Kadir Beyazz

Kadir Beyazz
@kadirbeyazz
6 okur puanı
Temmuz 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·637 syf.··
2023 17. kitabı
Lev Tolstoy Bir süre sonra orduya girdi; Kafkasya'ya gitti. Kafkas halkının yoksulluk dolu yaşayışlarını ele aldığı izlenimlerle ilk gerçekçi hikâyelerini yazdı. 1854'te Kırım savaşı'na subay olarak katıldı. Sonra askerlikten ayrılıp Petersburg'a gitti. Bir kısım eserlerini oldukça sakin geçirdiği o yıllarda yazdı. Gene de içinde, aradığını bulamayan bir ruh çalkalanıyordu. Batı Avrupa ülkelerinde uzun bir gezintiye çıktı. Almanya, Fransa, İsviçre'de dolaştı. Yurduna dönüşünde gene Yasnaya-Polyana'ya yerleşti. Asalet ünvanlarından, lüksten sıkılıyordu. Köyünde bir okul kurdu. Bu okul, öğrenim, eğitim bakımından yepyeni bir kurumdu. Huzura kavuştuğuna kanaat getirdikten sonra, 1862'de evlendi.
DirilişLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Kadir Beyazz

, bir kitap okudu
Puan vermedi·637 syf.··
2023 17. kitabı
Lev Tolstoy
8.5/10 · 21,5bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2023 15. kitabı
Olağanüstü Bir Gece romanında yazar ile anlatıcı arasındaki ilişki ilk elden, birinci derece bir ilişki olarak nitelendirilebilir. Çünkü bu uzun öyküde anlatı kişisi başkahramandır. Nesnel gerçeklikteki yazar ( erkek ) Zweig iken nesnel gerçeklikten bağımsız olan kurgusal gerçeklikte anlatıcı, karşımıza adını bilmediğimiz, kendisi hakkında bildiklerimiz sadece yazdığı uzunca metinde geçen birkaç cümle ile sınırlı, ailesinden kalan yüklü miktarda bir mirasla hayatını tasasız bir şekilde sürdüren zengin bir erkek karakter olarak boy gösterir.
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023171,6bin okunma
Puan vermedi·83 syf.··
2023 14. kitabı
Bütün bir olay, Amerika’dan Arjantin’e yol almakta olan bir gemide geçiyor. Kitapta bulunan bazı karakterler tanıtıldıktan sonra olayların anlatım sırasına göre yavaş yavaş bizler, dünya satranç şampiyonu ile sorgulanmak için tutuklanan bir mahkumun satranç müsabakası yapması ile karşılaşıyoruz. Bu aşamaya gelene kadar okuduğumuz bütün karakterlerin psikolojik tahlilleri bize çoktan hazırlanıp sunulmuştu bile. Bizlerde bu kadar detay verilince kafamızda farklı farklı sahneler canlandırıp satranç masasını kendimizce betimledik bile. Satrancı mahkumiyetten kurtulmak için bir araç olarak görmesine rağmen o kadar ilgi odağı haline getiriyor ki satranç onu delirtiyor. Adeta mahkumiyeti satranca oluyor. Çoğu insan hayatı boyunca bir şeyleri yapmaya mecbur bırakılıyor. Bu mecburiyet herkese o kadar farklı hissettiriyor ki bazılarımız bunu mahkumiyet olarak yorumluyor. 20’li yaşlarımıza gelene kadar okula gitme mecburiyeti bazılarımız için hapis gibi geliyor. İlerleyen yaşlarda işe gitme mecburiyeti ve büyümenin sorumlulukların artmasına yol açması hayatın hapis gibi hissedilmesine yol açıyor.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma