İstediklerinin kendilerine verileceğinden hiçbir şüphe duymayan o insanların yüz ifadelerinden, kendileri hiçbir şey sunmadan o sofraya oturup dalgın dalgın yemeği bekleyen o adamlardan, hiçbir strese girmeden kendilerine değer verilmesini en doğal hakları olarak gören bir yüz ifadesi takınan o adamlardan bir anda nefret ediverdim. Öyle insanlar için mevsime has malzemeleri satın alıp ön hazırlıkları yapıp, yemekler pişirip, servis için tabaklar seçip yiyecekleri tabağa yerleştirip, ortalığı toparlayıp bulaşıkları yıkamak zahmetli gelmeye başladı. lletişimi kestiğimde, ev işlerini ve yemeklerini yapmayı bıraktığımda telaşa düştüler. Bazılan paranoyaklaşıp sapık gibi beni takip etmeye başladı, bazılarıysa eski yalnız yaşantılarına döndükleri için ihmalkâr yaşam tarzlarıyla sağlıklarını yitirdi. Nasıl desem, hepsi de annesinin ba kımından mahrum kalan bebekler gibi olmuştu. Acayip, değil mi? Ellerinden hiçbir şey gelmeyen ve bana tamamen bağıml olan bu adamları sevimli bulurdum gerçi ya, neyse...