Yaşlılık , kader ve yalnızlık
8/10
·132 syf.··
2026 27. kitabı
Bay Hiç Kimsenin Kayboluşu benim için olaylardan çok duyguların ön planda olduğu bir romandı. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey hikâyenin kendisinden çok, insanın kalabalıkların içinde nasıl yalnızlaşabileceğiydi. Romanın kahramanı sadece yoksul ya da kimsesiz değildi; yıllar onu yavaş yavaş silmiş, insanların arasında yaşayan bir gölgeye dönüştürmüştü. Herkes onu görüyordu ama kimse gerçekten fark etmiyordu. Bu yüzden kitaptaki asıl kayboluş fiziksel değil, insanın görünmez hâle gelmesiydi. Bende kalan duygu hüzünden çok sessizlik oldu; sanki bazı insanlar ölmeden önce de dünyadan silinebiliyorlar. Genel inceleme haricinde kitap iki bölüm birincisinde bay hiç kimsenin demas hastası adamdan kurtulmak istemesi ama vicdan muhakemesini görüyoruz. 2. Bölümde ise kayboluyor ve polis Refik geliyor . Bu seferde Refiğin kimlik bunalımı görüyoruz. Aslında devlet yönetimi ve bürokratik bozulmayı da bu şekilde görmüş oluyoruz .
Bay Hiç Kimsenin KayboluşuAhmed Taibaoui · Livera Yayınevi · 202553 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 36. kitabı
Farklı türlerde okumalar yapmayı, yeni kalemlerle tanışmayı seven biri olarak son dönemde keşfettiğim isimlerden biri de Cihan Çetinkaya oldu. Yazarla tanışmama vesile olan kitap ise daha önce adını duymadığım için kendimden utandığım, İtalya’daki ünlü Türk köyünün sıra dışı hikâyesini anlatan Şah Balaban Destanı. Viyana kapılarına dayanan Osmanlı ordusunun başındaki Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, hem ordu içindeki hem de payitahttaki makam ve mevki hırslarının büyük bir bozgunu beraberinde getireceğini fark eder. Yaklaşan felaketin etkilerini azaltmak için cesur ama ağır bir karar alır. Bu kararı uygulayacak, canlarını ortaya koyarak düşmanın önünde duracak olanlar ise Yeniçerilerdir. O seçkin askerlerin arasında Deliormanlı Balaban Hasan da vardır. Merzifonlu’nun planı ordunun kayıplarını azaltır ancak yüreği cesur, gözü kara Balaban Hasan ve silah arkadaşları için kader bambaşka bir yol çizer. Viyana önlerinde esir düşen bu yiğitler, Balaban Hasan’ın önderliğinde esaretten kurtulup İtalya’daki Moena Vadisi’ne sığınırlar. Niyetleri birkaç gün dinlenip yollarına devam etmektir. Fakat kılıcını mazlumun çığlığına siper etmeyi öğrenmiş bu bir avuç Türk, Habsburg zulmü altında ezilen Moena halkına sırtını dönüp gidebilecek midir? Bir yiğidin kendi efsanesine yürüyüşünü, devlet uğruna yapılan fedakârlıkları ve tarihin tozlu sayfalarında kalmış ilginç bir hikâyeyi anlatan Şah Balaban Destanı, sade dili ve akıcı anlatımıyla beni ilk sayfadan son sayfaya kadar kendine bağlı tutmayı başardı. Bir yandan Balaban Hasan’ın hikâyesini merakla takip ederken bir yandan da Moena’nın Türklerle olan bağını öğrenmenin şaşkınlığını yaşadım. Tarihî romanlarla arası çok iyi olmayan okurların bile rahatlıkla okuyabileceğini düşündüğüm bu kitabı bitirdiğimde geriye güzel bir hikâye, yeni
Şah Balaban DestanıCihan Çetinkaya · Timaş Yayınları · 20262 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 74. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 17:16
GECE YARISI TRENİ-MATT HAIG-304 sayfa, Hayatınız devam ederken kaçan bir treni yakalamak mümkün mü? Yani hayatınız bir film şeridi gibi aksaydı, hangi sahnede durup (treni durdurup) o anı değiştirmek isterdiniz? Gece Yarısı Treni ;hayatımızı, geçmişimizi, pişmanlıklarımızı, ikinci şansımız var mı? onları sorgulatıyor. Ama bir kuralı var bu yolculuğun… “Geçmişteki halinle asla konuşmayacaksın!” (Bu kural ve geçmişe gitmek bana Kahve Soğumadan Önce serisini hatırlattı…) Gece Yarısı Treni ,geçmişin gölgesinde yaşayan, "keşke"lerin çoğunlukta olduğu bir hayat yaşayan,yaşamında doğru olan şeylere öncelik verip vermediğini sorgulayan herkesin kendinden bir parça bulacağı (ki ben okurken hayatımda ne çok şeyler kaçırmışım dedim ) bir kitap … Gece yarısı treninin amacı geçmişi değiştirmek değil,yaşlanmayı,kayıpları ve kayıp giden geçmişini görüp daha yakından bakmak için arada bir durman ve hayatın nasıl yaşandığını kabullenip muhasebesini yapmaktır. Kitap karakterimiz Wilbur Budd yaşamının büyük bir bölümünü işine adamış,sahibi olduğu kitapçı zincirine odaklanmış,81 yaşına gelmiş,işkolikliği yüzünden büyük aşkı Maggie’yi ve dolayısıyla da hayatını çok ihmal etmiştir.Yıllar sonra bir gece hiç beklemediği birinden gelen telefonla hayatında bir umut ışığı doğmasını beklerken Wilbur gözünü bir ambulansta açar ama maalesef yaşam onu gizemli bir tren yolculuğuna çıkarmıştır.Bu trenle sonun başlangıcına,geçmişine ,hayatının o karanlık ve aynı zamanda da en parlak anlarına doğru ilerlemeye başlar. Ama kural var;geçmişteki Wilbur ile asla konuşmayacak… Wilbur bu yolculukta kurala mı uyacak yoksa her şeye rağmen başka bir hayat yaşamak için raydan mı çıkacak? Siz olsanız tercihiniz ne olurdu???
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202677 okunma
Puan vermedi·170 syf.··
2026 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 00:00
Hayatı alt üst olmuş ve yaşadığı hayatın utancıyla mahvolmuş iki gencin ibretlik hikayesi... Halit Ertuğrul'dan yine yaşanmış bir hayat hikayesi.Acı dolu,umut dolu ve gizem dolu bir hikaye.Her an ve her dakika yaradanın bize şah damarımızdan daha yakın olduğunu hatırlatan ve "kader ölüme manidir" sözünü hatırlatan bir öykü. Risale-i Nur külliyatı ve kitapdan alıntılarla beraber,hayat yolculuğunda yönünü kaybetmiş olan gençlere rehber olan bir pusula olarak da anlatılmış. Şems-i Tebrizinin söylediği gibi; "Düzenim bozulur, hayatım alt üst olur diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını? Düzeni bozulmuş,hayatı alt üst olmuş gençlerin sıfırdan yaşama tutunmaya çalışarak hayatlarını din ve iman yolunda yaşama mücadelesini anlatan ders niteliğinde ibretlik bir öykü.
Şark KızıHalit Ertuğrul · Nesil Yayınları · 2011648 okunma
“Maziden kalan okumalardan…”
10/10
·391 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
DİGENES AKRİTES ANADOLU'NUN BÜYÜK DESTANI Digenes Akrites, Bizans döneminde yaklaşık 11–12. yüzyıllarda şekillenmiş bir destandır. Tam olarak tek bir yazarı olduğu söylenemez; sözlü anlatı geleneğinden beslenerek zaman içinde yazıya geçirilmiştir. Anadolu'da geçen kahramanlık, aşk ve mücadelelerle örülü bir anlatıdır. Bu destan, Anadolu’nun yalnızca tarihi olaylarla değil; efsaneler, kahramanlar ve sözlü anlatılarla da şekillenen zengin bir kültür mirasına sahip olduğunu gösterir. Konusuna gelecek olursam; Digenes’in hikayesi aslında ailesinin hikayesiyle başlar. Babası Arap kökenli güçlü bir emirdir. Bir gün Bizanslı soylu bir ailenin kızı olan annesiyle karşılaşır ve ona aşık olur. Bu aşk, iki farklı kültürün karşı karşıya geldiği bir dönemde büyük bir değişimin başlangıcı olur. Annesini ailesinden almak için mücadele eden baba, sonunda onunla evlenir ve Bizans topraklarında yeni bir hayat kurar. Bu evlilikten doğan Digenes, yalnızca iki ailenin değil, iki farklı dünyanın da çocuğudur. Arap ve Bizans kültürlerinin arasında yetişen Digenes, zamanla sınır bölgelerinin en güçlü koruyucularından biri haline gelir. Genç yaşlarından itibaren cesaretiyle tanınır. Haydutlarla, düşman savaşçılarla ve kendisine meydan okuyan güçlü kişilerle mücadele eder. Karakterindeki onur, sadakat, cesaret ve sevdiklerine bağlılık onu destanın unutulmaz kahramanlarından biri yapar. Digenes’in Eudokia ile olan ilişkisi ise onun yalnızca bir savaşçı değil, duyguları olan bir insan olduğunu da gösterir. Eudokia için mücadele eder, onu korur ve onunla birlikte bir hayat kurar. Destan yalnızca savaşları değil; aşk, aile, bağlılık ve kader gibi insanı yüzyıllar boyunca etkileyen temaları da işler. Destanı okurken beni en çok etkileyen şey Digenes’in anne ve babasının aşk hikayesiydi. Farklı
Edebiyat
Anadolu'nun Büyük DestanıDigenes Akrites · Kalkedon Yayınları · 20094 okunma
10/10
·512 syf.··
2026 43. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 22:22
Sırlar, İhanetler Tılsımlar, Doğal Taşlar Firuze Koçak ve Ezra Saruhan Yıllar önce edilen bir beddua, kuşaklar boyunca etkisini sürdürmüş ve iki düşman ailenin çocuklarının yollarını sürekli ayırmıştı. Bu yüzden avukat Firuze ile doğal taş sanatçısı Ezra’nın aşkı, daha başlamadan imkânsız olarak görülüyordu. Doğu’da dilden dile anlatılan bu hikâye, yalnızca aileler arasındaki düşmanlığın değil, aynı zamanda kaderin de bir sınavıydı. Zaten üzerlerinde dolaşan lanet onları büyük bir çıkmazın içine sürüklerken, Firuze’nin yaptığı bir hata her şeyi daha da karmaşık hâle getirdi. Ezra’nın affetmeye niyeti yoktu ve Firuze de aralarındaki bağın tamamen koptuğunu düşünüyordu. Ancak beklenmedik bir gelişme yaşandı; Firuze’nin Mardin’e planlanandan on gün önce gitmek zorunda kalması, olayların yönünü değiştirdi. Böylece ne yıllardır süren lanet ne de yaşanan ihanet onların hikâyesinin sonunu belirleyebildi. Çünkü kader, tüm engellere rağmen Firuze ve Ezra’yı yeniden karşı karşıya getirmek ve yarım kalan hikâyelerini tamamlamak için başka planlar yapmıştı.
1000Kitap
Firuze 1 - Kehribar AteşiMehsa · Ephesus Yayınları · 202642 okunma