Ben bir kez istenilmediğimi hissetmiştim, o günden sonra hep kapıya yakın oturdum.
Duygu ve Düşünce
Ben öyle bir adam isterim ki; merdivenlerden gelirken ayak sesini duyduğumda içim huzur bulsun, anahtarı olmasın cebinde, her kapıyı çaldığında o kapıyı ona her zaman ben açayım, kapıya vuruşunu sevinçle hissedeyim, aradığında sesiyle huzur bulayım, sinirlendiğinde ne bana ne de kendine zarar versin. Tartıştığımızda gitmeyi değil, çözmeyi seçsin. Kırıldığında susup duvar örmek yerine konuşsun; öfkesini değil, merhametini büyütsün. Öyle bir adam olsun ki; yanında kadın olduğumu unutup çocuk gibi neşelenebileyim, ama hayat yorduğunda omzuna başımı koyup dinlenebileyim... SARYA
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kendi Talihinizi Sevin: Özsevgi
İnsan çoğu zaman kendini, başına gelenlerin toplamı zanneder. Ailesiyle, çocukluğuyla, kırgınlıklarıyla, başarısızlıklarıyla, yarım kalan hayalleriyle ve içine gömdüğü cümlelerle kendini tarif etmeye çalışır. Oysa insan yalnızca başına gelenlerden ibaret değildir; onlara verdiği anlamdan, onlara rağmen kurduğu iç dünyadan ve kendi kaderiyle kurduğu ilişkiden de ibarettir. Kendi talihini sevmek, başına gelen her şeyi güzel bulmak değildir. Acıyı kutsamak, haksızlığı normalleştirmek, yarayı inkâr etmek hiç değildir. Kendi talihini sevmek; insanın geçmişine, kaderine ve varoluşuna düşman olmaktan vazgeçmesidir. “Keşke böyle olmasaydı” cümlesinin insan ruhunda açtığı sonsuz boşluğu fark edip, bir gün usulca “Bütün bunlara rağmen ben buradayım” diyebilmesidir. Bu düşünce, Friedrich Nietzsche’nin meşhur “Amor Fati” yani “kaderini sev” kavramını hatırlatır. Amor Fati, insanın yalnızca yaşadığı hayatı kabullenmesi değil; o hayatın bütün zorunluluklarını, kırılmalarını, rastlantılarını ve yaralarını da kendi varoluşunun bir parçası olarak görmesidir. Stoacı filozofların kader karşısındaki sükûneti de burada anlam kazanır. Epiktetos’un insanın kontrolünde olanla olmayanı ayıran bilgeliği, Marcus Aurelius’un hayatın akışına direnmeden erdemli kalma çabası, aslında aynı noktaya işaret eder: İnsan her şeyi seçemez; fakat yaşadıkları karşısında nasıl bir ruh inşa edeceğini seçebilir. Bu noktada “Memento Mori”, yani ölümü hatırlama düşüncesi de özsevgiyle derinden ilişkilidir. Çünkü ölümlü olduğunu bilen insan, kendi hayatını sürekli erteleyemez. Kendine düşmanlık ederek, geçmişle kavga ederek, başkalarının sevgisini inkâr ederek ve kendi ruhunu sürekli cezalandırarak geçirilecek kadar uzun bir ömür yoktur. Ölümün hatırlanması karamsarlık değil; hayatı daha sahici, daha adil ve daha
Psikoloji
Bütün kapıları öyle bir kapatıcam ki o kapıya bakmaya iğreneceksiniz...
1000Kitap
Aslında biliyorum o kapıdan bir daha geçmeyeceğini.
"Artık seni beklemiyorum. Ama bazı akşamlar, hiç gelmeyeceğini bildiğim hâlde gözüm kapıya takılıyor. Sanırım özlemek biraz da böyle bir şey. " ~ Cemal Süreya
Bazen sevmek, insanların çıkardığı tüm gürültüye inat, upuzun bir yolu tek bir dua için yürümeyi göze almaktır... Tıpkı onların o helal yuva kurmak için verdiği naif mücadele gibi. Sadece Alevi olduğu için aile direkt karşı çıkmış, tanımaya bile yeltenmemişler. Biz dışarıdan bakınca belki sadece aşılmaz bir set görüyoruz ama onlar o zorluğun içinde kendilerine huzurlu bir kapı aralamışlar. Sırf sevdasına, kuracakları o temiz yuvaya helal yoldan kavuşabilmek için yönünü namaza dönmüş, dualar ezberliyor şimdi. İnsanların ayrılık sebebi gördüğü o şey, bir kalbin hidayetine, namazla sakinleşmesine vesile olmuş meğer. Niyet bu kadar safken, yoldaki engeller insanı düşürmüyor işte; aksine en doğru kapıya yönlendiriyor. Sabırla örülen o yuva vakti geldiğinde mutlaka kurulur.🤍
Edebiyat