Mine öz.

Mine öz.
Artık onu yaşatacak bir şey yok
Puan vermedi·500 syf.··
2026 1. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 14:15
Kasvetli ve gotik havasıyla insanı içine çeken bu romanın kasvetli havasını anlamak için yazarını biraz araştırdığımda her şey çok daha netleşti. Emily Brontë, 19. yüzyıl İngiliz edebiyatının belki de en gizemli ve sıra dışı yazarlarından biri. Öyle ki bu gizemi, romanını yayımlarken bile sürdürmek zorunda kalmış. Uğultulu Tepeler romanı uzun bir süre yazarının Ellis Bell olduğu düşünülerek okunmuş. Dönemin kadın yazarlara ve kadınlar üzerinde kurmuş olduğu önyargılar ve tabular nedeniyle Emily Brontë, romanını farklı bir isimle yayımlamak durumunda kalmış. Bu durum, romanın sertliğini ve karanlığını daha da anlamlı kılıyor. Zaman, intikam, tutku ve yıkım temalarını ele alan Uğultulu Tepeler, bu yönüyle edebiyat tarihinin en etkileyici romanlarından biri. Romanı okurken huzurdan çok rahatsızlık hissi bırakması da belki bu yüzdendir. Çoğu yazarın kendisini roman karakterleriyle bir şekilde bütünleştirdiğini düşününce, Emily Brontë’nin kendisini hangi karakterle özdeşleştirdiğini sorgulamadan edemedim. Zaten romanda o kadar çok karakter var ki, olay örgüsünde kimin nerede durduğunu takip etmek çoğu zaman kafa karıştırıcı; fakat bu karmaşa romanın kasvetli atmosferine hizmet ediyor. Başrollerin hikâyedeki yerinden kısaca söz etmek istiyorum ve buna, yazarıyla asla bütünleştirmek istemediğim Heathcliff karakteriyle başlayacağım. Heathcliff, romanın en nefret uyandıran ama aynı zamanda psikolojisini anlamaya çalıştığım karakteri oldu. Onu sevmek mümkün değil; fakat tamamen anlamaktan vazgeçmek de kolay değil. Başına gelen her şeyi, sevdiği kadın tarafından bir seçenek olarak görülüp tercih edilmemesine bağlamak istedim. Yine de onun kötülüğünden ve kalbinin karanlığından şüphe etmediğim anlar oldu; çünkü bazı davranışlarının artık geçmişle açıklanamayacak kadar bilinçli
Alıntı
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Martı Yayınları · 201257,8bin okunma
Reklam
Puan vermedi·416 syf.··
2025 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2025 22:51
Bir süredir alıntılarını takip ettiğim bir kitaptı. Daha önce hiç Peyami Safa okumamış biri olarak hem olay bütünlüğüne hem de yazarın kalemine bayıldım; hatta şimdiye kadar okumamış olmama biraz hayıflandım. Babasının kim olduğu bilinmeyen bir hamilelik olayıyla başlıyor. O an, “Yine kan, namus, töre nasihatleriyle başlayan bir kadının yalnızlık hikâyesi…” dedim. Fakat roman asla düşündüğüm gibi ilerlemedi. Toplumun dayattığı ahlak normlarının dışında yazılmış metinler okumak beni son derece memnun ediyor. Olaylar öyle sade ve akıcı bir şekilde anlatılıyor ki beni hiç huzursuz etmedi; “Evet, olabilir, bunun mutlaka psikolojik sebepleri vardır,” dedirtti Bir gafletle yapılan hataların ömür boyu cezalandırılmaması gerektiğini düşünen biri olarak, kitap düşüncelerimi daha da pekiştirdi. Ancak ilerleyen bölümlerde yalanlar üzerine kurulan olaylar beni huzursuz etmeye başladı. Başta hak verdiğim kişiyle tartışır hâle gelirken, gözümde haksız olan kişiye hak vermeye başladım. Bir anda herkesten şüphe eder hâle geldim. Sürekli bir telaş içinde entrikalara yetişmeye çalışmam ve araya serpiştirilen esprileri kaçırmama çabam, okuma sürecim boyunca beni hem düşündürdü hem de oldukça eğlendirdi. Kitabın asıl konusu olan yalnızlığa gelecek olursak; yalnızlık kelimesi çoğumuz için kişi sayısıyla ilintili görünse de, bu romanla birlikte “kalabalıklar içinde yalnız kalmak” sözü benim için çok daha derin bir anlam kazandı. Her bölümde farklı bir karakterin düşünce yapısı, hissettikleri ve farklı düşünceler yüzünden yalnızlaşmaları işlenmiş olsa da benim aklım hep Aydın ve “elalem ne der” kaygısıyla sürekli çıldıran Mevharet’te kaldı. Ailenin kaosları içinde sınavlara hazırlanan Aydın, bana çok masum bir yalnızlık duygusu verdi. Mevharet ise yaşamadığı bir hayatın acısını
YalnızızPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202527,2bin okunma
Spoiler İçerir!
7/10
·52 syf.··
2025 6. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mart 2025 11:53
İhanetten ziyade aşkı konu alması pek iyi olmamış yoksa Stefan kitabı neticede, okunurdu yani. Arkadaşıma anlattığımda, "Aşk-ı Memnu" kitabı dedi. Tam olarak "Aşk-ı Memnu" evet :) Patronunun yoğun ısrarı üzerine fakir ama gururlu Ludwig'in patronunun evine taşınmasıyla başlayan bir kitap. Gördüğü ilk andan itibaren patronunun eşine âşık olan karaktersiz karakterimizin bir süre kendi içinde yaşadığı, devamında ise karşılık aldığı fakat tam o sırada aralarına aşılması zor bir mesafenin girdiği, bu mesafelerin tahmin ettiklerinden çok daha uzun sürmesiyle birlikte iki âşığımızın kendi hayatlarına devam etmelerini konu alıyor. Şimdi benim düşüncelerime gelecek olursak, bu tür aşk kitaplarının sinirlerimi bozduğunu açıkça söyleyebilirim. Evli bir kadının kendisinden yaşça küçük bir adamla aşk yaşamasını romantize edemiyorum. Ya da hissetmesi gereken tek duygunun minnet olması gereken bir adamın aşırıya kaçıp sahip olduğu bütün her şeyi ona vermiş olan adamın karısına âşık olmasına aşk diyemiyorum maalesef. Konu olarak ne kadar sinir bozucu olsa da merak uyandıran bir kitap. Ahlaki olarak okuyacak çoğu kişiye hitap etmemesi, böyle olayların olmadığı anlamına gelmiyor. Konu bütünlüğü olarak çok güzel bir kitap. Tek solukta okudum. Uzun bir kitap değil zaten tek solukta her türlü okunur çoğu duyguyu aynı anda yaşatması hoşuma gitti. Merak duygusu ve tiksinme iç içe girdi okuduğum süre zarfında. Fazla tepki göstermiş olabilirim siz bakmayın bana :)okuyacak olanlara iyi okumalar diliyorum.
Alıntı
Geçmişe YolculukStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202533,6bin okunma
Puan vermedi·48 syf.··
2023 8. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2023 09:34
Bu kitabı, geçen sene ağladığım bir şarkıya dans edecek kadar mutlu olduğum bir dönemde okudum. Başlamadan önce kendime, “Başkalarının ölüm korkularını ve hikâyelerini okuyacak kadar cesaretli miyim?” diye sordum. Mutluluğuma gölge düşürmesini istemedim. Okudukça, sanki gerçek dünyayla yeniden tanıştım. Kitabı anladıkça kendi varlığımın önemi gözümde azalmaya başladı. Düşününce; insanoğlu ve ölümü tadacak bütün canlılar… Zaten ölmek için yaşamıyor muyuz? Sayfalar ilerledikçe hem üzülüyor hem de bitirmek istiyordum. İsmet Özel’in dediği gibi: “Bize ne başkasının ölümünden demeyiz, çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin, başka ölümler çeker bizi.” Ve sanki yazar da bunu biliyormuş gibi, satır aralarında fısıldıyor: “Bazen başkaları ölümü çeker bizim için." Ölümü bir korku hikâyesi gibi değil; hayatın kaçınılmaz bir parçası, anlamaya değer bir gerçeklik gibi anlatıyor. Belki de bu yüzden kitap, insanın içini karartmaktan çok, hayatın ağırlığını sessizce omzuna koyuyor. İyi okumalar diliyorum.
Ölüm Psikolojisi
Nasıl ÖlünürEmile Zola · Can Yayınları · 202024,3bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2023 9. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2023 19:48
"Bir bisikletim olsaydı da gezseydim "dediğim bir dönemde karşıma çıkan bir kitap oldu. Hayatın ağırlığını sırtında hisseden bir gencin, cüzdanını bile almadan evden çıkmasıyla başlayan bir hikaye.Gerçek olması bir yana, beni bu kadar etkilemesi bir yana. Bu kitabın sonunu abim okumuştu bana ve ablama ve ağlamıştık beraber. Çünkü gerçekten dokunuyor bı şekilde hayatınıza. Sizde gezmeyi seven ve rutin hayatınızdan sıkılıp, yanınıza para bile almadan çıkıp gitmeyi düşünen biriyseniz sizede ilham olabilir. Zira benim kafamda çokça dolanan bir düşünce :)
Yaşam
Hayata YolculukHasan Söylemez · Hayy Kitap · 2015416 okunma
Reklam