aklımın büyük bir kısmının, kalbimin tamamının sahibi,
seni tanıdığım günden beri gönderdiğim mesajlar içerisinde benim için önemini, benim için ifade ettiğin anlamı içeren cümlelere defalarca yer verdim. kendimi ifade edebilmiş hissettiklerimi yansıtabilmiş olmayı dilerdim.
şimdi gönlünden bu kadar uzakta gözünden bu kadar düşmüş bir durumda bulunmak bana ne kadar acı ve ağır geliyor biliyor musun? eminim senin hissettiklerinin yanında çok hafiftir ama hiç de hafife alınacak kadar değildir. pişmanlığımın içinde boğuluyorum. seni kendi kendime kaybetmiş olmanın pişmanlığı bu... elimden keşke bir şeyler gelse ama malesef çaresizliğim yine diz boyu. bu gün seninle konuştuktan sonra çok üzüldüm. zaten çok zayıf olan umut ışığımın pek bir şeyleri aydınlatmaya yeteceğine inanmak sadece benim gibi sevdiğinden, sevdiği ondan nefret edercesine uzak kalmak istiyorken bile, vazgeçemeyen birine özgü bir şeydir. kendimi yüceltmiyorum sadece içimden seni çıkarmak istemiyorum. inan bana şu an olduğum kişi -ki bu senin zannettiğin değil benim söylediğim kişidir- senin eserindir. sevgiyi arayan sevmmeyi isteyen o çocuk seninle bir aşık olmuş gibi geliyor. sen de aşık mısın canım deme lütfen eğer şu an içinde olduğumu sandığım durum aşk değilse nedir? sen de tükenmez bir sevgiyle ve yüce bir aşkla istiyorum. uzun lafın kısası umudumu harlamak aklımı keskinleştirmek ve sevdamı parlatmak üzere senden uzak duracağım. bir gün yeniden karşına çıkacağım zaman karşında zannettiğin sorumluluktan kaçan kendini ifade edemeyen bir kapıcıdan dahi korkup kaçan birini göremeyeceksin. evet umarım sen de kendin gibi olabilirsin bu sayede ve benim engellemem olmadan hayatına ve okuluna devam edebilirsin. seninle umarım çok güzel bir yerde buluşabiliriz. yeniden görüşünceye dek kendine çok iyi bak....