(Herr Rudolph) "Siz ki bir Rastignac olduğunuzu söylemekten hoşlanıyorsunuz... Hayır öyle de olamazsınız." Hırçın hareketlerle koltuğuna oturdu. Piposunu mıncıkladı, yaktı, bir süre ellerine bakarak sustu. Sonra gene başladı: "İşte söylüyorum, öyle olamazsınız. Benim memleketim ve ruhum yolun sonunda, sizinki de başında... Sizin ruhunuz, şu demin sözünü ettiğim ışık yeni düştüğü için genç... Ama olgunlaşmaya da fırsat bulamayacak... Çünkü, sizi Rastignac yapan bu tohum bu toprakta, Doğu'nun bu sert, acımasız toprağında nasıl yeşerir bilmem... Hayır, Rastignac ile karşılaştırılamayacak bir şey bu... Hiç olmazsa Refik Bey gibi ahlaki endişeleriniz olsaydı biraz... Eee, niye öyle bakıyorsunuz?"
"Hâlâ bizi küçümsüyorsunuz!" dedi Ömer sert sert. "Dinlemeyeceğim sizi... Bir 'von' olduğunuzu ağzımdan kaçırdım diye aklınıza gelen her şeyi söylüyorsunuz..."
"Aklıma gelen her şey bunlar değil..." dedi Alman (Herr Rudolph). "Sizin için endişeleniyorum... Ben kırkımı geçtim... Bundan sonra da ne yapacağımız biliyorum. Amerika'da bir şehir, biraz mühendislik, kitaplar ve müzik... Ama siz... Sizin bu hırslarınıza bu toprak uygun değil... Çünkü düşünüyorum ki bu toprak eski ve verimsiz otlarından, dikenlerinden temizlenmedi. Balzac'ın Rastignac'ının arkasında kanlı Fransız Devrimi vardı. Burada? Burada en büyük efendi hâlâ Kerim Naci Bey... Burada bütün demiryolu inşaatının en büyük patronu bir toprak ağası... Hem toprak ağası, hem demiryolu müteahhidi hem de milletvekili... Size bir şey kalmamış dostum... Hah, ha... Yaşlı otlar, dikenler her yeri tutmuşken siz neyi fethedeceksiniz Herr Fatih?"
Orhan Pamuk, gerçekten çok iyi bir gözlemci ve birkaç cümleyle epeyi hacimli cümleler kurdurtuyor roman kahramanlarına!
Not: Parantez içinde olan kelimeler bana ait. Ayrıca bu diyaloglar