• Kalem ve Kılıç, devlet başkanının, devleti yönetirken yardımına başvurduğu iki araçtır.
  • Bazı savaşlar kılıç ve mızrakla kazanılır, bazıları da kalem ve kuzgunla.
    George R. R. Martin
    Sayfa 70 - Eplison Yayıncılık 7. Baskı: Haziran 2014
  • Bazı savaşlar kılıç ve mızrakla kazanılır, bazıları da kalem ve kuzgunla.
  • 2019 Mart ayında Dedalus yayınlarından çıkan Edebiyat Atlası için, yazar Necip Tosun'un, kişisel tecrübeleriyle teoriyi birleştirerek hayat ve edebiyatı en fazla birbirine yaklaştırdığı eser diyebiliriz. Bir atlası önümüze açtığımızda bütünü görmekle, bütüne aşina olmakla birlikte rotayı özelimize göre belirleriz. Bu bağlamda Edebiyat Atlası, tam da ismiyle müsemma bir eser. Sunuş kısmında insan ömrünün kısalığına rağme okunması gereken kitap sayısının oranına dikkat çekilerek, bir çözüm önerisinin sunulacağı ima ediliyor.
    .........
    Özelikle genç edebiyatçıya tccrübe aktaran kitap, edebiyatın tarihten ekonomiye, hukuktan felsefeye diğer disiplinlerle ilişkisini ve onlardan üstün yanını ortaya koyuyor.
    .........
    Jorge Luis Borges'ten şu alıntıyla açıklanıyor:
    "İnsan araçlan içinde hiç şüphesiz en şaşırtıcısı kitaptır. Diğerleri gövdesinin bir uzantıs;dır. Mikroskop ve teleskop gözünün uzantısıdır;
    telefon sesinin uzantısıdır; sonra kolunun uzantısı olan saban ve kılıç vardır. Ama kitap bambaşka bir şeydir: Kitap belleğin ve hayal gücünün uzantısıdır.
    ..........
    Herharıgi bir olayı çarpıcı hale getirmek ile haddi zatında çarpıcı bir olayı sıradanlaştırmamanın püf noktalarına değinen Tosun, bir gazeteci ile edebiyatçı arasındaki farla ortaya koyuyor.
    ........
    Son yılların en çok tartışılan konularından biri de yazarlık okullarından yazar çıkar mı konusu. Yazalığın öğretilebilir olup olmadrgı meselesi. Yazarlığın belli bir yetenekle birlikte yönlendirmeye ihtiyaç duyduğunun altını çizen Tosun, "Peki kalem (şimdilerde bilgisayar) dışında hiçbir enstrümana ihtiyaç duyulmayanve tümüyle kişisel bir sanat olan edebiyattaki (şiir. öykü. roman) eğitim ne anlama gelmektedir? Edebiyat eğitimi mümkün mü? Yazarlık öğretilebilir mi?
    sorularına tek tek cevap arıyor eserinde.
    .........
    NESRiN SEZER
    Muhayyel Dergi
    Sayfa 78 - İZ YAYINCILIK
  • Bazı savaşlar kılıç ve mızrakla kazanılır, bazıları da kalem ve kuzgunla.
  • Kadınlar ve erkekler yan yana olmadığı sürece hiçbir mücadele başarılı olamaz. Dünyada iki güç vardır; biri kılıç, diğeri kalem. İkisinden daha kuvvetli üçüncü güç ise kadınların gücüdür.
  • 480 syf.
    ·5 günde·Beğendi·10/10
    Şark' ın Kandili: Nureddin Zengi...
    Adı Nureddin Mahmud Zengi.... Google' da ufak bir arama yaparsanız hayatı hakkında çok temel bilgiler var. Ama bu kitap mevcut bütün bilgilerden daha fazlası... Dolu dolu 479 sayfalık bir eser. Yazar Ali Emre' nin 20 yıl süren araştırmaları neticesinde işlenmiş, ilmek ilmek dokunmuş bir roman... Kurgu ve gerçekliğin ustalıkla harmanlandığı; tarihi bilgilerin birkaç cümlede verilip, gerçek karakter ve kurmaca karakterler ile inşa edilmiş bir 12. yüzyıl sahnesi.

    12-13. yüzyıllarda yaşayan İbnü' l Esîr Nureddin Zengi' yi şöyle tarif ediyor: "Ben eski zamanları, daha önceki hükümdarların ahlakını ve yaşayışını da inceledim. Dört halife ve Ömer bin Abdülaziz dışında, Nureddin Zengi' den daha güzel ahlaklı, adaletli ve erdemli birini görmedim."

    Nureddin Zengi ismini ortaokul, lise yıllarımda duyduğumu hatırlamıyorum. Birkaç " Selehaddin Eyyubi" kitabında gördüm sadece. Aslında Eyyup oğlu Yusuf' un tarih sahnesine çıkışında yol gösteren bir kılavuz, bir akıl hocası. Onun içindeki cevheri fark etmiş ve Eyyup oğlu Yusuf' un da fark etmesi için çabalamış uzun yıllar boyu. Ve çabalar nihayet karşılık vermiş olmalıdır ki Nureddin Zengi hayali olan Kudüs' ün kapıları Eyyup oğlu Yusuf' a yani Selehaddin' e ardınca açılmıştır.

    Kitap bir savaş romanı değil aslında. Yıkım anlamına gelen savaş ve ardından gelen yapım: imar ve ihya faaliyetleri. Yazarın kelimelerle inşa ettiği dünya aslında bu. İmar etmek için uğraşan Müslüman bir adam. İlk Darü' l Hadis kurucusu. At üzerinde durmaksızın, yorulmaksızın ilerleyen bu savaşçı; atından indiği zaman kitapların başına diz çöküyor. Gittiği her yere mutlaka kitaplarını da götürüyor. Biliyor ki " kılıca kalem eşlik etmeli; şayet etmezse ilimsiz fetih ve idare kör topal kalacaktır."

    Babası Atabey İmadüddin' in ölümünden sonra bayrağı devralan Nureddin Mahmud babasından öğrendikleri ve tecrübe ettikleriyle daha farklı bir politika yürütüyor. Mesela Şam' ı dıştan savaş ile değil; içten gönüllere girerek fethediyor. En gelişmiş, en kalabalık, en müstahkem şehirlerden biri olan, kralların yönettiği Frenk seferlerinde bile diz çökmeyen Şam' ı savaşmadan, kan dökmeden, ikna gücü, sevgisi ve merhametiyle alıyor. Şehre ve insanlarına adıyor kendini ve Şam bir Yahudi kadının elleriyle teslim oluyor.

    Anadolu, Urfa, Hatay, Mısır var istikametinde. Ama en büyük hayali Kudüs... Kudüs... Nazlı şehir. Frenk idaresi altındaki şehri fethetmek tüm hayallerini süslüyor. Fetih mimberi bile hazır. Ama nasip olmuyor. Ardından Selehaddin... Nureddin Mahmud' un araladığı kapıdan Kudüs' e giren Selehaddin mimberi ait olduğu yere yerleştiriyor.

    " Nureddin ne toprak delisiydi ne de paraya pula düşkünlüğü vardı. Öyle olsaydı, herkes onun bir derviş hatta bir dilenci gibi yaşadığını söylemezdi.  Kazandığı her şeyi ordusuna ve halkına dağıtmaz, kendi geçimini sağlamak için gece gündüz çalışmaz, bu yüzden karısını bile kırmak, üzmek zorunda da kalmazdı. Öyle olsaydı, Musul ve civarını kendine bağladıktan sonra oraları tekrar kardaşlarına, yeğenlerine bırakmazdı. Öyle olsaydı Selehaddin' i Şam' a, yanına çağırırdı ve kimse de bu karara gıkını çıkarmazdı. Öyle olsaydı Kılıç Arslan' dan aldığı yerleri, ayrılırken yine ona terk etmezdi. Onun derdi Müslümanların cihadda birlik olması, şeref ve huzur içinde yaşamasıydı. " diye anlatıyordu insanlar onu. Savaşta olmadığında haftada iki gün halkın istek ve arzularını bizzat kendi dinliyordu. Depremde yıkılan bir şehri yeniden ayağa kaldırmak için gecesini gündüzüne katıyordu. Herkesin kaçtığı meczuplarla aynı sofrayı paylaşıyor, kendi yemeğinden feragat edip, yemeğini başka bir askere veriyor be oruca niyet ediyordu. Nureddin Mahmud suyu tersine akıtan bir adam. Bir ayağını Halep' te tutarak Müslümanları birleştiren, zillet örtüsünü üstlerinden atan, değerler bağını yeniden yeşerten mücahid ve muttaki bir önder.

     İç içe geçmiş iki anlatıyla ilerleyen, Nureddin Mahmud' un hayatına büyük bir ışık tutan bu roman aynı zamanda  2017 Türkiye Yazarlar Birliği Roman Ödülü' nü de almış. Yazarın emeğine sağlık diyor ve sizlere de tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar...