Hiçlik ya da Her Şey ve Derinlik incelemesi
9/10
·88 syf.··
2026 228. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 07:57
"Tüm hayal kırıklıklarını kalbinin en derin yerine doldurdu." Tuğba Saydam'ın okuduğum ilk kitabı ve yazarım da yazdığı ilk kitabı... Bir yazarın ilk kitabını okuyarak onun iç dünyası ve kaleminin gücü ile tanışmak benim için harikulade bir şey... Hiçlik ya da Her Şey dışarıdan bakıldığında "bir kedinin kaybolma" hikayesi gibi görünsede aslında ana karakterin iç dünyasını, zihin bulanıklığını, bazı kayıpların, travmaların ve ayrılıkların insanlar üzerinde "aslında atlattıklarını düşünseler de" hiç farkında olmadıkları bir anda, bilinçaltı tetiklenmesi ile nasıl ortaya çıktığını anlatıyor. Anlatırken de şöyle bir sarsıyor insanı... Hepimiz kendimize karşı fazlasıyla acımasızız, en çok da "kendi kendimizi yargılarken." Başka insanlara yakıştıramadığımız "hayır o bunu yapmaz dediğimiz, o akıllı, zeki" dediğimiz şeylerin tam zıddını kendimize yakıştırıyoruz, yetmiyor bir de cezalandırıyoruz kendimizi. Çünkü o zihnimiz hiç susmuyor, hiç uyumuyor... Tuğba Saydam öyle bir karakter portresi çizmiş ki, okurken insanın kendinden bir şeyler bulmaması imkansız. Lirik, akıcı ve insanı içine çeken bir dille yazdığı eserinde aslında bizlere insanın "acı, travma ve ayrılıklar" karşında yaşadığı süreci tüm gerçekliğiyle gösteriyor. Oluşturduğu karakterin yaşadığı sarsıntıyı içinizde hissediyorsunuz... Sevgili Tuğba Saydam'ın ilk kitabı olan Hiçlik ya da Her Şey kitabını okumak isteyen herkese öneririm zira bazı kitapların sayfa sayısı az olsa da bıraktığı etki o kadar büyük oluyor ki "iyi ki" okumuşum dedirtiyor. ... Yazarın ikinci kitabı ve ilk kitabının devamı olan Derinlik' te ise karakterimizin travmalarının, yaşadığı acıların ve neden kendine karşı bu kadar acımasız olduğunun derinine iniyoruz. Bu kitabı okurken "her ne kadar hayali kurgu gibi olsa da okuduğumuz kitaplar, gerçek hayattan
Hiçlik ya da Her ŞeyTuğba Saydam · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 2024349 okunma
6/10
·400 syf.··
2026 32. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 19:52
"Demek insanların yüzü başka, içleri başkaydı." Allah hepimizi korusun böyle insanlardan. Orhan Kemal öyle bir kaynana figürü yazmış ki şeytana dudak uçuklatır. Gelini Nazan'a yapmadığını koymayan Hacer Hanım ikiyüzlü, yalancı, dini istismar eden, bencil, çıkarcı bir kaynanadır. Oğlunu istediği gibi manipüle edip gelinine karşı doldurmakta üstüne yok. Torunu Haldun'u da pis işlerine alet edip kendine kalkan olarak kullanıyor. Bence kendinden başka kimseyi sevmeyen kaynana Hacer Hanım bir yuvanın yıkılmasına bir kadının hayatının kararmasına sebep oluyor. Nazan ise tam vur eline al elinden ekmeği tabirine uyan bir gelindir. Yazarın cümleleri ile: "Hayatı boyunca çekilen tarafa sürüklenmiş, istenen her şeyi yapmış, sonunda suç onun olmuştu." Her olayda kabak başına patlar ve hep o suçlu çıkar fakat kendini hiç savunamayan bir kadındır. Eşiyle güzel zamanlar geçirmek ister fakat yetiştirilme tarzından dolayı içindekileri dışarı yansıtamaz, utanır. Kimseye karşı gelemez, nereye çekilirse oraya gider. Kaynanasının yaptıklarına boyun eğmek zorunda kalır ve ona kurulan tuzağı fark edemez. Daha sonrasında kaynanasının sahte iyi niyetlerine de inanarak ne kadar saf olduğunu gösterir. Başına daha neler neler gelir sayfalar ilerledikçe. Anne oğul, kaynana gelin, toplum ve dedikodu ekseninde dönen roman bir yandan çok abartılı olaylarla ilerliyor. Bu kadar da olmaz dedirtecek şeyler oluyor kitapta. Nazan'ın uysallığına, kaynananın şeytanlıklarına ve Mazhar'ın eşine karşı davranışlarına sinir olmamak elde değil. Sonrasında hikayeye dahil olan bar kızı Jale bence kitaptaki en mantıklı aklı selim olan karakter. Tabi onun da kusurları var elbette. Orhan Kemal'in bizi çıldırtmak için yazdığını düşündüğüm El Kızı kitabı bazen üzüp bazen de saç baş yoldurtacak bir kitap. Okurken
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,4bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Rune Sembollerinin Uyanışı
Puan vermedi·264 syf.··
Beğendi
·
2026 90. kitabı
Hayat Yolculuğunda Yönünü Mü Kaybettin? Gelin Sembollerin Gücünü Konuşalım çıkan kitap bizim sadece Viking çizgi filmlerinde,dizilerinde gördüğümüz o meşhur Rune işaretlerinin aslında hayatımızın tam ortasında kullanabileceğimiz birer enerji anahtarı olduğunu anlatıyor. Sayfaları çevirdikçe sadece bir alfabeden ziyade, günlük hayatta tıkanan enerjileri açmak için kullanabileceğimiz somut frekanslarla karşılaşıyoruz .Kitap çoğunlukla sembollerin pratik işlevlerine odaklanıyor. Hayatımıza maddi kazanç ve hak edilmiş bereketi çekmek için Fehu Hastalıklardan sonra bedeni ayağa kaldıran, o saf direnci ve gücü veren Uruz Çevremizdeki negatif gözlerden, nazardan veya bizi aşağı çeken enerjilerden korunmak istediğimizde Thurisaz sembolü resmen bir kalkan. Doğru kelimeleri bulmak, bilgece kararlar almak için Ansuz Hayat yolculuğumuzda yönümüzü çizip güvenle ilerlemek için Raido İçimizdeki o yaratıcı gücü, körelen ilhamı tetiklemek için Kenazı Fırtınalı dönemlerde hayatta yolumuzu kaybetmemek için de meşhur denizci pusulası Vegvisiri İşin köken kısmında ise acayip iddialar var; Atlantis ve Mu gibi kayıp kıtaların batışıyla yeryüzüne dağılan kadim bilgeler, bu sembolik dili farklı coğrafyalara taşıdığı , sembollerin aslında Göktürklere, oradan da Orhun Kitabelerindeki damgalara kadar uzanan derin bağları olduğunu anlatılıyor. Yazarın bu detaylı ve derin araştırması, insana kesinlikle farklı bir vizyon katıyor, yeni araştırma kapıları açıyor. Bence Akıcı ve görsel destekli bu çalışma, spiritüel konulara körü körüne inanmak yerine, sembollerin pratik gücünü hayatında denemek ve sorgulayarak yeni kapılar açmak isteyenler için net bir rehberlik sunmuş.
Kadim Bilgilerin Işığında RuneŞebnem Ekşib · Ceres Yayınları · 202323 okunma
Puan vermedi·48 syf.··
2026 40. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 08:59
Barajla yaşam alanı oluşturan kunduzlardan doğaya zarar vermeden uzun yıllar yaşayan kaplumbağalara, doğanın gizli kahramanları arılardan iş birliği içinde çalışan karıncalara ve atıkları değerlendirip dönüştüren kargalara kadar hayvanlardan öğreneceğimiz ne çok şeyimiz var… Mina ve Deha o gün gittikleri piknikte, görevden hiç aksatmadan yapan; kendi ihtiyaçlarını karşılarken, gelecek nesilleri de düşünen canlıları keşfetmişlerdi. Sürdürülebilirlik bilincini onlara anlatan ailesiyle gurur duyuyorlardı. Ve o günden sonra öğrendikleri bir bilgi olarak kalmayacak, bu bilincin sorumluluğuyla yaşayacaklardı. Doğaya karşı görevlerimizi yeniden hatırlatan, farkındalık kazandıran bu kıymetli kitapla her çocuğun tanışması dileğiyle…
Çocuk Kitapları
Yeşil Kalkan: Geleceğin MuhafızlarıTuğba Soydan · Çınaraltı Yayıncılık · 20269 okunma
Puan vermedi·48 syf.··
2026 22. kitabı
Çevresel sürdürülebilirlik: doğayı bugün kullandığımız gibi yarın da sağlıklı bir şekilde kullanabilmemiz için onu şimdiden korumak, temiz tutmak, israf etmemek ve tüm canlılarla uyum içinde yaşamak demektir. Yaz geldi piknikler çoğaldı. Her fırsatı değerlendirenler doğaya atıyor kendini. Mina ve kuzeni gibi. Ailesiyle gittikleri piknikte kunduz ve kaplumbağa görürler. Yeni bilgiler öğrenirler doğruyu söylemek gerekirse ben de onlarla birlikte bu bilgileri öğrenmiş oldum. Kunduz suyun akışını düzenler, kaplumbağalar doğaya zarar vermeden yıllarca yaşarlar. Doğaya zarar vermemeleri, o küçük minnoş hayvanlar kadar bilinçli olmalıyız diye söylemeden geçemiyorum. @t_erdogann ve atölyelerini ziyaret etmezseniz pişman olursunuz. 4 kitaplık bu güzel seri kitaplığımızın en güzel yerini aldı bile. ️️ Kesinlikle TAVSİYEMDİR ️️ @birokuryazargezer @cinaraltiyayinlari
Yeşil Kalkan: Geleceğin MuhafızlarıTuğba Soydan · Çınaraltı Yayıncılık · 20269 okunma
Biraz hayal kırıklığına uğrattı... DİKKAT SPOİLER VAR
8/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:00
Evet...ilk defa bir inceleme yazıyorum çünkü bu kitabı okuduğumda hissettiklerimi içimde tutmak istemedim. Kitap ilk başlarda gayet iyi ilerliyordu bir sıkıntısı yoktu ama yazar Euria'yı savunuyormuş gibi cümleler vardı yani okurken öyle hissediyordum sanki Euria'nın kötü olması mükemmel birşeymiş gibi... sanki zalim olması çok havalıymış gibi. Öyle bir hissiyat aldım bilmiyorum. Bence Euria kitapta fazla yüceltildi bu kadarına gerek yoktu. Ayrıca ne olursa olsun ben hiçbir zaman Euria'ya acımayacağım çünkü kötü olmak bir seçimdir. Herkes hayatta kötü ve dehşet verici şeyler yaşıyor ama herkes kötü olmayı sevmiyor Euira bunu kendisi seçti yani başına gelen herşeyi hak ettiğini düşünüyorum hatta daha fazlasını hak ediyordu. Şimdi spoilerli kısma geçiyorum (SPOİLER) ÇOOOK fazla gereksiz yere karakter öldüğünü düşünüyorum. Tamam Lin'in ölmesi çokta mantıksız gelmedi ama mesela diğerlerinin ölümü çok gereksizdi sanki sadece öldürmek için öldürüldüler ve çok aceleye geldi. Mesela Nyx ve Valro'nün düşünecek beyinleri yok mu Euria'nın öldürücü gücünden haberdarlar nasıl olur da canları çok kolay birşeymiş gibi Lin'in önüne geçip bizden yararlan diyebilirler? Lin bile kendine o kadar güvenmedi onlar nasıl güvendi pardon? Zatne ikisi de gereksiz yere öldü. Mesela Andros'un ölümü de çok aceleye getirilmişti. Ya resmen zafer kazanıldıktan sonra Andros'un öldüğünü öğrendik ve yazar bunu çok yüzeysel bir şekilde anlatmıştı bir cümlede anlatıp bitmişti. Zaten adamı bu kitapta tanıdık en azından onun için adil bir son gerekiyordu ölüm nedeni acayip saçma adamın kalkan ve saldırı gücü var buna rağmen Drystan'ın zaman kazanması için birkaç askerle savaşırken öldü öyle mi? Kulağa çok saçma ve mantıksız geliyor. Delhin ve Rakan'ın ölümünden de sanki günlük bişeyden bahsediyormuş
Diyarların YazarıAdora Yağmur · İndigo Kitap · 202693 okunma