Bana göre hem empati hem de şükretmeye dair bir kitap gibiydi. Hem etkisi büyük hem de yaşantısı... Kitap sevgiyi çok güzel özetleyen bir kitap... Çok severek okudum ve çokça tavsiye ederim.
Küçük yaşta annesini kaybetmiş Nazlı üvey annesi Cemile aynı evde yaşarlar. Arkadaşının düğününe katılan nazlıya görücü gelir ve mehmetle hikayesi orada başlar. Mehmet izmir de çalışan bir öğretmen annesinin zoru ile nazlıyla evlenmeyi kabul eder çünkü mehmetin sevdiği kadın mehmetin ailesine uygun olmadığı için annesi hakkını helal etmez. Annesinin bu düşüncesi yüzünden de mehmet hiç sevmediği nazlı ile evlenmek zorunda kalır nazlı mehmetin başka bir sevdiği olduğunu daha sonra öğrenir. Maalesef bu toplumumuzda hala yaygın sırf aile kabul etmiyor diye sevmedikleri insanlarla evlenmek zorunda kalan yüzlerce insan vardır eminim. Bunlardan biri de nazlı ve mehmet oldu nazlı mehmeti sevdi fakat mehmet nazlıyı sonradan sevdiğini anladı. Mehmetin annesi öldükten sonra nazlı boşanmak istediğini dile getirdi ve aile evine döndü. Doğuda dul olmak ayıplandığı için artık nazlıya gelen talipler 5 çocuklu babası yaşında olan kişilerdi birgün kapı çaldı ve burak ailesi ile birlikte nazlıyla evlenmek istediğini söyledi. Burak, mehmetin öğretmen arkadaşı kabul etti 10 sene sonra iki tane çocukları oldu ve mehmetle nazlı yine bir toplanmada karşılaştılar. Mehmet işte bu toplanmada aslında arzuyu hiç sevmediğini hep nazlıyı sevdiğini daha geç anladığını nazlıya söyledi ve kitap bitti. Sonu şaşırtmadı pişman olacağı belliydi sade kısa akıcı bi anlatımdan dolayı hızlı okundu kitap serinin devamı varmış okur muyum?bilmiyorum.
Bazı kitaplar vardır; kapağını kapattığınızda bile zihninizde konuşmaya, tartışmaya ve anlamlandırmaya devam ederiz. Kitabın devamını oluşturmaya çalışırız. Odanın her tarafında yankılanmaya devam
Kitabı tasvir ederken ölüm yolculuğu demek istedim, çünkü Tolstoy bu eserinde yaşamı değil; hepimizin telaffuz etmekten hatta çoğu zaman düşünmekten kaçındığı ölümü konuşuyor. Öncelikle kitabı
Peyami Safa’nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu eseri, yalnızca bir hastalık hikâyesi değil, aynı zamanda bir ruhun kendi varlığını sorgulama ve yeniden inşa etme çabasıdır. Safa’nın kişiliği, yaşadığı