Barış ve adalet haykırarak doğan yirminci yüzyıl kanın içinde boğulmuş olarak öldü ve bulduğundan çok daha adaletsiz bir dün ya bıraktı arkasında.
Yine barış ve adalet haykırarak doğan yirmi birinci yüzyıl da, önceki yüzyılın izinden gitmekte.
Ben çocukken, dünyada kaybolan her şeyin Ay'a gittiğine inanıyordum. Ne var ki, Ay'a giden astronotlar orada ne tehlikeli rüyaları ne tutulmayan vaatleri ne de kırık umutları buldular. Eğer bunlar Ay' da değilseler, neredeler o zaman? Yoksa dünyada kaybolmadılar mı? Yoksa dünyada saklanıyorlar mı?
Gümrük duvarları ve vergileriyle fabrikaların serpilmesine böylesine yardım eden o krallar olmasaydı, İngiltere yabancı sanayilerin saf yün tedarikçisi olmaya devam ederdi.
Brezilya Amerika kıtasında köleliği yasaklayan son, dünyada ise sondan bir önceki ülke oldu. Orada kölelik on dokuzuncu yüzyılın sonlarına dek sürdü. Gerçi daha sonraları da varlığı devam etti, ama illegal olarak; bugün de olduğu gibi. 1888'de Brezilya Hükümeti bu konuyla ilgili tüm belgelerin yakılmasını emretti. Böylece ülke tarihinden köle emeği resmi olarak silinmiş oldu. Hiç var olmadan öldü ve ölmüş olsa da varlığını sürdürüyor.