"Anne ben geldim,
üstüm başım uzak yolların tozlarıyla perişan
Çoktan paralandı ördüğün kazak
üzerinde yeşil nakışlar olan
Anne ben geldim,
yoruldum artık
Her yol ağzında kendime rastlamaktan Hep acılı, sarhoş ve sarsak şiirler çırpıştıran bi adam
Kurumuş kuyunun suyu, incirin sütü çoktan çekilmiş
bir zamanlar dünya sandığım bahçeyi ayrık otları, dikenler bürümüş
kapıdaki çıngırak kararmış nemden
Atnalı ve sarmısak duruyor ama
Oğlum, mektup yaz diyen sesin hala kulaklarımda
Anne ben geldim,
ağdaki balık
bardaktaki su kadar umarsızım
Dizlerin duruyor mu başımı koyacak? Anne ben geldim, oğlun, hayırsızın.."
şiirini okuduğumda Cahit Külebi'nin dediği gibi :Ahmet Erhan'ın "Türkiye için şaşırtıcı bir olgu,büyük bir şair olduğuna emin oldum.
"Çözemediğim bir şeyler var hayatımda
Sualtı gibi derinlerde sessizce bekleyen
Dirensem, daha ne kadar direnebilirim artık
Nereye kadar gidebilirim, gitsem?
Aradığım nedir, o kentten bu kente?
Adressiz yaşamak da sıkar insanı gün gelir
Gider heyecanlar, istekler, gülümseyişler
Yüreğimdeki denizin suları birden çekilir.
Özleyip de vardığım her yerden, hemen kaçsam diyorum
Ne aradığımı biliyorum, ne bulduğumu