9/10
·12 syf.··
2026 19. kitabı
Herkese merhaba! Bugün yaza özel minik okurlarıma harika bir set önerim var! Gözümü açtım serisi aslında 4 kitaptan oluşuyor ama biz şimdilik sadece iki tanesini aldı; meslekler ve kim ne yer? Meslekler kitabımızda minik hayvanlarımızla meslekleri öğreniyoruz. -Minik ayıcık hasta olmuş, kime gitmeli? Tabii ki doktor file. -Sevimli tavşan gökyüzünde gece yıldızların neden parladığını merak ediyor, kime sormalı? Tabii ki astronot ayı -Yavru tilkinin canı kurabiye çekmiş, kimden yardım istemeli? Tabii ki aşçı fare -Minik ayıcık matematikte biraz zorlanıyor ve şekilleri karıştırıyor. Ona kim öğretmeli? – Tabii ki öğretmen aslan -Kaplumbağa kiminle çiçekleri sulayacak? – Tabii ki bahçıvan Rakun Kim ne yer kitabımızda ise; Tavşanlar, sincaplar, pandalar, ayılar ne yer sorarak öğreniyoruz. Basımı çok kaliteli, kalın kapak ve sayfalar olduğu için uzun ömürlü kullanılabilecek set olmuş. Ayrıca hareketli gözler detayına bayıldık! Sizlerde minikler için gönül rahatlığı ile alabilirsiniz.
Gözümü Açtım! MesleklerKolektif · Parlayan Yıldız · 20265 okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2026 28. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 02:37
Okumak için sabırsızlandığım ama daha yeni okumaya fırsat bulduğum bu kitaba tek kelimeyle BAYILDIM. Benim gözüme batan sadece çok fazla kelime tekrarı olmasıydı ama kitap çok sardığı ve akıp gittiği için fark etmedim. Kısa bir sürede çok az bahsedilen karakterlerin bile bir çoğuna bağlandım. Kurgu çok güzeldi anlamakta zorluk çekmedim hiç, puntosunun da büyük olması eklenince kesinlikle Reading Slump'tan çıkmak için okunabilecek bir kurguydu. Bazı yerlerde kendimi hikayeye o kadar çok kaptırdım ki heyecandan ayağa kalkıp okumaya başladım sdjdsjfldjflsdjflkfjlskdj. Yazarın yaptığı bir şey dikkatimi çekti karakterin o an yaptığı bir şeyi "Yaptım" diye anında söylemiyor da daha sonradan zamanı geldiğinde "Bunu böyle yapmıştım." diyor. Bu da nedense yazımda hoşuma giden bir şey oldu. Kapağı da bence güzel ama kitapçıda görsem üstüne atlayacağım bir kapak değil.
Korsan Kralın KızıTricia Levenseller · Martı Yayınları · 20221,493 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·320 syf.·
2026 60. kitabı
Efsus, önce adıyla merakımı cezbetti sonra kapak tasarımıyla “Kavin” deki duygusal yoğunluğu hatırlattı bana. O cam kırıklarını hangi karakter hangi yaptığıyla saplayacaktı kalbime merakıyla başladım okumaya. İlk sayfalarda yıllarca her izlediğimizde ağladığımız o canım Türk filmlerinin nostaljik hüznünü hissettim.Geçmişte kalan ama eskimeyen eskilerin kıymetini hatırladım. Eski aşklardaki saflık,mahcubiyet ve heyecan,arkadaşlıktaki vefa,pastane buluşmaları,muhallebi,mika tabaklar,muhteşem şarkı ve şiirleriyle her sayfasında X kuşağının nostaljiyi yaşayacağı bir Ankara romanı Efsus. Eskiler,biz unutursak eskirler.Yazar, kalemiyle bunu dert edinmiş diye düşünüyorum. Sonunu hiç böyle tahmin etmeyip çok şaşırdığımı da belirteyim. Kitaptaki en şerefsiz karakterin adının Şeref olmasına da teessüf ettim:) Kitabı bitirince gözünüzü kapatıp şarkıları dinlemenizi tavsiye ediyorum. Hem hüzünlenip hem gülümseyeceğiniz şarkı sözlerine ve şiire doyacağınız her sayfasını merak içinde okuyacağınız sımsıcak bir kitap Efsus.
EfsusElif Nihal Altan · Romanoku Yayınları · 202612 okunma
7/10
·104 syf.··
2026 64. kitabı
Sizlere kapağıyla özel bütünleşmiş bir şiir kitabı ile geldim.Kapak ve kitap ismi çok iyi. Yeri gelmiş imgeli yeri gelmiş duygusal yeri gelmiş ironik şiirler var.Şimdiden okuyacak olanlara keyifli okumalar dilerim.
Babamdan Kalan Cüsseli Poşetler OdasıUmut Göksal · Tün Kitap · 20267 okunma
Ne diyeceğimi gerçekten bilmiyorum
6/10
·368 syf.··
2026 3. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 22:07
Bu yazarın kitaplarını bir daha alacağımı sanmıyorum. Evde olduğu için ve halihazırda sıkıldığım için dün başladım ve bugün bitirdim. Nasıl desem. Yazım dilini gerçekten beğenmiyorum. Bir şekilde çok kopuk kopuk hissettiriyor. Araya bir betimleme atıyor ama kitapları çok hızlı akıyor. Sürükleyici bir kitaptı buna rağmen. Gerçekten elimden bırakmadan okudum ama arka kapak yazısındaki heyecanı pek bulamadım. Sonu güzeldi ama bilemiyorum o kadar şaşırmadım sanırım. Böyle bir konu daha farklı bir şekilde toplanabilirdi. Gerilim kısmı gerçekten iyi ama onun dışında pek sevmiyorum yazarın kitaplarını. Öyle çerezlik,akıcı ve bitirmelik kitaplar işte. En azından Joshua Projesi gibi bir hayalkırıklığı ile karşılaşmadım. Gerilim kitaplarını seviyorsanız bir şans verebilirsiniz.
PsikozSebastian Fitzek · Pegasus Yayınları · 2023235 okunma
Kaygılı temaşa;
Puan vermedi·142 syf.··
2026 13. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 20:21
…kitabı karıştırırken aklıma Chateaubriand geldi. Combourg ormanlarının o bitmek bilmeyen kasvetli ağaçları arasında yürürken içine çöken o ilk gençlik hüznü... İnsan ruhunun o karanlık dehlizlerinde gezinirken, bazen akademik bir metnin soğuk satırları arasında aniden kendi çıplak trajedinizle karşılaşırsınız. Kitabın kapak resmi ne kadar mesafeli ve akademik duruyorsa, anlattığı şey o kadar biziz aslında. O bitmek bilmeyen gece yarısı uyanmaları.  Kitap özünde çok eski bir felsefi ayrımı netleştirmeye çalışıyor: korku ile kaygıyı. Karşınıza ansızın vahşi bir hayvan çıktığında hissettiğiniz şey korkudur, nesnesi bellidir ve insanı hayatta tutar. Fakat o ne idüğü belirsiz, odada yalnızken içimizi kemiren o bulanık gölge... İşte o anksiyete. Nedensiz, bir bahaneden bütünüyle yoksun. Geliyor ve insanı, düşmanın aniden bastırdığı, tüfeği bir yanda, heybesi bir yanda kalmış şaşkın bir asker gibi dımdızlak bırakıyor ortada.  Louis Jouvet’yi düşünün mesela. Ünlü oyununun beş yüzüncü temsiline çıkarken sahne arkasında kan ter içinde kalışı, psikosomatik bir egzamayla boğuşması... Muazzam bir aktör olmanız, yüzlerce kez alkışlanmanız içteki o bilinçdışı boşluğun patlamasını engellemeye yetmiyor. İnsan sahnede ne kadar devleşirse devleşsin, kulisin o karanlık köşesinde kendi Hilflosigkeit’ıyla, yani o mutlak çaresizliğiyle baş başa kalıyor.  Burada akıl, ister istemez Yerkes-Dodson eğrisine kayıyor. Kitaptaki o şema o kadar tuhaf bir gerçeği fısıldıyor ki: Kaygı arttıkça performans önce yükseliyor, insanı yaratıcı kılıyor ama o görünmez dozu bir kez aştınız mı, tepe taklak aşağı. Tıpkı gotik blues riflerindeki o tekinsiz hüzün gibi. Karanlık belli bir ritimdeyken ruhu besliyor, kelimeleri doğuruyor ama frekans saptığında mutlak bir felç hali.  Kuantum dolanıklığı gibi bir şey
Anksiyete ve KaygıAndre Le Gall · Dost Kitabevi · 201670 okunma