Xanî'nin ve Koyî'nin zamanlarında okuryazarlar yazı, defter ve kitaba sahip olduklarına göre her iki ulusal şairin de Kürtler için tespit ettikleri yokluk ulusal dil ve bu dilin (dolayısıyla milletin) statüsüdür. Bu iki kavramı her iki şair de kılıç ve kalem metaforlanyla karşılar. Selefi anî'den aldığı kalem ile kılıç fikriyatını Hacî Qadirê Koyî devletin ayakta kalma formülü olarak şu şekilde dizelerine taşır: "Kılıç ve kalem ile devlet ayakta kalır / Benim kalemim var, kılıç ise belli değil" (alıntılayan Kadri Yıldırım 50). Her iki şair de öncelikle Kürt dilinin diğer dillerden farklı oldugunun bilincini öne çıkarmış, Kürt dilinin diğer dillerden "eksik" kalmamasının formülü olarak ilmin ve eğitimin kalemle ve bu iki önemli kurumu koruyup kollayacak, örgütleyip organize edecek bir güç olarak da iktidan kılıç ile sembolize etmişlerdir. Edebiyat ve dil üzerinden düşünecek olursak kılıç dil dışı etmenleri temsil ederken, kalem dilsel ve sanatsal olanı temsil eder. Kalemin işlemesi için kılıcın varlığı ve hamiliği gerekir.
Kamber Hz. Ali'ye sorar;
"Efendim, geleceği nasıl görüyorsun? Öyle bir devir yaklaşıyor ki; mal cimrinin, kılıç korkanların ve kalem cahillerin elinde olacak."