Bir zavallı ki en çok şefkat ve korunmaya muhtaç olan masumiyet zamanını belaların en çirkini denilmeye layık bir felâketin Her çeşit fenalığı içinde geçirir, bir mazlum ki ömrünün acı tatlı günleri arasında bir mutluluk baharı baharı sayılan gençliğinin başlangıcı aşk gibi duyguların en şiddetlisi olan bir düşkünlüğün bin türlü felaketi ile geçerse yaşadıklarına ne kadar hayallerden soyutlayarak düşünürse düşünsün bedeni ruh için, dünyayı daha beden için mezardan başka bir şey olarak görmemesi ve bu yüzden ölümü ne kadar korkunç, ne kadar lezzetleri yok edici saysa da yine hayata tercih etmesi doğaldır.