"Ben" mutlak anlamda birliktir (bütünlüktür) Çünkü eğer o bir çokluk olsaydı, sadece kendi varlığıyla değil, parçalarının gerçekliğiyle var olurdu. O zaman sadece kendisiyle, yani salt varlığıyla koşullanmış olmazdı (ki bu durumda aslında hiç var olamazdı) aksine, o çokluğu oluşturan tek tek tüm parçalar tarafından koşullanmış olurdu. Çünkü bu parçalardan biri bile ortadan kaldırılsaydı, tam da bu yüzden "Ben"in kendisi de (kendi tamlığı içinde) ortadan kalkmış olurdu. Fakat bu durum onun özgürlük kavramıyla çelişir; dolayısıyla "Ben" hiçbir çokluk barındıramaz, o mutlak surette birlik olmak zorundadır salt "Ben"den başka bir şey olamaz. Özgürlük tarafından belirlenen koşulsuzluk (mutlaklık) nerede varsa, "Ben" oradadır. Dolayısıyla "Ben", mutlak anlamda "Bir"dir. Çünkü eğer birden fazla "Ben" olsaydı, "Ben"in dışında başka bir "Ben" bulunsaydı, bu farklı "Ben"lerin bir şey aracılığıyla birbirinden ayırt edilmesi gerekirdi. Oysa "Ben" yalnızca kendisi tarafından koşullanmıştır ve sadece entelektüel görüde (intellektualer Anschauung) belirlenebilir; bu yüzden kendisiyle mutlak bir eşitlik içinde olmak zorundadır (sayısal olarak asla belirlenemez) Dolayısıyla "Ben"in dışındaki o diğer "ben", bu "Ben" ile çakışır ve ondan asla ayırt edilemezdi. Yani "Ben" kesinlikle sadece "Bir" olabilir. (Eğer "Ben" tek bir biricik olmasaydı, birden fazla "Ben" olmasının gerekçesi "Ben"in kendi özünde bulunamazdı çünkü o bir nesne olarak belirlenemez yani "Ben"in dışında olurdu ki bu da "Ben"in kendisini ortadan kaldırmakla eş anlamlı olurdu.) Saf "Ben" her yerde aynıdır; her yerde Ben = Ben'dir. "Ben"e ait bir nitelik (özellik) nerede bulunursa, orada "Ben" vardır. Çünkü "Ben"in nitelikleri birbirinden farklı olamaz; zira hepsi aynı koşulsuzluk tarafından belirlenmiştir (hepsi
İnsanların çoğu zanna uyar
İnsanların çoğu zanna tabi olurlar" ifadesi, Kur'an-ı Kerim'de En'âm Suresi 116. ayette geçen ve insanların çoğunluğunun doğruyu bulmakta düştüğü en büyük bilişsel ve ahlaki tuzağa dikkat çeken evrensel bir ilkedir. Ayetin bütünü şu şekildedir: "Eğer yeryüzünde bulunanların çoğuna uyarsan, seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Çünkü onlar zandan (varsayımlardan, temelsiz inançlardan) başka bir şeye uymazlar ve sadece yalan uydururlar."Bu çarpıcı ilahi mesaj, hayatı okurken ve kararlar alırken neyi referans almamız gerektiğine dair çok net uyarılar sunar:1. Hakikat Çoğunluğa Göre BelirlenmezAyet, "çoğunluk her zaman haklıdır" algısını kökünden yıkar. İnsan psikolojisi, yalnız kalmamak için topluma uyma (konformizm) eğilimindedir. Ancak Kur'an, doğru ve yanlışın popülerliğe veya insanların kalabalık gruplar halinde inanmasına göre şekillenmediğini vurgular.2. "Zan" İle Hareket Etmenin TehlikesiAyette geçen "zan" (tahmin, varsayım, kulaktan dolma bilgiler ve önyargılar); sağlam bir bilgiye (ilim) veya vahye dayanmayan düşüncelerdir.İnsanların çoğunun hayatını, kanıtlanmış gerçekler yerine başkalarının ne dediği, gelenekler, modalar ve kişisel kuruntular yönetir.Zan, kişiyi duygusal kararlara iter; sağlam bilgi ise gerçeğe ulaştırır.3. Taklitçilik ve Hak Yoldan SapmaAyete göre temelsiz zanna uyanlar, insanları Allah'ın gösterdiği ahlaki ve manevi rotadan saptırır. Araştırmadan, sorgulamadan ve sırf "herkes böyle yapıyor" diyerek başkalarını taklit etmek, kişiyi hakikatten uzaklaştırır.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
diş macununun içeriğindeki klor ve florürün epifiz bezini körelttiği ve duygu düşünce 6.his gücümüzü zayıflattığı kanıtlanmış bir gerçek diğer kimyasalları saymaya bile gerek yok onların daha farklı zararları var Şunu bilmekte fayda var: Diş temizliğinin %80'i aslında mekanik fırçalamayla (yani fırçanın kıllarının plakları süpürmesiyle) gerçekleşir. Macun bu işin cilası, ferahlığı ve koruyucu takviyesidir. Macun kullanmadan da ağız sağlığınızı koruyabilirsiniz, ancak dikkat etmeniz gereken bazı önemli noktalar var. İşte kullanabileceğiniz alternatifler ve yöntemler: 1. Sadece Su ve Fırça (Kuru/Islak Fırçalama) Hiçbir şey eklemeden, fırçanızı sadece suyla ıslatarak (veya kuru olarak) dişlerinizi en az 2 dakika boyunca iyice fırçalayın. Diş aralarını temizlemek için diş ipi ve arayüz fırçası kullanımını artırırsanız, macunun eksikliğini neredeyse hiç hissetmezsiniz. 2. Doğal ve Bitkisel Alternatifler Eğer fırçaya bir şey sürmek isterseniz, tamamen doğal şu seçenekleri değerlendirebilirsiniz: Misvak: Binlerce yıllık, kendinden antiseptik özellikli harika bir alternatiftir. Hem fırça hem macun görevini aynı anda görür. Hindistan Cevizi Yağı (Oil Pulling): Ağzınızda bir tatlı kaşığı soğuk sıkım Hindistan cevizi yağını 5-10 dakika döndürüp tükürebilirsiniz. Bakterileri öldürmede çok başarılıdır. Fırçanıza azıcık sürerek de fırçalayabilirsiniz. Tuzlu Su: Hafif tuzlu suyla fırçalamak veya gargara yapmak diş etlerini dezenfekte eder. (Ancak tuzu doğrudan dişinize sürterek bastırmayın, çizebilir). ⚠️ Önemli Uyarı: Karbonat ve Aktif Kömüre Dikkat! Sosyal medyada çok popüler olan karbonat veya aktif kömür tozlarını kesinlikle sürekli kullanmayın. Bunlar aşırı aşındırıcıdır. Diş macunu kullanmazken diş minesini korumak isterseniz, bu maddeler tam tersine minenizi çizer ve
1000Kitap
Piltdown insanı: 1911'de İngiltere deki Pilitdown yakınlarında bulunduğunda bilim çevrelerinde büyük heyecan uyandırmasına karşılık 1953 te sahteliği kanıtlanmış olan "İlkçağ İnsanı" iskeletidir.
The Royal Society of London for the Improvement of Natural Knowledge (Londra Kraliyet Cemiyeti), 1660 yılında İngiltere'de kurulan ve dünyanın hâlâ varlığını sürdüren en eski bilim akademisidir. Kısaca "The Royal Society" olarak bilinen bu kurum, modern bilimin doğuşunda, yayılmasında ve kurumsallaşmasında insanlık tarihinin en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Cemiyetin ne olduğunu ve neden bu kadar önemli olduğunu şu temel başlıklarla anlayabiliriz: 1. Kuruluşu ve Amacı Cemiyet, 28 Kasım 1660'ta Londra'daki Gresham Koleji'nde, aralarında ünlü fizikçi ve mimar Christopher Wren, kimyacı Robert Boyle ve doğa filozofu John Wilkins"in de bulunduğu 12 bilim insanının bir araya gelmesiyle kuruldu. Kraliyet Onayı:1662 yılında Kral II. Charles tarafından resmi bir berat verilerek "Kraliyet Cemiyeti" unvanını aldı. Amacı:Adında geçen "Natural Knowledge" (Doğa Bilgisi) ifadesi, bugünkü anlamıyla pozitif bilimler (fizik, kimya, biyoloji, matematik) demektir. Amacı; dogmalara veya felsefi tartışmalara değil, tamamen deneye ve gözleme dayalı bilimi geliştirmekti. 2. Meşhur Sloganı: "Nullius in verba" Cemiyetin resmi mottosu Latince "Nullius in verba"dır. Bu ifade "Kimin söylediğine bakma"ya da"Sözlere güvenme"anlamına gelir. Bu slogan, bilimin otoritelere (örneğin kiliseye veya antik filozoflara) körü körüne inanarak değil, yalnızca deneyle kanıtlanmış gerçekler üzerinden yürümesi gerektiğinin tarihi bir ilanıdır. 3. Bilim Tarihindeki İlkleri ve Önemi İlk Bilimsel Dergi: 1665 yılında, dünyanın ilk hakemli bilimsel dergisi olan Philosophical Transactions of the Royal Society'yi yayımlamaya başladılar. Bu dergi, bilimsel makale formatının dünyadaki öncüsüdür. Yerçekimi Kanunu'nun Basımı: Sir Isaac Newton, çığır açan eseri Principia'yı bu cemiyetin desteği ve çatısı altında
Akıl ve Mantık mı yoksa Duygusallık mı?
İnsan, bilinmeyen bir durum karşısında her zaman vereceği ilk tepkinin en doğru tepki olması için çabalar. Verilebilecek yüzlerce, binlerce tepkiden hangisi doğrudur kararını vermek çok zordur. Hele bu tepkiyi vermek için çok kısıtlı bir süre varsa işler daha da zorlaşır. Vereceğimiz ilk tepki kesinlikle daha önceki deneyimlerimizden ögrendiğimiz, bizi başarıya götürmesi en muhtemel gibi görünen o tepkidir. Ama işte tam burada insanüstü bir şey devreye girer: "Duygular". Duyguların nasıl olurda aklın süzgecinden geçmiş, tecrübelerle yoğrulmuş ve başarısı defalarca kanıtlanmış olan o seçeneği akıl kesinkes bildiği halde başka bir diyeceği olur. Duygusal davranmak mı yoksa mantıklı davranmak mı gerekir? Peki hangisinin doğru olduğunu nereden bileceğiz? Her yol ayrımında bizi karşı karşıya getiren bu iki seçenekten hangisini seçeceğimizi nereden bileceğiz? İnsanın aklı ile duyguları çakıştığı zamanlarda hangisine uyacağız? Söyleyecek sözü olan varsa dinlemek isterim.
Duygu ve Düşünce