Seraceddin

Seraceddin
@kamazkarga
Onu sevebilir, onun için acı çekebilir ya da onu edebiyata çevirebilirsin.
Patron
Cahil
Ordu
Köyüm, 17 Mart 1981
4 okur puanı
Ağustos 2021 tarihinde katıldı
Herkes, kişiliğini unuttuğunda, başkaları için kurtarıcı olabilir
Düşünce
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Memento Mori...
Buradasınız öyleyse Ne için geldiğinizi biliyorum fakat bir kürek ve bir kazma aldınız mı? Her fani mezarının heykeltraşı olmaya tenezzül etmeli Toprağa biraz sadakati varsa! Çamurunuzu tadın! Hadi izlerimi uydurun ayaklarınıza Şimdi mezarıma konuk olacaksınız Toprak bir karnaval için indirir şapkasını daima Ve selamlar sabırsız böcekleriyle, yılanlarıyla birlikte eti Gelin göğe bir bakın Sırtınızı o cömert ananın rahmine yaslayarak Gök hep ordaydı fakat siz taşlarınızı örmekle meşkuldünüz Gök sade siyahtır Mavi, ya da gri ya da yağmur ve kar doğanın bir ilüzyonu Ruha yapışık mimari bir esrime Uyanın artık ve mezarlarınızı çiçeklerle süslemeyi kesin Ağaçlarla görkemli kıldığınızı sanmaktan vazgeçin Bir mezarı anlamlı kılacaksa tabiat Bu bir mısır bitkisiyle olmalı Çünkü meşale elinize yapışmaz kargalar ciğerinizi yemeden Çünkü gök kurumuş başaklarla zamanın hunisinde süzülür Çünkü tan sütünü mayalar köklerinde mezarın Şatafatınızla güneşe bakamazsınız Neredense çamurunuz davetlisiniz oraya gelin Unutmadan Eğer dost kaygınız varsa Bir köpek kulubesi yaptırın mezar taşınızla Dost çıkıp gelecektir tasmasız ve zincirsiz bırakılınca Şimdi gidebilirsiniz Yine tekrarlıyorum bir kürek ve bir kazma aldınız mı?
Şiir
Hippolyte
Ve elimi çektiğimde düştü Yüksek ağaçları seven kuşların ölümü gibi Köklerine kız kardeşimin Tavlı parmaklarımla boğduğum Hippolyte'min! İhanet gülüşlü yüzüGeçiyordu zaman Güçlü dağları parçalayan nehirlerle akan saçlarının arasından Hippolyte Gelecek dediğimiz o ulu ama sonlu kule Yuvarlıyordu sıkılmadan şenliğini çoktan geçmişeBenim yetimim kızkardeşim Kasvetli gecelerde döşeğine sızdığım yalnızlık Yüreğimde beslediğim kanatsız kuşun kafesi Yüksek uçurumları heveslendiren yazgı Hippoliyte Ağladığını gördüm Ağladığını hatırlıyorum bir kayanın üzerinde Diledim ki düşen her damla yaş İnecek bir yıldırım gibi yeryüzüne Ve bütün günahları örtecek kadar karanlık gecede Yutkundum her birini bir çöl gezgini gibi Kustu alevi beni ihanet sunaklarının üzerineBenim terkedilmiş kızım Tapınaklarında yüzümü yıkadığım şifa Hippolyte Bilemezdi insan doğmadan bir mezarın serinliğini Doğdun bu yüzden Ve bilemezdin tazeliğin ölçülü sadakatini Soluduğun nefesler gibi etini terketmeden Kuruyan bir göl gibi dibe çökmeden Saçlarında saçlarımın uçup giden rengini Kaderimin kaderine benzediğini Sen Hippolyte parlak aynaları bir lambanın altında emzirirken Bilemezdin üşüdüğümü daha da çok titrediğimi Düşleyince bir ölümlünün düşlerini Sen benim korkularımın meyvesiydin
Şiir
Hayat
Güzel insanlar gidiyordu çocuktan Çirkin insanlar geliyordu adama!
Edebiyat
Yaşlı Gemi
Kimin ıslığını çaldın rüzgardan ey yaşlı gemi Yüksek bir dalgayla senin tüm maceran Biraz sıçradım diye bulutlara sataşmak niçin Kanıdır gökyüzü denizin Kimin ıslığını çaldın rüzgardan ey yaşlı gemi Güvertene ayna tut yağmurlu havalarda Bir martının gözlerini alacak kadar kaptana Fakat leşini uzaklara dök tayfalarının Tehlike hem üstündedir hem altında kaburganın Bu yüzden pervaneni deniz kızının sütüyle yağla Dümenini biraz da tanrıya kır Sonra devam yaşlı gemi devam çalmaya...