Ne vardı kafanda? Birtakım çocuksu fikirler, ahmakça, yarım yamalak hisler, sürüyle anlaşılmamış, sindirilmemiş güzellikler, devasa, kapkara bir cehalet kütlesi, patlayacak kadar tıka basa aşkla dolu bir kalp ve aşkın kadar büyük cehaletin kadar boş ve faydasız bir hırs.
Islak bir rüyadır bende karanfil
Ruhum, kokusunun dilencisidir
Bu yorgun alev damlası değil
Büyük yangınların habercisidir
O kızıl bir deniz, bense tenhayım
Onda umut, bende yalnızlık büyür
Ne dünya sonsuzluk, ne ben dahiyim İçimde sadece şairler uyur
Böylece, mülkiyet gururumuzu irademizin dışında kalan bir darbe ile elimizden alan sevgili, bizde o mâlik olduğumuz ve mâlik olduğumuz için kadrini bilmediğimiz nimetlerin hasretini uyandırmak yoluyle bizi kaybettiğimiz itiyatlara bağlamıştır.