Puan vermedi·192 syf.··
2026 76. kitabı
Bu kitabı okurken sık sık yaşlılığı düşündüm. Şimdi bile yılların nasıl geçtiğine şaşırırken seksen yaşına geldiğimde neleri hatırlıyor olurdum acaba? Mediha dönüp geçmişine baktıkça ben de bunu düşündüm. Ölümden söz ettiği yerlerde, eski günleri hatırladığı bölümlerde ben de ölümü ve geçmişi düşündüm. Mediha’nın gençliğiyle yaşlılığı arasında uzun yıllar var ama bazı şeyler hiç değişmemiş gibi geldi bana. Gençken de sevilmek istiyor, yaşlandığında da. Gençken de kırılıyor, yaşlandığında da. Yoksulluk, babasının ölümü, annesinin verdiği mücadele, sahneye çıkışı, yanlış insanlar, kayıplar… Hayatı boyunca başına gelmeyen kalmıyor. Herkes Mediha’yı eski bir assolist olarak görüyor ama ben daha çok evindeki halini sevdim. Eski eşyalarının arasında dolaşmasını, yıllar önce tanıdığı insanları hatırlamasını, bazen aynı anının etrafında dönüp durmasını. Okurken kendi büyüklerim geldi aklıma. İsmet’i de çok sevdim. Kitapta birçok kişi gelip geçiyor ama o hep aynı yerde duruyor. Lafı uzatmıyor, kendini öne atmıyor. Ne zaman ihtiyaç olsa yanında. Yangın, hastane günleri, yeniden sahneye çıkışı… Kitapta bunlar da var. Ama ben dönüp dolaşıp yine Mediha’yı düşündüm. Onca şey yaşamış, defalarca canı yanmış bir kadın. Buna rağmen sabah uyanıp hayatına devam ediyor.
Mediha Hanım Ölmek İstiyorEmre Saraçoğlu · The Kitap · 2024122 okunma
Üç Kadın, Üç Kıta, Tek Mücadele
9/10
·188 syf.··
2026 48. kitabı
Saç Örgüsü; Hindistan’da dokunulmaz kabul edilen bir kadının, İtalya’da aile işini ayakta tutmaya çalışan genç bir kadının ve Kanada’da kariyerinin zirvesindeyken hayatı altüst olan bir avukatın hikâyelerini anlatıyor. Birbirinden kilometrelerce uzakta yaşayan bu üç kadının yolları doğrudan kesişmese de mücadeleleri, hayata tutunma çabaları ve özgürlük arayışları ortak bir duyguda buluşuyor. Kısa ama etkili bir roman olarak farklı coğrafyalardaki kadınların yaşadıkları zorlukları tek bir anlatının içinde bir araya getiriyor. Kitapta beni en çok etkileyen bölüm Hindistan’da geçen kısımlar oldu. Kast sistemi, sınıf ayrımları, kadınların maruz kaldığı eşitsizlikler ve insanlık dışı yaşam koşulları oldukça çarpıcı bir şekilde aktarılmış. Bazı sahneler insanı rahatsız edecek kadar gerçekçi hissettiriyor ve okurken yalnızca bir karakterin hikâyesini değil, milyonlarca insanın yaşadığı bir gerçeği de görmüş oluyorsunuz. Yazarın bunu ajitasyona kaçmadan, sade ama etkili bir dille anlatabilmesi kitabın en güçlü yanlarından biri. Kitaba başlarken üç kadının hikâyesinin bir noktada doğrudan kesişeceğini düşünmüştüm. Bu nedenle finale doğru böyle bir buluşma beklentim oluştu. Ancak yazar daha sembolik ve dolaylı bir bağlantıyı tercih etmiş. Bu durum beni biraz şaşırtsa da kitabın vermek istediği mesaja zarar verdiğini düşünmüyorum. Farklı hayatların görünmez bağlarla birbirine dokunabileceğini anlatan, akıcı dili ve etkileyici temalarıyla beğenerek okuduğum bir roman oldu.
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,7bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:16
“Bir orduyu bir filin üstünde savaşa götüremezsiniz hanımefendi, bunu sadece erkekler yapabilir.” Kadının gücünden ve yapabileceklerinden habersiz söylendiği ne kadarda belli. İmparatorluk mührünü kullanan, krallık parası basan, kaplan vuran bir kadın fil üstüne ordu da çıkarır, eşini tek başına esir alındığı kaleden de kurtarır. Yeter ki fırsat verilsin ve imkanı olsun. Bahsettiğim kadın kim mi? Hemen söyleyeyim. Hindistan tarihinin en önemli kadını olan ‘Nur Jehan’. Babür hanedanının imparatoriçesi… Ne yazık ki gücünden o kadar korkulmuş ki yirmi yıl kendi evinde hapsedilmiş. Ah şu erkekler! Bizden bu kadar korkmasaydınız el ele neler yapardık kim bilir. Tarih yeniden yazılırdı. Hoş yine yazmışız adımızı bir yerlere. Ama özgürlük ve cinsiyet eşitliği için çok uğraşmışız kabul edin. Feminist değilim yoksa öyle miyim bilmiyorum ama kadınlar ile ilgili bir yazı, hikaye roman ce tarihin kıyılarında kalmış bir biyografi okuyunca mücadeleleri açısından aşırı gururlanıyorum aynı zamanda çektikleri acılar yüzünden de kahroluyorum. Sanırım ben insanım. Fazlaca empati özelliği olan Neyse kitabın konusuna geliyorum artık. Yeterrr diye bağıranları duydum. Taş devrinden başlayıp- Atom çağına uzanan muhteşem kadınlarımızın hikayelerinden oluşuyor. Tarihi kalıntılar ve araştırmalar ile taçlandırılmış. Önden söyleyeyim çok çok eğlenceliydi. Seçim hakkının bize verildiği okurla bağ kurmak için sorular sorarak cevapları maddeler halinde yazması ayrıca güzeldi. Bence saf bilgi insanı yoruyor. Hikayeleştirilmesi ne kadar doğru bilmiyorum fakat araya eğlenceli bir kaç sayfa bıraktığınız zaman tadından yenmiyor. Tarihçilere sesleniyorum alışılmışın dışında yazın ki herkes okusun. Zira kafamızı dağıtmak, kendimizi bulmak, boş vaktimizi değerlendirmek ve öğrenmek için okuyoruz. Dikkat
Seksen Unutulmuş Kadınla Dünya TarihiKatie Nelson · Maya Kitap · 20259 okunma
8/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 19:01
Bazı kitaplar yalnızca bir hikâye anlatmaz; insanın kalbine dokunur, onu kendi geçmişiyle ve duygularıyla yüzleştirir. Gülseren Budayıcıoğlu'nun Kırmızı Pelerin adlı romanı da tam olarak böyle bir eser. Kitabı okurken yalnızca Ayşa'nın hikâyesini değil, aslında birçok insanın görünmeyen yaralarını da okuyorsunuz. Romanın merkezinde yer alan Ayşa, çocukluğundan itibaren sevgi eksikliği, ihmal ve travmalarla mücadele etmiş bir kadın. Onun yaşadıkları zaman zaman insanın içini acıtıyor, zaman zaman da hayranlık uyandırıyor. Çünkü ne kadar yara almış olursa olsun, hayata tutunmaya ve kendi benliğini bulmaya çalışıyor. Kırmızı pelerin ise bu mücadelenin güçlü bir sembolü olarak karşımıza çıkıyor; hem bir sığınak hem de geçmişin karanlığına karşı bir meydan okuma gibi. Kitap boyunca en çok dikkatimi çeken şey, insanların davranışlarının altında yatan sebeplerin ne kadar derin olabileceğiydi. Dışarıdan bakıldığında anlaşılması zor görünen birçok duygu ve davranışın aslında yıllar öncesine uzanan acılardan beslendiğini görmek oldukça etkileyiciydi. Gülseren Budayıcıoğlu, psikiyatrist kimliğinin verdiği deneyimle karakterleri öyle gerçekçi anlatıyor ki onların acılarını, korkularını ve umutlarını hissedebiliyorsunuz. Kırmızı Pelerin, sadece bir travma hikâyesi değil; aynı zamanda iyileşmenin, yeniden ayağa kalkmanın ve insanın kendini keşfetmesinin hikâyesi. Kitap zaman zaman hüzünlendirse de umudu tamamen kaybetmiyor. Bu yönüyle okuyucuya, en karanlık geçmişlerin bile geleceği belirlemek zorunda olmadığını hatırlatıyor. Kitabı bitirdiğimde geriye yalnızca Ayşa'nın hikâyesi değil, insan ruhunun ne kadar kırılgan ama bir o kadar da güçlü olduğu düşüncesi kaldı. Duygusal derinliği yüksek, psikolojik çözümlemeleri başarılı ve etkileyici karakterlere sahip bir roman okumak
Duygu ve Düşünce
Kırmızı PelerinGülseren Budayıcıoğlu · Doğan Kitap · 20223,444 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 42. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 22:49
Waris Dirie'nin gerçek yaşam öyküsü ve anlatılanlar tamamen kendi sözlerine dayanır. Somali'den Londra'ya uzanan bence büyük bir macera. Bir kadın olarak oldukça sarsıcıydı bu kitabı okumak. Hayranlık uyandırıcı bir mücadele örneği. Waris, Somali'de ailesiyle yaşarken ve küçücük bir çocukken, kadınların sünnet edilmesi gibi vahşice bir geleneğe maruz kalıyor. Bu durum tüm halkı tarafından normal ve zorunlu kabul edildiği için önce anlamıyor ne yaşadığını ama sonra fark ediyor ki bu hiç de normal değil ve tüm kadınlar bunu yaşamıyor. Waris tek başına bir kaçış hikayesi gerçekleştiriyor. Önce ablasının yanına ardından teyzesinin evine. Hayatta ve ayakta kalmayı beceriyor, bir model olarak hayata atılıyor ve yaşadıklarını yaşamasınlar diye mücadele ediyor, sözsüzlere ses olmaya çalışıyor. Edebi bir beklenti içinde olmadan okunabilecek bir yaşam öyküsü. Sarsıcı ama güzeldi.
Çöl ÇiçeğiWaris Dirie · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 201411,8bin okunma
10/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 21:48
Bülbül’ü 11 günde bitirdim. Benim için sindirilmesi zor bir kitaptı. Daha önce de 2. Dünya Savaşı temalı kitaplar okumuştum ve etkilenmiştim ama Kristin Hannah burada savaşın sadece cephede değil, insanın vicdanıyla baş başa kaldığı anlarda da yaşandığını çok güçlü bir şekilde gösteriyor. İki kız kardeş birbirinden tamamen farklı iki dünyayı temsil ediyor. Biri savaşa katılmaya ve mücadele etmeye çalışırken, diğeri anneliğin içgüdüsüyle evini ve çocuğunu korumaya odaklanıyor. Ama savaş ilerledikçe ikisi de değişmek zorunda kalıyor.
BülbülKristin Hannah · Pegasus Yayınları · 20227,9bin okunma