Demek ki insan insana saplanmak için var. Çünkü öyle olmasaydı... Eğer insana dair her şey gerçekten de bir şarapnel olmasaydı, bundan 40 yıl önce Türkiye-Suriye sınırında kurulu El-Aman mülteci kampındaki o patlama asla yaşanmazdı. Böylece altı günlük bir bebek bir çelik bilye sağanağı altında kalmaz ve o küçük yüzü asla parçalanmazdı. Ama parçalandı. Üç kor misket gömüldü yumruk kadar başına. Biri sol yanağından, diğeri sağ gözünün altından, öbürü de çenesinden girdi etine. Karşılarına çıkan her hücreyi tek tek erittiler ve üç derin alev kuyusu açtılar yüzünde. Demek ki bu evrende her şey bir şarapnel. Zaten öyle olmasa bu kitap olmazdı.
Yazılabilecek ne varsa yazıldı siyah deftere beyaz kalemle. Pokemon tasolar, rengarenk misketler, okul çıkışı sigara içilen bakkalın önü... Hatta akla geldiğinde beraberinde iç organlara getirdiği burukluk bile yazıldı. Geriye bir ben kaldım. Defterin sağ tarafına çizdim resmimi, siyah kalemle.