kitapçıda gezerken ilk çıktığı günlerde almıştım bu kitabı. Kapağı ve ismi dikkatimi çekmişti. Aradan beş altı ay geçmesine rağmen kalan son elli sayfayı anca bitirebildim. Metin olarak gayet akıcı ama duygusal tarafı o kadar ağır kii okumakta daha doğrusu sindirmekte güçlük yaşıyorsunuz. Bir de anneniz vefat edeli yeni bir sene olmuş ve hâlâ yas süreciniz bitmediyse ( o süreç hiç bitmiyor) okumak daha da zor oluyor. Gerçek hayattan kaleme alınmış bir iç döküş, bir günlük desem doğru olur sanırım. Yazar, babasıyla olan hem geçmiş hem de 2023'teki zamanlarını sayfalara ustaca aktarmış. Yaşananlar gerçek olduğu için okura da o samimiyet, acı, hüzün, özlem...fazlasıyla geçiyor. Annemin ve onunla birlikte benim yaşadıklarıma da benziyor. Çok fazla spoi vermek istemekle bereber diyebilirim ki bir evladın babasına ya da babanın evlatlarına olan vedâsına gün gün nasıl yaklaştığını anlatıyor. Sonucu bile bile o günü bekleyerek günleri tüketmek insanı çok yıpratıyor ama teselli eden yazarın da deyimiyle bu ayrılığın bir daha tekrarlanmayacak olması. Anılarla, babadan kalan eşyalar ve bahçıvan defteriyle o bağ hiçbir zaman kopmayacak. Ölüm, soğuk bir kelime. Soğuk olduğu kadar da gerçek. Nereye, ne kadar kaçarsak kaçalım o son mutlaka birimizi buluyor. Önemli olan sonrasında nasıl yaşamaya devam ettiğimiz. Tabii ki tavsiyedir. Yalnız yas sürecinde ya da duygusal olarak zor bir dönemdeyseniz okumayı sonraya erteleyin.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,4bin okunma
10/10
·528 syf.··
2026 49. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 03:23
Ohaaa çüşşşş bu nasıl son Mal gibi ağzım açık kaldım. Arkadaşım kafamda türlü son kurdum bu kitap için ama bunu beklemedim ne yazdın sen neeeee (Allah'ım cidden çıldırmalık devamını nasıl bekleyeyim ben kitabın) Benim heyecanından, sizi uzun soluklu bir yorum beklediğini anlamışsınızdır umarım. Hazırsanız başlıyoruz; Nergis; lösemi hastası kız kardeşini kurtarmak için zengin adamları dolandıran, genç bir kadındır. Artık erkekleri kolay lokma olarak düşünür çünkü herkes bir bir tuzaklarına çekiliyordur. Yakın arkadaş grubuyla daha kolay para nasıl elde edebilirler diye düşünürken dalgasına 'tefeciden para alıp kaçalım' lafının mantıklı gelmesiyle bunu gerçekleştirmeye karar verirler. Yalnız sorun şudur ki dolandırmaya çalıştıkları tefeci hiç de öyle kolay bir adam değildir. Ülke genelindeki tüm tefecilik işleri Tufan Ali Uluhan' dan sorulurken aynı zamanda kendi ismini acımasız harflerle de dünya alemin aklına sokmuş desek yeridir. (Adam yılan, akrep besleyip, tarantula yediriyor daha ne yapsın tam bir manyak) Tufan, daha ilk andan Nergis' e bu parayı verse de ödeyemeyeceğini bilerek verir çünkü onun için farklı planları vardır. Kendisine onu mecbur bırakacaktır. Neden mi? Çünkü Tufan' ın en büyük düşmanının ölmüş karısının kopyasıdır Nergis. Ve Tufan bu olayı kendi lehine kullanmaya kararlıdır. Kitabı saatler içerisinde okuyup bitirdim ben ve gördüğüm eleştirilere rağmen kitaba bayıldımmm. Dark romance sever biri olarak bana diğer dark kitaplardan farklı gelen yönü ciddi anlamda bir nefret mevcuttu kitapta. Şey falan beklemeyin işte adam kıza ilk anda bişey hisseder korur, kollar falan hahhh ağzımıza sıçıyor kitap boyunca. Bir de masum rolüyle nasıl manipüle ediyor ben şok Yalnız Tufan ciddi anlamda çok zeki bir adamdı duruşu, düşünce şekli falan cool herifin
Bir Nergis Tufanı: NefretCeylin Petrikor · Martı Yayınları · 202667 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·254 syf.··
2026 25. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 23:45
#KitapYorum #Petrikor #JonahAxon #LimeraYayınları #Roman Merhaba arkadaşlar, Bugün sizlere Limera Yayınları'ndan çıkan, Jonah Axon'a ait "PETRİKOR' isimli romanı tanıtmaya çalışacağım. ​Tür: Metaforik Kurgu / Psikolojik Dram / Modern Anlatı Daha ilk sayfalardan itibaren sizi kendine sıkı sıkı bağlayan, varlığınızın tozlu yüzeylerinde gri alanlarınızı keşfettiren, kaybolduğunuz anların hatıralarında yolculuğa çıkaran, umutsuzluklar diyarında aslında yalnız olmadığınızı farkettiren, ince topuklu, kristal kırılganlığındaki duygularınıza incecik dokunan, pudra şekerli korkularınıza ışık tutan zarif bir eser. ​"Zihninizin kurduğu dünya, yaşadığınız hayattan daha gerçek olabilir mi?" sorusunu sorduran nadide bir kurguyla bi dünya cevaplara vakıf olabileceğiniz bir anlatı.​"Gökyüzünün yeryüzüne değdiği o ilk anın kokusu: Petrikor." ​"Burası büyük olayların değil, büyük hislerin ülkesi. Kitap, haritalarda yer almayan, sınırları sessizlikle çizilmiş "Yokluk Ülkesi" adında metaforik bir mekanda geçiyor. Hikaye, sıradan bir ofis masasındaki basitlikten başlayıp, insan zihninin derinliklerindeki "imkansız çekimlere" ve galaksilere uzanan içsel bir yolculuğu ele alıyor. ​Temelde; yarım kalmış cümlelerin, kurulamayan bağların ve "olabilirlik ihtimalinin kaybının" yarattığı o hüzünlü boşluğu (Petrikor kokusu eşliğinde) anlatıyor. Eser, adını aldığı yağmur sonrası toprak kokusunu her sayfasında hissettiren lirik bir dile sahip. Kapaktaki o naif yağmur ve suya gömülen dünya tasviri, hikayenin derinliğini daha kapağı açmadan size fısıldıyor. Yazarın "gezegen", "yörünge" veya "döngü" dediği her şey aslında bizim kalp kırıklıklarımızı, savunma mekanizmalarımızı ve yalnızlığımızı anlatıyor. ​Bu hikayede Lapis/KADIN ve Oasis / ERKEK birer taş ya da gezegen değil; onlar biziz. ​Lapis
PetrikorJonah Axon · Limera Yayınları · 202671 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
Sahil kasabaları herkesin birbirini tanıdığı, sevimli yerleşim yerleri gibi görünür. Ama polisiye kitaplarda da sık sık hatırlatıldığı gibi bu tür yerlerin sırları ve karanlık yanları vardır. Tüm ilişkiler dostça ve iyileştirici olarak ilerlemez her zaman. Jeppe'nin yaşadıklarından kaçmak için sığındığı Bornholm adası da böyle bir yer. Sadece Jeppe değil, yaşlı arkadaşı Esther'de iyileşmek için adaya kaçanlardan. Ama unutmamak gerekir ki, nereye kaçarsak kaçalım geçmişi ve anıları da yanımızda taşırız. Jeppe izinde olabilir fakat, bir polisi işten çıkarsanız da işini ondan çıkaramazsınız. Doğal olarak Esther'in kaldığı evin sahibi İda'nın kayıp erkek kardeşi için Jeppe'den yardım istemesi kaçınılmaz. Ah bir de Annette'in soruşturduğu bavuldaki yarım ceset olayının ipuçları da adaya kadar uzanıyor. İşte böylece istemeden de olsa muhteşem üçlü tekrar bir olayın ortasındalar. Serinin son kitabı ve mükemmel olmayan gerçekçi yanlarından dolayı alıştığımız ve sevdiğimiz ekipten ayrılmak zor. Kitabın sonlarında yazar bizi baya korkutuyor. Okurken, vay be böyle mi bitecek derken, sürpriz bambaşka bir noktadan geldi. Bu kitapta aralara eklenmiş ve adadaki geçmişi anlatan mektuplar var. Kurgu için bütünleyici olmuş bu detaylar. Ve son mektup okunurken büyük bir sır açığa çıkıyor. Karakterlerle bütünleşerek, merak ve keyifle okudum, tavsiyemdir.
TapınakKatrine Engberg · The Kitap Yayınları · 2023164 okunma
4/10
·353 syf.··
2026 39. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mart 2026 20:12
Kings of Anarchy MC: Kentucky adlı mc serisinin ilk kitabı yazarı ilk okuyuşum tonla şey sinirimi kaldırdı . Şimdi mc serileri zaten doğaları gereği sert kopuk adamlar falan anlatır ortamlarında hepsine açık kadınlar olur vs . Bunu anlıyorum ama iki ana karakter artık tam etkileşime girdiyse adamın başkası ile yatması benim için kabul edilemez sınıfına giriyor . Sophie bulunduğu bölgenin eski para at çiftliği sahibi zengin ailesinin güzel kızı kendileri . Legend ise bu çiftlikte çalışan karavanda yaşayan o sırada kıza göre çok düşük sınıftan bir çocuk . Bunlar kız 7 oğlan 8 yaşında tanışıyor ve 17-18 yaşında beraber kaçalım diyorlar ama ayrı ayrı yakalanıp engelleniyorlar . Bu arada her iki taraf karşı tarafı suçlu zannediyor tam Türk filmi yani :P Adam babasının mc kulübüne katılıp sonunda başkan oluyor kız hasta babasına bakıp çiftliği yönetiyor aradan on sene geçmiş artık .Bunlar bu kadar zaman içinde hiç iletişim kurmamışlar aynı bölgede oldukları halde enteresan şekilde . Kızın çiftlikte bazı kötü şeyler olmaya başlayınca kız çok normal gibi Legend'dan yardım istiyor adam koşup geliyor .Ben o noktada konuşurlar artık dedim yok konuşmadılar . Adam mc başkanı devamlı yattığı hatun var falan ki hatunda bunun bir ara yaşadığı bir dini grubun liderinin kızı Beckie oda mc grubunda yaşıyor . Problem bunlar kızı ve çiftliği koruma işinde devamlı çuvalladılar öncelikle . Bir müddet sonra yattılar bazı itiraflar oldu ama tam yine o kaçma günü konuşulmadı . Bir kavga gürültü olaylar adamla bir iki hafta görüşmedi kız grubun yerleşkesine bir gitti adamı yatakta Beckie ile gayet pişkin seks yaparken yakaladı büyük rezillik yani . Ve bu döngüler başarısızlık iletişimsizlik saçma sapan haller devam etti . Her iki baş karakteri ayrı şeyler yüzünden sevmedim .
Property of LegendMorgan Jane Mitchell · Independently published · 03 okunma
Aramızdaki Biz
8/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2026 21:56
Sonat Yurtçu , sanki cebinde bir ses kayıt cihazıyla gezmiş sokaklarda. Aramızdaki Fikret'i okurken kulağıma çalınan sesler o kadar tanıdık ki (biraz da yazarın kendi ses tonu ve mimikleriyle okumuş gibi hissettim :)) yan daireden gelen terlik sesi, bakkalın kepenk zangırtısı ya da alt kattaki bitmek bilmeyen televizyon gürültüsü... Yazar bizi bir edebiyat metniyle değil, bizzat hayatın o biraz yamuk, biraz kırık dökük ve fazlasıyla sahici haliyle yüzleştiriyor. Kitabı açtığımda karşıma çıkan ilk iki hikâye, "Yaşamalısın" ve "Tatile Gidiyoruz Bizi Aramayın", aslında tüm metnin ruh halini belirleyen ince çizgiyi çiziyor. Hayata tutunma inadı, öyle parmak sallayan bir yerden değil, aksine nefes nefese kalmış birinin fısıltısı gibi işlenmiş. Hepimizin her pazartesi sabahı kurduğu çekip gitme hayalinin aslında ne kadar nafile olduğunu, nereye kaçarsak kaçalım o içimizdeki huzursuzluğu da valize tıktığımızı hatırlatıyor. Sayfalar ilerledikçe mahallenin bazen komik ama çoğu zaman insanın içine oturan panoramasında kayboluyoruz. Ercüment’in Sergüzeşti’nde insanın yüzünde buruk bir tebessüm belirirken, Beni Öp Haydar’daki absürt ama bir o kadar da yerli samimiyetle karşılaşıyoruz. Yurtçu’nun karakterleri, üzerine çok düşünülmüş kâğıt bebekler değil, Süleyman gerçekten de bildiğimiz, kendi doğrusuyla dünyayı karşısına alan inatçı adamın ta kendisi. "İnşallah bu bir rüyadır" derken sığındığımız çaresiz umut ya da "O denli güzel" dediğimiz uçucu mutluluk anları, hepimizin bir yerlerde unuttuğu ama hatırlayınca burnunun direğini sızlatan hatıralar gibi dökülüyor satırlara. Yazarın dili kullanma becerisi, özellikle gündelik konuşmaların içindeki ritmi yakalaması, metni adeta sokağın kendisine dönüştürmüş. Aramızdaki Fikret bittiğinde anlıyorsunuz ki, sadece başkalarını izlemediniz, aslında
Aramızdaki FikretSonat Yurtçu · Everest Yayınları · 2025142 okunma