*kitabın ilk bölümünü bitirir bitirmez yazdıklarım*
1995-1999 yılları arasında yazılmış ve 1999 yılında basılmış olan bu kitap 2 yıldır kütüphamde okunmayı bekliyor. Her kitabın bir zamanı olduğuna inanıyorum. Benim için nihayet bu kitabı zamanı gelmiş olmalı ki turuncu kapağıyla dikkati çekti ve başlayıverdim.
Eğer kitabın kapağı turuncu olmasaydı ve okuduktan sonra bana sorsalardı kapağı ne renk yapalım diye, elbette turuncu derdim. Kitabın havasını yansıtan bir renk seçimi olmuş, kapağının rengine uyumlu olsun diye altını çizerken kullanmak için ben de turuncu kalem seçmiştim ki iyi de oldu. Cümlelerin hüzünlü havasına yakışan bir renk oldu.
Kitap 3 bölümden oluşuyor, ilki alice harikalar diyarında, kahramanımız alice.
Kitabın 25 yıl önce yazılmasında beni şaşırtan şeylerden biri dili oldu. İlk bölümdeki olay Amerika’da geçiyor. Kahramanımız bir Amerikan kadın ve bazı yerlerde olay, durum ya da duygu bazı İngilizce kelimelerle açıklanıyor. Bu durum günümüz sosyal medya dilinde oldukça yaygın olduğu gibi günümüzde yazılan edebi eserlere de yansımış durumda. Ancak 25 yıl öncesinden böyle bir şeyin yapılmış olması beni bir hayli şaşırttı doğrusu.
Kitabın diline dair şaşırdığım şeylerden biri de Türk Edebiyatında alışkın olmadığım bir açık seçikliğe sahip olması. Ya da ben son zamanlarda çok fazla Tanzimat servet-i fünun ve cumhuriyet dönemi kitaplarını okumuş olduğum için çağdaş romandaki bu açık seçiklik alışkın olmadığım bir şey olarak çıktı karşıma bilemiyorum.
Ama bu açık seçiklik insanın gözüne sokulurcasına dozu aşıp rahatsız edici bir şekilde değil de doğal akışın içerisinde verilmişti. Böylece göze batan şey olmaktan çıkıyor ve okuyucu kurgunun akışına bırakabiliyordu.
Birinci bölümün dili hakkında söylemek istediğim bir başka şey de betimlemelerin çok