Bir palmiye türü, güneş ışığına yaklaşabilmek için köklerini kullanarak yılda ortalama bir metre, ömürleri boyunca da yirmi metre yer değiştirebiliyormuş. Ağaç dediğin yürür mü? Bu yürüyormuş işte. Bunu öğrendiğimden beri pencereden sürekli sokaktaki ceviz ağacını gözetliyorum. Her an bir şerefsizlik yapabileceğinden kuşkulanıyorum. Yokluğunda ağaçlara bile güvenmiyorum, ben barışmak istiyorum Osman.
Kitabın daha başlarındayım hocam; kimin haklı kimin haksız olduğu henüz belli değil ama anlatımındaki farklı hava insanı hemen içine çekiyor. Değişik bir kitap gerçekten. 🙂
Lázár
Düzenli, kontrollü bir hayat ister. Aşkı bile mantıkla yönetilebilecek bir şey sanır. Asıl ihtiyacı: kontrol ve anlam kurma. Ama fark etmediği: İnsan ilişkileri onun kurduğu düzeni bozar; bu yüzden aslında kaybetmeye mahkûm.
Péter
Tutkulu, daha içgüdüsel ve daha “canlı” bir karakter. İstediği şey: yoğunluk, hissetmek, sahip olmak.Ama onun da açmazı: Hissettiği şeyi aşk zannederken, çoğu zaman bu arzu ve ego karışımıdır. Kendini farklı sanır ama aynı döngüyü tekrar eder.
Judit
En karmaşık olanı. Net bir “isteği” yok gibi görünür ama aslında: Yükselmek, var olmak, seçilmek ister. O bir hedef değil, bir yansıtma yüzeyi: Erkekler kendi arzularını ona yükler. Gerçekte ne olduğu değil, başkalarının onda ne gördüğü önemlidir.
İnsanlar birbirini sevmez; kendi içlerindeki eksikliği tamamlayacak birini arar.Aşk dediğimiz şey çoğu zaman: sınıf farkı,güç dengesi, ego, sahip olma isteği
ile karışır. Herkes kendi hikâyesinde haklıdır ama hakikat parçalanmıştır.
İnsan, gerçeği değil; işine gelen versiyonunu yaşar.
Ve en büyük trajedi: Bunu fark ettiğinde artık çok geçtir.
Bir aşk hikâyesi gibi başlar, ama aslında aşkın içini boşaltan bir metne dönüşür.
Daha doğru tanım:
Aşkın arkasına saklanan insan doğasının teşhiri.
İsmet, lügatte "engel olmak, gelebilecek zararı bertaraf edip muhafaza etmek" anlamına gelen ve "a-s-m" kökünden türeyen bir kelime olup, ıstılahî mânâsıyla "peygamberlerin günah işlemekten Allah Teâlâ tarafından muhafaza edilmesi" olarak tarif edilmiştir.
“Istılahî mânâsıyla” demek: Bir kelimenin sözlükteki (lügavî) anlamıyla değil, belirli bir ilim, düşünce veya inanç sistemi içinde kazandığı özel/teknik anlamıyla demektir.