8/10
·128 syf.··
2026 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 00:09
Virginia Woolf'dan okuduğum ilk kitaptı. Benim gibi yazarı tanımıyorsanız onu tanımak için bu kitaptan başlamanız gayet güzel bir başlangıç olacaktır. Woolf bu kitapta kadınların yüzyıllar boyunca erkeklerden alt seviyede görüldüğünü, maalesef bu günümüzde de devam etmektedir, neden önemli buluşların erkekler tarafından bulunduğunu, edebiyatta, sanatta, bilimde neden hep erkeklerin ön planda olduğunu tartışmaktadır. Kadınların erkeklerle aynı ekonomik ve sosyal şartlarda yaşamadığını kimi zaman erkeğin bir uzantısı olarak görüldüğünü, ev içinden başka bir hayatı olmadığından bahseder. Kadınların kendi parasını kazanması bir yana çoğunun kendine ait bir odasının bile bulunmadığını söyler. En basitinden kendine ait bir odaları bulunsa, o odada yalnız kalıp kendi okumalarına, kendi uğraşlarına odaklanabilseler kadınlardan da usta şairler, yazarlar, tiyatrocular, bilim insanları çıkabileceğini vurgular. Bu sayede zihinsel özgürlüğünü kazanabilecek ve ardından ekonomik özgürlüğü için çalışma şansı bulabilecektir. Woolfun bahsettiği kendine ait bir oda şartı çok önemli bir unsurdur. Günümüz şartlarında bile kendine ait odası bulunmayan kız çocukları mevcuttur. Ya da odası olup odasında kendi uğraşlarına eğilememektedirler. Kadınlara doğuştan yüklenen ev içi sorumlulukları yerine getirmek için ailesi tarafından zorlanmaktadırlar. Genelleme yapmıyorum ama böyle bir kesimin de mevcut olduğunu belirtmek istedim. Kitapta ayrıca geçmiş yıllardaki kadın yazarlardan da bahsedilmektedir. Onların karşılaştıkları zorluklardan, erkek yazarlar tarafından aldıkları acımasız yorumlardan da bahsedilir. Ben kitabı çok beğendim Woolf'u ve diğer kadın yazarları okumaya devam edeceğim.
1000Kitap
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · Kızıl Panda Yayınları · 201748,3bin okunma
3/10
·328 syf.··
2026 24. kitabı
Kitapları yarım bırakabilme gibi bir özelliğim olsaydı bu kitabı ilk 20. sayfada bırakırdım. Bittikten sonra kendimi sorgularken buldum, neden kendime bu eziyeti çektirdim diye. Kitabın öyle ters ahlaki açıdan kötü bir tarafı yok hakaret ve kadını aşağılama daha çok ön planda açıkçası en azından benim tarafımdan. Benim sevmediğim kısım karakterler. Erkek karakter Nikolas’ı bana verseler leş çuvalı gibi duvardan duvara savururdum. Bütün bildiğim hakaretleri saydırmamı hak ediyor. Bencilliği, gereksiz egosu, kadın karaktere davranışları ki bence kendisi tam bir kadın düşmanıydı. Tess’e ilk karşılaştıkları andan son sayfalarına kadar olan davranışları bence iğrençti. Pişmanlıklarını okumak da haliyle inandırıcı gelmedi. Aşk mı ben asla hissetmedim. Hele o aşk itirafı neydi öyle romantik olmaktan çok uzaktı sol gözüm hala seğiriyor. Önce kızı gereksiz yere boş tehditleriyle taciz etmeye başladı ki aşırı saçma olay aynen şöyle oldu. Kız zaten anksiyete sorunları olan korkak birisi. Annesi bu Nikolas’ın babasıyla evleniyor diye adamın ailesi ile tanışmak için akşam yemeğine gidiyor. İlk karşılaşmaları da böyle başlıyor işte adamın elleri kana bulanmış ellerini yıkayıp ailesinin yanına geri geliyor ve kıza elini uzatınca kız korkudan bir afallıyor elini uzatamıyor. Tess donakalmışken çekip yanaklarından öpüyor bu sırada da tehdit etmeyi es geçmiyor. “Bu bana yaptığın son saygısızlık bir dahakine elimi sıkacaksın.” Sonra yine aynı akşam kızı bakışlarıyla da taciz ediyor pis sapık!! Bitti mi sandınız bitmedi yine kızı tehdit etmeye devam ediyor. YEmin ederim hakaret ede ede okudum bu kısımları sen kimsin ya kimm vasıfsız. Her bulduğu fırsatta kızı aşağılamalar, kısıtlamalar, zorla evlendirmeye çalışmalar, zorbalamalar zaten kızı sessiz eşek olarak gördü bence. Tess’e
Günahkârın OyunuMichelle Heard · Artemis Yayınları · 202688 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·211 syf.··
2026 35. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 11:48
Bu kitapta Cem adlı bir gencin yaşadıkları anlatılır. Hikâye ilerledikçe sadece bir aşk hikâyesi değil, aynı zamanda baba-oğul ilişkileri, suçluluk duygusu ve kader üzerine derin bir sorgulama olduğunu fark ediyoruz. Kırmızı saçlı kadın karakteri gizemli yapısıyla okuyucunun ilgisini sürekli canlı tutuyor. Kitabı okurken en çok hoşuma giden şey, olayların yavaş yavaş açığa çıkması ve sonunda beklenmedik bağlantıların ortaya çıkmasıydı. Dilinin akıcı olması da kitabı daha sürükleyici hâle getiriyor. Bazı bölümleri düşündürücü olduğu için zaman zaman durup olayları değerlendirme ihtiyacı hissediliyor. Genel olarak Kırmızı Saçlı Kadın, hem merak unsuru taşıyan hem de insan ilişkileri üzerine düşündüren etkileyici bir roman. Farklı bakış açıları kazandıran, okunmaya değer bir eser olduğunu düşünüyorum.
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,3bin okunma
Puan vermedi·576 syf.··
2026 30. kitabı
Yazım dili oldukça akıcıydı ve insanı sürekli okumaya teşvik ediyordu. Bu yönünü gerçekten çok sevdim. Maral Atmaca'nın zaten okuduğum tüm kitaplarını beğeniyorum; bu kitap da beklentimi karşılayan eserlerden biri oldu. Aslında tamamen can sıkıntısından başlamıştım ama kendimi bir gecede kitabın yarısına gelmiş buldum. Kadın karaktere olan hayranlığım ise kitabı bitirdikten sonra bile son bulmadı. Güçlü duruşu, inatçılığı ve olaylar karşısındaki tavrı onu benim için unutulmaz bir karakter hâline getirdi. Konu her ne kadar klişe gibi görünse de yazarın anlatımı sayesinde hiç sıkılmadan okudum. Olay örgüsü merak duygusunu sürekli canlı tuttu ve "Bir bölüm daha okuyayım." derken sayfalar su gibi aktı. Bir şans vermenizi tavsiye ederim
Saka ve SanrıMaral Atmaca · Ephesus Yayınları · 20252,493 okunma
Puan vermedi·196 syf.··
2026 48. kitabı
UYANIŞ KATE CHOPIN 196 SAYFA Nedensiz yere mutsuz olduğu günler vardı, sevinmeye de üzülmeye de değmezdi sanki hiçbir şey için, yaşamak ya da ölmek farketmezdi. Hayat tuhaf ve korkunç bir kargaşa, insanlarsa kaçınılmaz yok oluşa doğru körlemesine ilerlemeye uğraşan kurtçuklar gibi görünürdü gözüne. Evli ve iki çocuk annesi Edna Pontellier, dönemin sosyal ve toplumsal kuralları gereği kusursuz bir eş ve anne olmak zorundadır. Bu kusursuzluk çabası içinde yaşadığı hayat onu sıkmakta ve mutsuz etmektedir. Fakat toplumun dayatmalarına boyun etmiştir genç kadın. Ailesi ile gittiği bir yaz tatilinde Robert Lebrun adında genç bir adamla tanışır. Bu tanışma zamanla yakınlaşmaya döner ve genç kadın hem duygusal hem fiziksel açıdan kendini anlamaya başlar. Dayatmalara baş kaldıracak, bağımsız olabilecek, mutlu olma yolunda adımlar atabilecekler. İkili ilişkilerdeki baş kaldırısı yanında sanata da yönelir. Resim yapmaya başlar. Resme duyduğu bu ilgi bağımsız olmak, birey olmak çabasından başka bir şey değildir aslında. Konu itibariyle Gustave Flaubert'in Madam Bovary romanına oldukça benzeyen bir hikayeydi Uyanış. Sevgili Zeynep ile okuduk. Eşlik ettiğin için teşekkür ederim tatlım Her iki eserde evli kadınlara toplumun biçtiği rol, yaşadıkları boğucu evlilikler, kusursuz eş-anne olma dayatmalarına karşı bir uyanışı ve isyanı anlatıyor. Madam Bovary beni daha fazla etkilemişti diye ufacık bir kıyaslama yapayım izninizle. Hiçbir söz o sessizlik anlarından daha anlamlı, arzunun ilk kez hissedilen ve nabız gibi atan kabarışından daha fazla bir şeylere gebe olamazdı. Benliğinin (şimdiki benliğinin) eski benliğinden farklı olduğunu biliyordu yalnızca. Artık çevresine başka gözlerle bakıyor ve içindeki, onu değiştiren, renklendiren yeni koşullarla tanışıyordu. Hatırladığı,
UyanışKate Chopin · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,441 okunma
Asılacak Kadın
8/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Bu roman neden yasaklanmış ?birde yaşanmış bir olay çok ağır psikolojinizin okurken sağlam olması lazım bu hayatta kadın olmak gerçekten çok ama çok zor Asılacak Kadın
Duygu ve Düşünce
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,8bin okunma