Hukuk, adaletli olmadığında bir işe yaramayacaktır. Peki, dünyada mutlak adalet var mıdır?
Kitap, sarsıcı ve etkili bir girişle başlıyor. Kahramanımız Josef K., bir sabah uyandığında sebebini bilmediği halde tutuklandığını öğreniyor. Bu kitap 1925'te basılmıştır. Şu an 2025 yılındayız. Peki, ne değişti?
Dava, ilk bakışta sıradan hatta sığ bir anlatıma sahip gibi görünse de üzerinde düşündükçe okuru derin boşluklara düşüren, bireyin bürokrasi karşısındaki çaresizliğini, hukuk sisteminin karmaşasını ve adaletin ulaşılmazlığını anlatan karanlık bir alegorik eserdir. Dava, suçunu bilmeyen bir adamın görünmez bir otorite tarafından yargılanmasını, bireyin çaresizliğini, bürokrasinin körlüğünü ve modern toplumun baskısını gözler önüne serer.
Josef K., bir sabah uyandığında suçlu olduğunun ve yargılanacağının haberini alır. Bu andan itibaren tüm hayatı zorlaşır. Her ne kadar masumiyet karinesine göre “suçluluğu ispatlanana kadar herkes masumdur” denilse de bu koruma, yargı size dokunmadığı sürece geçerlidir. Eğer yargı size dokunmuşsa, karine tam olarak şu şekilde işlemeye başlar: “Suçsuzluğu ispatlanana kadar herkes suçludur.” Buna da masumiyetsizlik karinesi denmesi gerekir. Josef K., sanık olduğunun haberini alır ancak suçunun ne olduğunu bir türlü öğrenemez. Ayrıca, mahkemeye ulaşmak neredeyse imkansızdır. Mahkeme rastgele yerlerde, binaların üst katlarında yer almakta ve K. ancak uzun uğraşlar sonucu ulaşabileceği bir yer haline gelir. Buradan, mahkemelerin ne kadar ulaşılmaz olduğunu anlayabiliriz. Ayrıca, K. bu süreçte iş adamlarından, ressamlardan, tanıştığı kadınlardan, yani mahkeme ile teması olabilecek herkesten yardım ister çünkü eğer olumlu bir sonuç elde etmek istiyorsa, hakimleri etkileyen birilerine ihtiyacı olacaktır.
Hukuk sistemi içindeki savunmanın