Ama o küçük kızın beyni yaşadığı şeylerin altında öyle ezilmiş, öyle bir köşeye sıkışmış ki, arada bir gerçekle arzuyu birbirine karıştırıvermiş. Senin nefret ettiğin o küçük kızı ben seviyorum. O küçük kıza, hayattaki tek sahibi olan annesi çok eziyet etmiş. O küçük kız da annesine doğal olarak kızmış. içinden onunla ilgili kötü şeyler geçmiş. Bu zaten onun elinde değil ki... İstese de istemese de bu duygular doğal birer tepki olarak çıkıverirler ortaya.
Küçücük, masum, saf ve çaresiz bir çocuğun başına gelenleri anlattın. O çocuğu daha fazla suçlamana izin vermeyeceğim. Ben artık o çocuk iyi olsun, yaşadığı o kötü günleri unutsun isterim. Onu korumak, onu sevmek, ona dünyanın güzel yanlarının da olduğunu göstermek isterim. O cehennemden onu bir an önce çıkarmak, yepyeni bir yolda keyifle, mutlulukla, başarıdan başarıya koştuğunu görmek isterim. Senin yaptığın gibi, herkes madem ona vuruyor, bir tane de ben vurayım demiyorum.
Ben de suçluyorum seni. Sen hukukçusun. Suçsuz birini suçlamak da bir suç değil midir?
— Suçtur. ..
Sesi bir çocuğunki kadar zayıf ve kırılgan ... Korkuyor.
— İşte bu yüzden suçluyorum seni. Suçsuz birini suçlayarak suç işliyorsun. Kendine karşı suç işliyorsun.
— Kendime karşı!
— Evet, kendine karşı!