Kaleb Rane, Laura'ya kalbini kaptırdığını itiraf etmişti!
Laura önüne düşen tutamları sinirli bir nefes eşliğinde geriye savurdu. “Annabelle şunu bir delilik anında yaksa keşke.” Kaleb ona gülümsedi. “Çok tatlısın, bunu biliyor muydun?” Laura, sanki hakarete uğramış gibi abartılı bir iğneleme sesi çıkardı. “Tatlı mı?” dedi suratını ekşiterek. “Seksi, evet. Ateşli, pek tabii. Ama tatlı! Hayır!”
Alıntı
Reklam
Laura önüne düşen tutamları sinirli bir nefes eşliğinde geriye savurdu. "Anabelle şunu bir delilik anında yaksa keşke." Kaleb ona gülümsedi. "Çok tatlısın, bunu biliyor muydun?" Laura, sanki hakarete uğramış gibi abartılı bir iğneleme sesi çıkardı. "Tatlı mı?" dedi suratını ekşiterek. "𝑺𝒆𝒌𝒔𝒊, 𝒆𝒗𝒆𝒕. 𝑨𝒕𝒆ş𝒍𝒊, 𝒑𝒆𝒌 𝒕𝒂𝒃𝒊𝒊. 𝑨𝒎𝒂 𝒕𝒂𝒕𝒍ı? 𝑯𝒂𝒚ı𝒓!"
Sayfa 260 - Laura Ve Kaleb·Kitabı okudu
Alıntı
Zira ki, 'ilmsüz şi'r esası yoq divar kimi olur ve esassuz divar gayetde bi-i'tibar olur. Paye-i şi'rümi hilye-i 'ilmden mu'arra olmağı mucib-i ihanet bilüb ve 'ilmsüz şi'rden kaleb-i bi-ruh kimi teneffür kılub bir müddet nakd-i hayatum sarf-i iktisab-i fünun-i 'ilm-i 'akli vü nakli ve hasıl-i 'ömrüm bezl-i iktibas-i feva'id-i hikemi ve hendesi kılmağın mürur ile le'ali-i esnaf-1 hünerden şahed-i nazmuma pirayeler müretteb kıldum... [Çünkü, bilgisiz şiir, temeli olmayan duvar gibidir; temelsiz duvar da değersizdir. Şiirdeki seviyemin, bilginin zînetinden yoksun kalmasını ihanet nedeni kabul edip, bilgisiz şiirden ruhsuz kalıp gibi kaçınıp, bir süre, ömrümün bir dönemini, aklî ve naklî ilimleri öğrenmekle, bir dönemini de felsefi ilim-ler ve hendese tahsil etmekle geçirdim ve bu sahalardaki uz-manlardan pek çok şey öğrendim...] Fuzuli, Türkçe Dîvân, nşr. Kenan Akyüz, Süheyl Beken, Şedit Yüksel, Müjgan Cunbur, Ankara 1958, s. 6.
Alıntı
Önce Marcus'u gördüm... Ardından Samantha çıktı, sonra Alexis. Hançeri tutan elim titrerken şoktan uyuşmuştum. Burada olmamaları gerekiyordu. Güçleri vardı ama bir orduyla boy ölçüşemezlerdi. Onlar durup diğer avcılara bakarken gitmeleri için bağırmak üzereydim fakat başkaları da yanlarında belirmeye başladı. Dean, Alexis'in yanında yerini aldı. Onun yanında Eden Kingswell belirdi ve kalbim âdeta patlama noktasına geldi. Eden'ı gören Barthram'ın gözleri kısılmıştı, Başavcı'sının orada yer alması alenen büyük bir ihanetti. Ki... Bir diğer Başavcı'sı Kaleb da orada belirdi. Eden'ın yanında duran Mara'yı gördüm, o bile buradaydı. Brandon ve Darla da yerlerini aldı, ardından Jimmy ve Karl geldi. Karl'ın yanında Elena bile vardı. Barthram'ın bakışları zalim bir ifadeyle kısıldı. Onun kıdemli ordusunun karşısında küçük bir birlik belirmişti. Genzimi yakan gözyaşlarımdan biri serbest kalarak yanağımdan süzüldü. Hepsine bağırıp buradan gitmelerini söylemek istiyordum. 𝑌𝑎𝑝𝑎𝑚𝑎𝑧𝑠ı𝑛ı𝑧. 𝐵𝑎𝑠̧𝑎𝑟𝑎𝑚𝑎𝑧𝑠ı𝑛ı𝑧. 𝐺𝑖𝑑𝑖𝑛 𝑏𝑢𝑟𝑎𝑑𝑎𝑛! Benim küçük birliğim, arkadaşlarım, dostlarım ve ailem kenara çekilip kulaklarımda uğuldama oluşturan bir diğer adım seslerine yer açtılar. Ve birliğin önüne biri geldi. Laura'nın sarı saçlarını gördüğümde hançeri tutan elim titredi, neredeyse düşürüyordum. Barthram âdeta taş kesilmişti. O da ağır ağır ilerleyerek yeri titreten ve toprağı büyüsü olmasa bile kudretiyle boyunduruğu altına alıp gelişini haber veren kişiyi biliyordu. O kişi de Laura'nın yanında durduğunda kıdemli avcıların bile soluğunun kesildiğini fark ettim. Ben ise zaten nefes almıyordum. Ya ölmüştüm ya da yeniden hayat bulmuştum. Bendeki etkisi daima buydu. Yaşamla ölüm arasında köprüydü. Nefesi, nefesimdi. Gözleri gözlerim. Dudakları benim dudaklarımı tamamlıyor, vücudu benim vücudumu bir yapboz
Annabelle Jafferson·Kitabı okudu
Alıntı
Kaleb gövdesi kalın, dalları geniş ve gölgesinde daima onu (𝐿𝑎𝑢) saklamak isteyen bir ağaçtı artık.
Kaleb Rane·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam