Yani ne desem bilemiyorum tek bildiğim ana karaktere olan öfkem. Ana karakterimizin bir arkadaşı var Kitty adında. Arkadaşına da lanet gelsin cidden senin gibi arkadaş olmaz olsun. Tamam kötü bir insansın tamam kanın hızlı kaynıyor ama arkadaşına da bunu yapma be kanka. sana zahmet olacak ama arkadaşına da bunu yapma. Aşırı sinirliyim. Hem Kitty’e hem de baş karakterimiz Anne’ye. Bu kadar iyi olamazsın, bu kadar iyilik işte böyle sonuçlanıyor. Gerçekten Anne’nin yüzüne hakaret etsen, teşekkür ederim diyecek saflıkta. Kızım en yakın arkadaşın senin hayatının akışını değiştirdi hala Kitty’e iyi arkadaş olamadım diye üzülüyorsun bu mallığın kaçıncı leveli Allah aşkına. Her neyse kitaba romantik bir kitap diyorlar ama Kitty’e sinirlenmekten ve Anne’nin bu kadar tepkisi kalıp hala Kitty’nin iyiliğini düşünmesine sinirlenmekten, kitabın duygusal tarafına odaklanamadım. Hatta bir yerden sonra çok sıkılmıştım çünkü aşırı pembe dizi gibi gelmişti. Sanırım pasif karakterleri sevmiyorum hele bir de bu karakterin kitabın başkarakteriyse. Bu kadar da olmaz ki canım. Her neyse aradan geçen uzun zaman sonra ilk defa bir kitabı kendi rızamla okuduğum için mutlu oldum. Onun dışında bir katkısı olmadı kitabın dlaöxkaşsödl. Bu kitabı övüp yaa çok duygusal kitabı okurken ağladım diyenleri de anlayamıyorum. Bana açıkcası her şeyi bir kenara bırakırsam aşırı duygusal ya da romantik de gelmedi. Kitabın dili akıcıydı ama o kadar sanırım Sarah Jio dan okudugum ilk ve son kitap olacak. Kitabı alma sebebim de lisedeyken izlediğim bi youteber bu kitabı önermişti ama sonra da demişti ki bu basımı yok artık başka bir yayında farklı bir adla basılıyor diye söylemişti. sonra bundan birkaç hafta önce sahafta bu kitabı görünce inanamadım. cunku basımı bitmiş ve yıllar önce tavsiye edilen kitabı görmek
Serinin ilk kitabına göre sanki daha yavaş ilerliyor ama sonlara doğru soluksuz okuyorsunuz.
Millie, her şeye burnunu sokmadan duramıyor maalesef. Bu kadının başına ne geliyorsa hep bundan geliyor. Ayrıca asla akıllanmıyor; hep bildiğini okumakta bayağı ısrarcı biri. Bir de cabuk güvenmemesi gerektiğini öğrenmesi lazım. Gerceklik algisinda da bir problemi oldugunu düşünüyorum. Bazen bana her seyin sanrıdan ibaret oldugunu düşündürüyor
Hayatının karmaşasından sebep kendine bir brokoli bulmuş, sevdiğini iddia ediyor. He aynen kanka, çok seviyorsun. Brokolinin de sevgisine hayran kaldım doğrusu.
Her neyse... Olaylarda bazı kısımların çok uçuk olduğunu düşündüm şahsen. Onun dışında olay akışını sevdim. Bazen beni güldürdü, bazense gerilime soktu.
Güzeldi.
Efsane bir konunun berbat bir yazarın elinde mahvolmasının maddi kanıtı bu kitap.
İlk kitabını 10. sınıfta falan okumuştum ve bir liseli olarak (ki o zamanlar burçları vs severdim) sevmiştim lakin o zaman bile anlatımın ne kadar yavan ve yüzeysel olduğunu fark etmiştim. Geçen sene indirimde iki kitabını buldum hemen aldım. İlk kitabını tekrar okuyunca keşke almasaydım dedim. Hatırladığımdan daha kötüymüş.
12 gezegenden oluşan bir galaktik sistem var, her gezegen bir burca göre ayrılmış. Her gezegenin insanının belli özellikleri var dış görünüşleri de ona göre değişiyor. Bu sistemde bazı insanlar yıldızlara bakarak kahinlik yapıyor. Anakarakterimiz de bu sistemde üst düzey akademik eğitim alan genç bir kızımız. Kendisi yengeçli. Mc yıldızlara bakarken bir tehtid görüyor bu da 13. burçmuş. reddedilen burç ve bu burç saldırılar vs yapıyor. Mc de bu sırada yengeçin başına geçiyor. falan filan konu kısaca o kadar güzel ki AMA bu kadar olay olurken kızımız sadece hangi oğlana aşık olsam aman hangisiyle evlensem güzel değilim ben lider olamam vs vs diyor.
İkinci kitapta da 13'e karşı savaşmaya çalışıyorlar ama cidden isyan savaş vs o kadar geri plandaki.
Hayatımda gördüğüm en karakter gelişimi olmayan MC olabilir. Kız her daim ben başaramam edemem diyip sonra da sözünde durarak dünyanın en aptalca kararlarını alıyor. Çevresindeki herkeste durup durup kızı övüyor. Asla kızdan nefret eden biri yok ilahe sanki.
Yazar Hunger Games, Star Wars gibi direniş hikayesi yazabilecekken 16 yaşında kaçak telefonundan wattpade ıslak rüyasını yazan liseli kızlara dönmüş. Bir önceki bölümde gemiye saldırı düzenleniyor birileri ölüyor sonra bi anda anakarakterimiz gidip yeni manitasıyla exini konuşuyor. Kanka iyi misin???? Öleceksiniz kendinize mi gelseniz. Şehirlere bombalar yağardı biz
Gezgin YıldızRomina Russell · Pegasus Yayınları · 201788 okunma
Komedi seklinde sonuclancagini umdugum bir trajedi oldu... zaten her sey belliydi ama bi yandan da ustunde durmama cabasi hani goruyoruz kanka... bu kadar uzatmasaydiniz keske ve neden bu ikili boyle oldu anlamadim alexender mesela gayet acik acik soyleniyor ama bunlar??? Ben shakespeare 2 3 kitabini okumusumdur ama yine de cok siirsel kacti yani iste bir olayi ne kadar siirsel yaparsan o kadar mesrulastirabilirsin sozu idi kitap ben daha cok olaya odaklanmaya calistim ana karakterle ozelliklerimiz benzer oldugu icin biraz icine cekildim bu kitabi okurken gizli tarihi okuyomus gibi hissettim yani atmosfersel acidan karakterler de benzer ozellikteydi francis alexander, meredith camilla, henry james, richard oliver falan sonuc olarak iyiydi sonunu merak ettigim icin okuttu kendini
Şu anda 285. sayfada buraya kadar bir sorun yoktu fakat hani zaten kitabın başından beri kadın karakterin yok şöyle kaslı yok şöyle büyük falan demesi erkek karakteri için zaten sinirimi bozmuştu bunun dışında futbol oynadıkları sahnede üstünü çıkarmaları yani kanka sen azmışsın bildiğin gibi hani sıktın artık bu romantiklik değil yani çünkü sen yeter artık tek anladığım şey adamın yakışıklı olduğu ve eski sevgilisinin 40 yaşında olması karakter kaç yaşında hatırlamıyorum ama ondan büyük yani öf yani cidden öf  tamam romantik komedilerde bu tür sahneler olur ama burada bir hani öyle bir etkileşim yok çünkü zaten her an bundan bahsediyor 

sokratesin çok kastığını ve gereksiz yere kafa siktiğini düsünüyorum ee kanka soru sordun da noldu dünyayı mı kurtardın? pekala herkes haksız bi sen haklısın şımarık sokrates
GorgiasPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20241,880 okunma