HZ. MUAVİYE'YE "radyallahu anh" DENİLMEZ Mİ? -V-
Elhamdülillah. Serinin ilk yazısına gelen yorumlara cevap vermeye devam ediyoruz. Rabbimizin izn u inayetiyle bir süre daha bunu yapmaya devam edeceğiz. Salihlerin anıldığı yere nur iner. Biz de nurcu olduğumuzdan nurun her türlüsünü severiz. Belki bu yazılar o "peygamber yıldızlarının" gönlünü bize karşı hoşnut eder de umulmadık ikramlara nail oluruz. Âmin. Tevfik Allah'tandır. "Mehmet Mehmet" rumuzuyla yazan (herhalde) Mehmet Bey soruyor: "ahmet bey saltanat, yani güç ve iktidarı bırakmamak, hz alinin sırf lillah için olan davası gibi değil, hem ustat başka yerde sanırım fetih suresini tefsir ederken 'sahabelerde mühim kusur olacağını... bu yüzden mağfiret geçiyor...' yani sahabelerde kusur varda nurcularda olamazmı??? yani kişileri kusursuz sorgusuz sualsiz itaat doğru değildir, akıl, muhakeme, ve irademizi herhalukarda kullanmak zorundayız, yoksa uysal bir koyundan farkımız kalmaz, ve kullanılmaya müsait kişi ve kitleleer oluruz, iyiniyet masumluk bizi kurtarmaz, Cenabu Allah akıl, irade.... vs. verdiği maddi manevi duyguların hakkını vermemizi istiyor, uyanık olmamızı istiyor, çok iyi niyetli karıncaya zarar vermez ama kandırılıyoruz, e cezamızı cekeceğiz, sen neden uyanık olmadın, aklını iradeni cesaretini neden kullanmadın diye bizden hesap sorulur, hiristiyanlar yapamayız." Parça parça cevap vermeye çalışalım: **Serinin daha evvelki yazılarında da dikkat çektiğim üzere, Muaviye radyallahu anhın Hz. Ali radyallahu anha karşı çıkışı bidayette tıpkı Hz. Aişe, Hz. Talha ve Hz. Zübeyir radyallahu anhüm ecmain isyanları gibi "Hz. Osman radyallahu anhın katillerinin açığa çıkarılması" meselesiyle ilgilidir. Sıffin Savaşı'nın nihayetine kadar Hz. Muaviye'nin "hilafet" iddiası yoktur. Eylemini yanlış bulmakla birlikte, Ehl-i Sünnet uleması, bunun "güç
Hazreti Muaviye
Suriye'nin Yeniden Dizaynı: Stratejik Sessizlikten Kurumsal Rehabilitasyona I. Giriş: Yanlış Soruların Esareti Buckingham Sarayı'nın altın yaldızlı salonlarında iki adam el sıkışıyor. Biri İngiltere Kralı III. Charles. Diğeri, bundan yalnızca bir yıl önce üzerine 10 milyon dolar ödül konmuş, ABD'nin terör listesinde adı geçen Ebu Muhammed el Şara. Bu fotoğraf bir soruyu zorunlu kılıyor: Bu nasıl mümkün oldu? Ortadoğu coğrafyası üzerine yapılan analizlerin büyük çoğunluğu bu soruyu sormaz. Bunun yerine daha güvenli, daha sığ sorularla yetinir: "IŞİD neden bu kadar güçlendi?" veya "Esad neden düştü?" Oysa doğru sorular çok daha rahatsız edicidir: IŞİD kimin işine yaradı? Şara'yı kim, ne zaman ve hangi araçlarla rehabilite etti? Ve tüm bu kaosun sonunda kim kazandı? Bu makale, Suriye'de yaşananların ne bir tesadüf ne de öngörülemeyen bir "blowback" mekanizmasından ibaret olduğunu savunuyor. Ortada, adım adım ve çok aktörlü biçimde inşa edilmiş bir bölgesel dizayn var. Ve bu dizaynın mimarlarını bulmak için komplo teorisine değil, yalnızca sonuçlara bakmak yeterli. II. Blowback'ten Öte: IŞİD ve Güç Boşluğu 2003 yılında ABD'nin Irak'ı işgali, sadece bir rejimi devirmenin çok ötesine geçti. Ordular lağvedildi, devletin kurumsal hafızası silindi, onlarca yıllık güvenlik bürokrasisi bir gecede yok edildi. Geriye devasa bir güç boşluğu kaldı. IŞİD bu enkazdan beslendi, büyüdü ve zamanla Suriye iç savaşının yarattığı ikinci boşlukta gerçek bir devlet gibi hareket etmeye başladı. Buna "blowback" deniyor: Bir müdahalenin, müdahale edenin öngöremediği yıkıcı sonuçlar doğurması. Daha önce de görülmüştü; 1980'lerde Sovyetlere karşı CIA tarafından beslenen Afgan mücahidleri, zamanla El Kaide'ye dönüşmüştü. Ancak blowback teorisi, IŞİD söz konusu olduğunda kritik bir soruyu
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Stratejik Sessizlikten Büyük Plana: IŞİD, HTŞ ve Suriye'nin Yeniden Dizaynı Yanlış Sorulan Sorular Ortadoğu'ya dair her tartışma, yanlış sorularla başlar. "IŞİD neden bu kadar güçlendi?" diye sorulur, "IŞİD kimin işine yaradı?" diye sorulmaz. "HTŞ lideri Şara nasıl dönüştü?" diye sorulur, "Bu dönüşümü kim, ne zaman ve hangi araçlarla planladı?" diye sorulmaz. Doğru soruları sormak, doğru cevaplara giden tek yoldur. Bu makale o soruları sormaya çalışıyor. Birinci Perde: IŞİD ve Stratejik Körlük 2003 ABD işgali Irak'ı paramparça etti. Sadece bir rejim yıkılmadı; ordular lağvedildi, devlet aygıtı çöktü, onlarca yıllık bürokratik hafıza silindi. Geriye devasa bir güç boşluğu kaldı. Bu boşluktan IŞİD filizlendi. Buna "blowback" deniyor: Bir müdahalenin, müdahale edenin öngöremediği yıkıcı sonuçlar doğurması. Afganistan'da Sovyetlere karşı beslenen mücahidlerin zamanla El Kaide'ye dönüşmesi de aynı mekanizmanın ürünüydü. Ama blowback teorisi bir noktada duruyor ve yetersiz kalıyor. IŞİD dört yıl boyunca Suriye ve Irak topraklarında fiilen devlet kurdu. Petrol sattı, vergi topladı, mahkeme işletti. Onlarca ülkeye saldırılar düzenledi; Paris'te, Brüksel'de, İstanbul'da, Kahire'de kan döktü. Ama sınırını fiilen paylaştığı İsrail'e tek bir koordineli, ciddi saldırı düzenlemedi. Resmi açıklama şu: "Yakın düşman" ideolojisi. Selefi-cihadist gelenekte önce yerel yönetimleri, mürtet saydığı rejimleri devir; sonra İsrail'e yönel. Ama bu ideolojik açıklama kritik bir gerçeği gizliyor. IŞİD, İsrail sınırına en yakın olduğu dönemde bile Golan hattında tek bir ciddi operasyon yapmadı. Öte yandan İsrail, IŞİD'e karşı tek bir hava saldırısı düzenlemedi. Üstelik İsrail hastaneleri, IŞİD bağlantılı Suriyeli yaralıları tedavi etti. Buna resmi bir ad bile verildi: "Hayırsever Komşu
Tarih
Tasavvuf yolunun başı da sonu da edeptir. Giydirdiğimiz tac-ı şerif, edep yolunun remzi olsun. Kemer bağlamak, hizmete bel bağlamaktır. En büyük hizmet nefsle mücadeledir. Gayretine nişan olsun. Hırka, kalbin dibasıdır. Batında kalp neyse zahirde hırka odur. Biz hırkayı sırtına giydirdiysek de sen gönlüne ribaz edesin. Bundan sonra mesuliyetin de imtihanın da daha ağırdır derviş. Unutmayasın halifelik yalnızca bir eşiktir. Verdiğimiz icazet yolun sonu değil, başıdır. Gayrı her adımda bir kaide, her menzilde manevi bir teftiş vardır. Ol sebeple her daim agah olasın. Emanet, yolda liyaketle yürüyenler içindir. İstikameti ilimle çizilir. Yükü gayret ve himmetle taşınır. Onu ayakta tutan ihlas, muhafaza edense edeptir. Verdiğimiz icazet, omuzlarına yüklediğimiz halifelik yükü hayırlı mübarek olsun. Rabbim derdini artırsın hak yolundan ayırmasın inşallah. Vefa Sultan
İstisnalar kaideyi çok hafife aldı..
Pagan bir halk kalaşlar Kalaşlar yüksek ve sarp dağların sakladığı bir efsane komşu Asya halklarına benzemeyen dilleri dinleri ve renkleriyle farklı bir coğrafya halkın pagan inanca sahip masal ülkesi kâfiristan Atlas sayı 85 Nisan 2000 Biz insanlar sadece tebliğ ile sorumluyuz gerisine karışıp insanların dinine hor bakmak müslüman ahlâkı değildir SAV efendimiz insanları cahil hareketleri ile öldürenlerin Allah canını alsın diyerek bedduada bulunmuş bilmeyenlere ise şunu tavsiye etmiştir Mademki bilmiyorlar, bir bilene sorsalardı ya evet bugün insanları tanımak öğrenmek bir ilimdir yeni coğrafyalar ve dünya seyahati ancak insan tanıma ilmini elde etmek için yapılır kafiristan Büyük iskenderin torunu olan Kalaş halkının yaşadığı bir masal diyarı masal ülkesi ve önemli olan asıl din bir kâfir ile ekmeğini paylaşabiliyormusun Kalaş halkı Afganistanın başkenti olan Kabilin kuzeydoğusunda hindikuş dağlarında yaşıyorlar dinimiz hiç kimsenin dinini küçük görmez insan kötülük yapsada belki bir gün kurtulur ümidi ile insana buğzetmez onu kötülükten vaz geçirmeye çalışır bilindiği gibi el kaide terör örgütü biz müslümanız diyerek binlerce insanı katlediyor sahte bir inanç ile müslümanlara zulmediyor 70 bin kalaş insanı böyle bir kanlı coğrafyada el kaidenin tam ortasında yaşıyor şamanizmden vazgeçmeyen bu asya halkı onlarda nevruza benzer inançları ile baharı karşılıyor farklı bir dil farklı bir din fakat illede hoşgörü ve sevgidir dinimiz
Duygu ve Düşünce