Yalanın, gerçek kılığına, beceriksizliğin, başarı kıyafetine büründüğü bir başka çağ yok çağımız kadar. Aksiyonu süslenip püslenen, abartılan kişiler, aslında, ufak bir toplu iğnenin batırılışıyla sönen balonlar şişirmekten başka bir şey yapmamışlardır. Ve, bütün bir ömür, en teorik temelden başlayarak gerçek yapıyı yükseltmeğe çalışanları, halk tanımasın ve bilmesin diye, bu ruh kalpazanları şebekesi, adeta çevrelerine demir perdeler germişlerdir.
Evet, manevi bir Ergenekon destanını daha yaşamamız gerekiyor çağımızda. Demiri nefesimizin hararetiyle eritip aydınlığa ve ışığa çıkmamız ve bunalan insanlığı da çıkarmamız gerekiyor. Esir ruhların özgürlüğe kavuşmasından esir milletlerin zincirlerinin kırılışına kadar bir seri savaş, çağımıza anlam katacak yiğitlerin kaderidir. Bu kaderdir ki, onları büyütüyor, yüceltiyor; ve onların portrelerini kabartmalaştırıyor.