"Hayatlarımızdaki en büyük acı, kabul etmediğimiz hatalarımızdan gelendir-bizim asıl kimliğimizle uyuşmayan hatalardır. Bize öyle zıtlardır ki, onlara bakmaya katlanamayız. Bir vücutta iki insan oluruz, birbirine katlanamayan iki insan. Yalancı ve yalancılardan nefret eden. Hırsız ve hırsızlardan nefret eden. Bu savaşın verdiği acıya benzer başka bir acı yoktur. Bu acı, bilinç seviyemizin üzerine çıkar. Ondan kaçarız ama bizimle koşar. Nereye kaçarsak kaçalım, savaşı beraberimizde götürürüz."
Halbuki o da beni seviyor. Bunu bana evvelsi gün ağlayarak söyledi. "Gel dedim, beraber kaçalım." "Acı acı güldü, Ağam dedi, "ben senden noksanım, bana sadaka mı veriyorsun?" Onu nasıl sevdiğimi anlattım: Bana kolunun yerine kalbini veriyorsun, dedim, bir kalp bir koldan daha mı az değerlidir?
"Evlensene benimle," dedi Turan birden.
Sezin'in yüzünde gülümseme doğdu. Birden söylenince tutamadı heyecanını. "Efendim?"
"Eşim olsana. Birdik, çift olduk, şimdi de eş olalım. El ele olalım. Evimizde neşe olsun. Sen ol."
Sezin heyecandan bayılacak gibi durdu ve hemen sonra, "Ama olmaz," diyerek elini kaldırdı. Bu sefer parmağında yüzüğü takılıydı. "Ben nişanlı biriyim."
Turan gözlerini kıstı, oyuna devam etti. "Nişanlını boş ver. Bana var. Kaçalım buralardan."
Sezin kıkırdadı. "Çok büyük bir adam ama benim nişanlım. Bulur, serçeparmağıyla ezer seni. Sen öyle cesur biri misin?"
"Evlenecek misin benimle?" diye sordu Turan yine. Sezin'in istediğini yapıyordu. Ne demişti kız? Bana evlenme teklifi et bir daha demişti. "Cenneti bir daha ver de bu adam nefes alsın seninle."
"Evlenirim," dedi içi giderek. "İki kere evlenirim, üç kere evlenirim, bin kere evlenirim seninle."