Ben çocukken elektrikler sık sık kesilirdi. O zaman ki evlerde bi çekmece dolusu mum olurdu. Neredeyse iki günde bir elektrik kesilir, mumlar yakılırdı. Hatırlıyorum, huşuyla uzanırdım annemin dizine. Annem gençti ama bilirdi uydururdu bir sürü masal. Anlatırdı hep mum ışığının korkunç huzuru içimizi ürpertirken. Her masalın sonu mutluluğa uzanırdı. Ben daha çocuktum, inanırdım masallara. O son anlattığı masaldaki gibi kahraman olacağım prenses için bir an önce büyümek isterdim heyecanla. Belki mum ışığından, belki anne dizinden, belki de masaldan, bilmiyorum ama hep duygusal bir insandım
gizliden gizliye. Büyüdüm ve gördüm. Ben kahraman olamam. Çünkü; prenseslerin elektriği hiç kesilmemiş.
“Tuttukları dilek için bile para verir insanlar. Havuzlara, kuyulara para atarlar. Dileğini bile satın almaya alışmış birine de barış hediye edilmez, satılır.”