Çetin Altan'ın tabut ile tanıştığı çocukluk anısına tanık olalım:
Biz gerçekten bir kukla sahnesindeyiz:
Kuklacı felek usta, kuklalar da biz.
Oyuna çıkıyoruz birer, ikişer;
Bitti mi oyun, sandıktayız hepimiz.
Yıldızımızı beş köşeli yapan Sultan Abdülmecit'tir. Beş köşeli yıldızın bir tek anlamı vardır. Bunu görmek için bir boy aynasının karşısına geçin, bacaklarınızı iki yana açın ve kollarınızı da açarak yere paralel duruma getirin. Beş köşeli yıldızın tam anlamı karşınızda durmaktadır; İnsan...
Gökyüzündeki yıldızlara bakarak düşünürüm; oralara gitmek için uzay gemileri yola çıkarken, biz yine bayrağımızı üç kere öpüp alnımızı değdirerek başkalarına mı teslim edeceğiz? Nasıl olsa bayrak ülkemizde çok... Cam çerçeve de var... Duvar da uzun!..
O yıldızlara giden bir vatandaşımızın resmini duvarlarımıza asmanın tek yolu, bayrağımızdaki insanı görebilmektedir...
Upuzun bir Don var ya Servantes'ten müdevver,
Ben o yellim-yellimin kahve değirmeniyim.
Yoksulluklar, savaşlar, tutsaklıklar, sürgünler,
Rozinant'ın kıçında yıllardır seferiyim.
Varsın bu pirinç beden ve bu inançlı keşiş
Dağ bayır dolaşırken hasret gitsin kahveye!
Vurdukça güneş kursu nakışlarıma
Sevinçler öğütürüm o gamlı şövalyeye.