Freud insanların otoriteye, özellikle de yıkıcı otoriteye bağımlı olduklarına inanırdı. Genellikle en güçlü arzumuz, arzularımızı bizim yerimize kontrol edecek, onları durduracak bir figür bulmaktır. Bu yüzden hükmedilmek, otoriteye boyun eğmek isteriz derdi.
Arzularını daha iyi tanırlarsa insanların kendilerini daha az reddedeceklerine, böylece daha özgür, daha huzurlu olabileceklerine inanıyordu. Her arzuyu tatmin etmemiz gerekmez diyordu. Sadece onları sözcüklere dökmekle, bastırılmış olanı bilinçlendirmekle bile kendimizi biraz daha kolay kabullenebüir ve arada sırada biraz mutlu olabiliriz diye düşünüyordu.
— Eğer içimizde Freud’un zaten var olduğunu söylediği şiddet duygularını susturmak istemezsek bunu bizim yerimize kimse susturamaz. Ne yasalar, ne ayıplar ve günahlar bununla başa çıkamaz. Hepimizin içinde bir suçlu yattığına ben de gönülden inanıyorum ama insanoğlu bir yandan da bu suçluyu bulup bir an önce uslandırmak istiyor. Bunu da yine kendi isteği ve arzusuyla yapıyor. Yani insanoğlu suçlu olduğu kadar da masum ...
— insanoğlunun sadist yönüyle hep ilgilenmiş olan Freud en uygar halkların bile şiddet, tecavüz ve yağma fantezileri kurduğuna inanıyordu. Freud’a göre hepimizin içinde birer suçlu yatar. Freud Hitler’le Nazileri hayatın gerçekleri olarak kabul eder ve olanlara pek şaşmaz, çünkü Hitler’in sergilediği türden bir otoritenin bir yazar, düşünür ve aynı zamanda bir terapist olarak böyle bir ortamda nelere yol açabileceğini o gayet iyi biliyordu.
— Çaresizliğe bakın!. .. Sorunun temelinde ... zayıflık yatıyor... Ben hep tehlikeyi... güçlüde görürdüm ... ama bazen zayıflık da ... kendi başına çok tehlikeli ... olabiliyor demek ki....