En son ilk kitap felaket bir yerde bitmişti. Rena Mienas’ta öldükten sonra kendini başka bir diyarda Yansimra’da bulur. Rena’nın omuzlarındaki yük her geçen gün ağırlaşırken, doğru bildiği her şey sorgulanmaya başlıyor. Kader, kehanetler ve zorlu seçimlerle dolu bu yolculukta onu oldukça sarsıcı kararlar bekliyor. Burada başına gelmeyen kalmadı Rena’nın Kitap yine çok akıcıydı sonlara doğru sayfa 565.sayfa olması lazım şok icinde okudum Ama sonu güzel bitti devam kitabını ve güçlü Rena’yı element varisi olarak okumak için sabırsızlanıyorum! Çok sevdiğim bir seri oldu sevdiğim bir çok unsur var. Alın okuyun fantastik seven dostlarım
"Kendini halinden şikâyet etmeye alıştırma! Ömrünün sonuna kadar dövünsen bu hayatın cefası tükenmez; kendine etmiş olursun."
Bu söz, insanın kendi kaderini ve ruh halini yine kendi elleriyle şekillendirdiğini o kadar güçlü anlatıyor ki... Hayatın dertleri, zorlukları ve cefası hiçbir zaman bitmez; bu bir gerçek. Ancak sürekli şikayet etmek, insanı sadece kendi yarattığı karanlık bir döngüye hapsediyor. Yazar bize hayata küsmek yerine dik durmayı, dövünüp zaman kaybetmek yerine yola devam etmeyi öğütlüyor. Kendi kendimizin celladı olmayı bırakıp, yaşama karşı dirençli bir duruş sergilememiz gerektiğini hatırlatan, derin ve sarsıcı bir hayat dersi.
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,6bin okunma
Herkese Merhaba
Bugün sizlere Zülfü Livaneli kaleminden Üç Kutuplu Türkiye kitabının yorumu ile geldim
Haziran ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 336 sayfalık bir kitap
•"Tarih boyunca bağımsız kafanın kaderi yalnızlıktır" diyor Livaneli. Sırf sürüden ayrıldınız diye herkesin size Bu kimin adamı? gözüyle baktığı bir düzendeyiz. Ve şu cümlesi o kadar tokat gibi ki: "İnsan toplumları vücudunu kiraya vereni aşağılar ama kafasını kiraya vereni yüceltir."
•Kutuplaşmış ve çeteleşmiş bir düzende kimse kimseyi anlamaya çalışmıyor; eğer iki tarafa da körü körüne biat etmiyorsanız, anında karşı tarafın adamı ilan ediliyorsunuz. Kutuplaşmanın en sinsi tarafı da bu zaten: İnsan aşırı uçlara kaydığını, kör bir öfkeye teslim olduğunu hiç fark etmiyor. Bir bakıyorsunuz, kapı komşunuzdan sırf sizin gibi düşünmüyor diye ölesiye nefret etmeye başlamışsınız. Kitaptaki benzetmeyle; ülke adeta yere dökülmüş benzin gibi, kibrit çakacak birileri ise dışarıda her zaman hazır bekliyor. Livaneli'nin sorduğu o soru yankılanıyor kulaklarımda: "Herkes mi sağır bu ülkede?"
•90’lardan bu yana Türkiye’nin Üç Kutuplu bir yapıya hapsolduğunu çok net, tarihsel bir süzgeçle anlatılıyor. Dışarıdan bakınca ideolojik ya da dini görünen bu kavgaların arkasında aslında tamamen dünyevi hırslar, ülkenin kaynaklarını ele geçirme yarışı var. Halk; bayrak, ezan, vatan gibi canından aziz bildiği kavramları kendi çıkarlarına alet edenler tarafından kandırılmaya devam ettikçe bu girdaptan çıkamıyor. Livaneli sol cenaha da çok sert bir özeleştiri getirerek, gerçek umudun ahlaklı ve dürüst bir sol anlayışta olduğunu hatırlatıyor.
•Peki, bunca karamsarlığın ortasında hiç mi umut yok? Evet, bizi ayıran çok şey var; ama bir an durup düşünürsek bizi birleştiren noktaların çok daha fazla olduğunu göreceğiz. En nihayetinde hepimiz
Sinan Akyüz’ün İncir Kuşları adlı eserini büyük bir ilgiyle okudum ve kitap beni derinden etkiledi. Roman, 1992-1995 yılları arasında Bosna’da yaşanan savaşın acı gerçeklerini etkileyici bir anlatımla gözler önüne seriyor.
Kitabı okurken savaşın en büyük mağdurlarının kadınlar olduğunu bir kez daha gördüm. Ancak tüm yaşadıkları acılara rağmen Bosnalı kadınların gösterdiği direnç, cesaret ve hayata tutunma gücü hayranlık uyandırıcıydı. Bu yönüyle eser, yalnızca savaşın yıkıcılığını değil, insan ruhunun gücünü de anlatıyor.
Romanın gerçek olaylardan esinlenerek yazılmış olması, anlatılanları daha da etkileyici ve sarsıcı kılıyor. Kitap boyunca, bir insanın kaderinin bazen bir gün, hatta birkaç saat içinde tamamen değişebileceğini düşündüm. Bu sorunun cevabını eser çok güçlü bir şekilde veriyor: Evet, insanın kaderi bir anda değişebilir.
Tarihî gerçekleri duygusal ve akıcı bir dille okuyucuya aktaran Sinan Akyüz’ü bu değerli eserinden dolayı tebrik ediyorum. Kalemine ve emeğine sağlık.
𝐌𝐢𝐬 𝐠𝐢𝐛𝐢 𝐬𝐞𝐧𝐝𝐫𝐨𝐦𝐬𝐮𝐳 𝐛𝐢𝐫 𝐏𝐚𝐳𝐚𝐫𝐭𝐞𝐬𝐢’𝐝𝐞𝐧 𝐬𝐞𝐥𝐚𝐦𝐥𝐚𝐫 𝐨𝐥𝐬𝐮𝐧 𝐝𝐨𝐬𝐭𝐥𝐚𝐫
Bugün size @hikmet_pencereci hanımın değerli kaleminden #kaderinizi kitabının yorumu ile geldim...
#kitabınkonusu
Zeynep Bursa’da yaşasayan zengin bir ailenin tek kız çocuğudur.
Babası onun mimar olup aile şirketlerinde çalışmasını isterken o hayallerinin peşinden koşup öğretmen olur.İlk görev yeri Hakkari Yüksekova' dır. Ailesi her ne kadar karşı çıksada kızlarının bu kararına da saygı duyarlar. Babası Fehmi Bey kızını ilk görev yerine yolcu ederken “her şeyine evet dedim Zeynep ama bir gün senden bir şey istediğimde sende bana evet diyeceksin” diye söz ister. Ama Zeynep nerden bilecekti ki günün birin de babasının onun için hayati bir karara evet demesini isteyeceğini. Gittiği görev yerinde Zeynep çok sevilir. Taki okula gelmeyen mevsimlik işçi olarak çalışan ailelerin çocuklarını okula göndermeyene kadar. Zeynep tek tek evlerine gidip aileleri ikna etmeye çabalarken bazıları ikna olur bazıları da düşman olur. İkna olmayan veliler Zeynep’in oradan gitmesi için tüm kötülükleri yaparlar.
Zeynep bu zorlu işin altından kalkmaya çalışırken yüreğinde filizlenen bir aşkın ortasında bulur kendini. Bu aşkın adı Barış Komiser’dir.
Fehmi Beyin kızı Zeynep’ten istediği hayati karar nedir?
Barış ve Zeynep’in aşklarını nasıl bir son bekliyor?
#kitaphakkındadüşüncelerim
Öyle güzel bir kitap okudum ki hikayenin içinde buldum kendimi. Olayları dümdüz anlatmayan okuruna yaşatan yazarları çok seviyorum. Sevgili Hikmet Hanım’da işte böyle bir yazar oldu benim için.
Kitap sadece aşk üzerine yazılmış gibi sakın hissetmeyin. Güçlü bir kadının idealleri için nelere göğüs gerdiğinin ispatıdır Zeynep öğretmen bizim için. Yılın en sevdiğim
Kaderin İziHikmet Pencereci · Az Kitap · 202127 okunma
Bazı kitaplar vardır, son sayfayı kapattığında hikâye bitmez; seninle kalmaya devam eder...
Küllerinden Doğarken benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Bir solukta okudum, her sayfasında heyecanı, merakı ve duyguyu hissettim.
Kaleminize, emeğinize sağlık sevgili @fundaucuker. Yine harika bir hikâyeye konuk oldum.
Ama o son neydi öyle?
Şimdi gel de devamını bekle...